Bir kapıdan içeri, bir asra doğru: Zamansız Kitaplar Müzesi
Bir kapıdan içeri, bir asra doğru: Zamansız Kitaplar Müzesi
Osmangazi Belediyesi’nin Seyyid Usul Kültür Merkezi’nde özel bir çalışma ile oluşturduğu Zamansız Kitaplar Müzesi, Bursa’nın hafıza mekânı kimliğiyle Cumhuriyet’in kültürel birikimini asırlık kitaplarla günümüze taşıyor.
Haber Giriş Tarihi: 12.05.2026 16:29
Haber Güncellenme Tarihi: 12.05.2026 16:44
Kaynak:
P. Şehrengiz Dergisi
Yazan: Asuman KURT ÖGE
Bursa’nın tarih kokan sokaklarından birinde, kapısını araladığınız anda sizi yalnızca kitapların değil, zamanın da içine çeken bir mekân Zamansız Kitaplar Müzesi…
Osmanlı döneminden günümüze uzanan dokusu, dar sokakları ve geleneksel evleriyle bilinen tarihi Kuruçeşme mahallesindeki Seyyid Usul Kültür Merkezi’nin dingin atmosferinde yer alan bu özel koleksiyon, ziyaretçisini sıradan bir müze deneyiminden çıkararak bir hafıza yolculuğuna davet ediyor.
Geçen yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın tarafından açılışı yapılan müze, ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor. Girişteki özel camekânlarda sergilenen sayfaları aralanmış eserler sessizce konuşuyor, her biri kendi hikâyesini anlatıyor. Kimi sayfalarda “şukka” üzerine düşülmüş notların inceliği karşılıyor sizi… Bir diğerinde kitap kurtçuklarının açtığı izlere tanıklık ediyor, bir başka eserin ise zamanın yıprattığı sayfaların daktilo marifetiyle yazılan parçalarla tamamlanıp yeniden hayata döndürüldüğünü fark ediyorsunuz…
BİR ASRIN İZLERİ
Müzenin bir asır öncesinin kütüphanelerini anımsatan raflarında dizili her eser, kendi döneminin ruhunu taşıyan sessiz bir anlatıcı gibi… Rengarenk el işi ciltleriyle raflarda bir disiplin içinde sergilenen kitaplarda; Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayıp 20. yüzyılın sonlarına kadar uzanan geniş bir zaman diliminin izleriyle karşılaşıyorsunuz. Bu izler yalnızca yazın hayatının gelişimini değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümü, değişen bakış açılarını ve kültürel birikimi de gözler önüne seriyor.
Müzenin dikkat çekici yönlerinden biri de yaklaşık 3 bin seçkin eserden oluşan koleksiyonun kronolojik bir bilinçle sunulması. 1929’dan 1940’lara erken cumhuriyet döneminin baskı örneklerinden 1990’lara uzanan bu seçki, Türkiye’de yayıncılığın geçirdiği evrimi somut biçimde ortaya koyuyor. Kâğıt kalitesindeki değişim, dizgi anlayışındaki dönüşüm, kapak tasarımları ve ciltleme tekniklerindeki farklılıklar; Türkiye’deki kitap ve baskı teknolojisindeki değişim ve dönüşüm hakkında ziyaretçilere fikir veriyor.
DÖNEMİN RUHUNU ANLAMAK
Rafların arasında ilerledikçe yalnızca kitaplara değil, dönemin insanına da yaklaşıyorsunuz. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında yayımlanan roman ve hikâyeler, toplumun yeniden şekillenen kimliğini ve arayışlarını yansıtan güçlü metinler olarak karşınıza çıkıyor. Her eser, döneminin ruhunu anlatmak için açılan yeni bir pencere gibi duruyor. Müzenin bir köşesinde ise ziyaretçinin dikkatine sunulan ahşap bir mobilya karşılıyor sizi... Bu mobilyanın küçük çekmecelerinde muntazam bir şekilde sıralanan katalog kartları, geçmişin kütüphane disiplinini yansıtıyor. Her biri kitapların kaydını tutmak ve raflardaki yerini göstermek için kullanılan sessiz bir rehber olan bu kartlar, bugün yerlerini soğuk ve hızlı dijital sistemlere bırakmış olsalar da geçmişin titizliğinin ve emeğinin tanıkları olarak müzede izlenime sunuluyor.
ZAMANIN ASKIYA ALINDIĞI YER
Zamansız Kitaplar Müzesi’nde yer alan eserler, yalnızca yazıldıkları dönemi değil, bugünün okuyucusunu da içine alan çok katmanlı anlamlar üretmeye devam ediyor. Bu yönüyle müze, durağan bir sergi alanından çok, yaşayan bir düşünce mekânı olarak dikkat çekiyor. 2025’te açılan müze, Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve sanata verdiği önemin somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. Kent belleğini korumayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı hedefleyen bu yaklaşım, Bursa’nın tarihsel kimliğiyle uyumlu bir kültür politikası ortaya koyuyor. Belediyenin bu tür projelerle yalnızca fiziksel mekânlar değil, aynı zamanda düşünsel ve kültürel alanlar inşa etmesi, şehrin hafızasını canlı tutma çabasının güçlü bir göstergesi.
SIK RASTLANAN BİR ÖRNEK DEĞİL
Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmail Mutlu Esendemir, projenin hayata geçirilmiş olmasından duyduğu memnuniyetini aktarırken şunları da sözlerine ilave ediyor:
“Kitap müzesi, benzerine sık rastlanan bir örnek değil. Bu proje, kitapların aslında hiçbir zaman eskimediğini gösteriyor. Üstelik Osmangazi Belediyesi olarak bu koleksiyonu oluştururken dışarıdan, sahaflardan kitap temin edilmedi, tamamen kendi kütüphane arşivimizde yer alan eserlerden oluşturuldu. Bu yönüyle de ayrı bir değer taşıyor. Bugün bu müze, tüm kitapseverlere ve okurlara açık bir hafıza mekânı olarak kapılarını aralıyor. Zamansız Kitaplar Müzesi’ne yolu düşen herkes, bu birikimin parçası olmaya davetlidir.”
Gerçekten de Bursa’nın kültür hayatına önemli bir değer katan bu müzede, her bir eser toplumsal belleğin taşıyıcısı olarak varlığını sürdürüyor. Üstelik tüm eserler geçmişten günümüze uzanan bir köprü misyonuyla yakın tarihimize yapılacak keyifli yolculukları kolaylaştırıyor…
SEYYİD USUL KÜLTÜR MERKEZİ
Bu arada Seyyid Usul Kültür Merkezi, 15. yüzyılda Emir Sultan, Seyyid Nasır, Seyyid Nimetullah Ali Dede gibi dervişlerle beraber Buhara’dan Bursa’ya gelen Seyyid Usul tarafından kuruldu. 1489’da vefatının ardından zamanla harap olan dergâh 1555’te Peri Peyker Cafer Çelebi tarafından yaptırılan dönüştürmeyle bir süre medrese olarak hizmet verdi. 1836’da Şeyh Mehmed Emin Zuhuri Efendi, dergâhın boş kalan arsasının üzerine bir semahane ile birkaç odadan oluşan dergâhı, yeniden yaptırdı. 1889’da görevi devralan Şeyh Abdi Efendi dergâhın bazı odalarını yaptırıp, 1901’de de semahaneyi onarttı. 1925’te dergâhın yönetimi Ali Haydar Efendi’ye verildi. Aynı yıl yürürlüğe giren kanunla tüm tekke ve zaviyelerle birlikte Seyyid Usul Dergâhındaki resmi hizmetler de sona erdi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan yapı 2005’te Osmangazi Belediyesi’ne tahsis edilmiş olup 2008 yılında Osmangazi Belediyesi tarafından yapılan esaslı bir onarımın ardından Seyyid Usul Kültür Merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüzde de kültür merkezi olarak hizmet vermektedir.
Yapının haziresinde dergâhta görev yapan şahıslara ait; başta Seyyid Usul olmak üzere, Osmanlı döneminin en eski ve en özgün mezar taşları bulunmaktadır.
Müzedeki nadide eserlerden biri olan 1931 baskılı ‘Şehit Kubilay’ kitabı, içerdiği bilgiler ile cumhuriyetin kuruluş döneminin ruhunu yansıtıyor.
Yazar Kan Demir tarafından kaleme alınan ve 1931 yılında Kanaat Kütüphanesi tarafından 15,5x23 cm ebadında yayımlanan 59 sayfalık Şehit Kubilay kitabı, “Zamansız Kitaplar Müzesi”nde yer alan önemli eserlerden biri. Kitap, yayın tarihi üzerinden geçen yaklaşık 1 asrın izlerini taşıyan sararmış sayfalarında; Menemen meydanında, bir sabah vakti inkılap ve Cumhuriyet için can veren Şehit Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın hikayesine şahit ediyor okurunu…
Kubilay’ın, 23 Aralık 1930’da İzmir’in Menemen ilçesinde cumhuriyet karşıtı bir grubun çıkardığı isyanda şehit edilmesinin üzerinden henüz bir yıl bile geçmemişken kaleme alınmış olması, kitabın satırlarına ayrı bir anlam yüklüyor.
Yazar Kan Demir, kitabın önsözünde şu cümleleri not düşmüş:
“…Ben onu tanıtacak olan bu kitaba, aziz şehidin gözyaşları hiç dinmiyen, iki büklüm anacığının dizi dibinde başladım ve solmuş çelenklerle çok sevdiği kır çiçekler ile örtülü taze mezarı başında bitirdim… bu kitap Kubilay’ın öz kitabıdır.”
Şehit Asteğmen Kubilay’ı anlatan bu özel eser; Kubilay ismini sorgulayarak başlıyor ve kısa da olsa tarihe Moğolların en büyük hükümdarı olarak geçen Kubilay Han’ı anlatıyor.
Sonra mı?
Asteğmen Kubilay’ın ana evine ilk girişi tasvir eden o cümleler insanın boğazına yumruk gibi oturuyor…
Şehidin annesi Zeynep, ağabeyi Ali Efendi ve ablası Fatma Hanım’ın olduğu baba ocağında Kubilay’ın ailesinin Girit’ten başlayan hikayesinin önce İzmir, Adana derken Aydın’a sonrasında da İzmir’e uzanan detayları Yazar Kan Demir’le paylaşılıyor.
SON GÜN, SON GECE
Hele Kubilay’ın son gününü anlatan o sarı sayfalarda okurun iç çekişinin bitmeyeceğini hayal etmek çok da zor değil. Nisan’da bitecek olan askerlik ve Karşıyakalı bir yârin varlığı ile tebessüm ile hüzün arasında gelgitler yaşatıyor. Tabur Komutanının verdiği emirle yaşanan manevra Kubilay’ın kışlaya girmesiyle son bulurken okura belki de bir anlık da olsa “Oh” çektiriyor…
Derken, okuru satırlardan alıkoyan bir duygu hasıl oluyor. En başından hayat dolu, memleket sevdalısı, hayırlı evlat Kubilay’ın yüzü… O son gecede Türk Ocağı’nda yapılan arkadaş toplantısında okur, terhisten sonra yapacaklarını anlatırken buluyor Kubilay’ı…
Karargâh kumandanının verdiği emirle beraber 26 askerle kışlanın bayırından aşağı inerek dar sokaklardan hükümet konağına doğru gidilen yol… Sert bir sabah rüzgârı ve Kubilay arkasındaki askerle nefes nefese koşuyor… Bu sabah Kubilay’ın son sabahı… Okurun yutkunmakta en çok zorlandığı satırlar…
KOLEKSİYONUN BİR PARÇASI
Özetle; neredeyse bir asırlık geçmişe sahip ‘Şehit Kubilay’ kitabı, Osmangazi Belediyesi Zamansız Kitaplar Müzesi koleksiyonunun dikkat çeken eserleri arasında yer alıyor. Müze ziyaretçilerine yalnızca bir kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin hafızasını sunan eser, kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir değer taşıyor. Bu tür nadir eserlerin yerinde görülmesi, tarih bilinci ve farkındalık açısından güçlü bir deneyim sunuyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bir kapıdan içeri, bir asra doğru: Zamansız Kitaplar Müzesi
Osmangazi Belediyesi’nin Seyyid Usul Kültür Merkezi’nde özel bir çalışma ile oluşturduğu Zamansız Kitaplar Müzesi, Bursa’nın hafıza mekânı kimliğiyle Cumhuriyet’in kültürel birikimini asırlık kitaplarla günümüze taşıyor.
Yazan: Asuman KURT ÖGE
Bursa’nın tarih kokan sokaklarından birinde, kapısını araladığınız anda sizi yalnızca kitapların değil, zamanın da içine çeken bir mekân Zamansız Kitaplar Müzesi…
Osmanlı döneminden günümüze uzanan dokusu, dar sokakları ve geleneksel evleriyle bilinen tarihi Kuruçeşme mahallesindeki Seyyid Usul Kültür Merkezi’nin dingin atmosferinde yer alan bu özel koleksiyon, ziyaretçisini sıradan bir müze deneyiminden çıkararak bir hafıza yolculuğuna davet ediyor.
Geçen yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı'nda Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın tarafından açılışı yapılan müze, ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor. Girişteki özel camekânlarda sergilenen sayfaları aralanmış eserler sessizce konuşuyor, her biri kendi hikâyesini anlatıyor. Kimi sayfalarda “şukka” üzerine düşülmüş notların inceliği karşılıyor sizi… Bir diğerinde kitap kurtçuklarının açtığı izlere tanıklık ediyor, bir başka eserin ise zamanın yıprattığı sayfaların daktilo marifetiyle yazılan parçalarla tamamlanıp yeniden hayata döndürüldüğünü fark ediyorsunuz…
BİR ASRIN İZLERİ
Müzenin bir asır öncesinin kütüphanelerini anımsatan raflarında dizili her eser, kendi döneminin ruhunu taşıyan sessiz bir anlatıcı gibi… Rengarenk el işi ciltleriyle raflarda bir disiplin içinde sergilenen kitaplarda; Cumhuriyet’in ilk yıllarından başlayıp 20. yüzyılın sonlarına kadar uzanan geniş bir zaman diliminin izleriyle karşılaşıyorsunuz. Bu izler yalnızca yazın hayatının gelişimini değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümü, değişen bakış açılarını ve kültürel birikimi de gözler önüne seriyor.
Müzenin dikkat çekici yönlerinden biri de yaklaşık 3 bin seçkin eserden oluşan koleksiyonun kronolojik bir bilinçle sunulması. 1929’dan 1940’lara erken cumhuriyet döneminin baskı örneklerinden 1990’lara uzanan bu seçki, Türkiye’de yayıncılığın geçirdiği evrimi somut biçimde ortaya koyuyor. Kâğıt kalitesindeki değişim, dizgi anlayışındaki dönüşüm, kapak tasarımları ve ciltleme tekniklerindeki farklılıklar; Türkiye’deki kitap ve baskı teknolojisindeki değişim ve dönüşüm hakkında ziyaretçilere fikir veriyor.
DÖNEMİN RUHUNU ANLAMAK
Rafların arasında ilerledikçe yalnızca kitaplara değil, dönemin insanına da yaklaşıyorsunuz. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında yayımlanan roman ve hikâyeler, toplumun yeniden şekillenen kimliğini ve arayışlarını yansıtan güçlü metinler olarak karşınıza çıkıyor. Her eser, döneminin ruhunu anlatmak için açılan yeni bir pencere gibi duruyor. Müzenin bir köşesinde ise ziyaretçinin dikkatine sunulan ahşap bir mobilya karşılıyor sizi... Bu mobilyanın küçük çekmecelerinde muntazam bir şekilde sıralanan katalog kartları, geçmişin kütüphane disiplinini yansıtıyor. Her biri kitapların kaydını tutmak ve raflardaki yerini göstermek için kullanılan sessiz bir rehber olan bu kartlar, bugün yerlerini soğuk ve hızlı dijital sistemlere bırakmış olsalar da geçmişin titizliğinin ve emeğinin tanıkları olarak müzede izlenime sunuluyor.
ZAMANIN ASKIYA ALINDIĞI YER
Zamansız Kitaplar Müzesi’nde yer alan eserler, yalnızca yazıldıkları dönemi değil, bugünün okuyucusunu da içine alan çok katmanlı anlamlar üretmeye devam ediyor. Bu yönüyle müze, durağan bir sergi alanından çok, yaşayan bir düşünce mekânı olarak dikkat çekiyor. 2025’te açılan müze, Osmangazi Belediyesi’nin kültür ve sanata verdiği önemin somut bir yansıması olarak öne çıkıyor. Kent belleğini korumayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı hedefleyen bu yaklaşım, Bursa’nın tarihsel kimliğiyle uyumlu bir kültür politikası ortaya koyuyor. Belediyenin bu tür projelerle yalnızca fiziksel mekânlar değil, aynı zamanda düşünsel ve kültürel alanlar inşa etmesi, şehrin hafızasını canlı tutma çabasının güçlü bir göstergesi.
SIK RASTLANAN BİR ÖRNEK DEĞİL
Osmangazi Belediyesi Başkan Yardımcısı İsmail Mutlu Esendemir, projenin hayata geçirilmiş olmasından duyduğu memnuniyetini aktarırken şunları da sözlerine ilave ediyor:
“Kitap müzesi, benzerine sık rastlanan bir örnek değil. Bu proje, kitapların aslında hiçbir zaman eskimediğini gösteriyor. Üstelik Osmangazi Belediyesi olarak bu koleksiyonu oluştururken dışarıdan, sahaflardan kitap temin edilmedi, tamamen kendi kütüphane arşivimizde yer alan eserlerden oluşturuldu. Bu yönüyle de ayrı bir değer taşıyor. Bugün bu müze, tüm kitapseverlere ve okurlara açık bir hafıza mekânı olarak kapılarını aralıyor. Zamansız Kitaplar Müzesi’ne yolu düşen herkes, bu birikimin parçası olmaya davetlidir.”
Gerçekten de Bursa’nın kültür hayatına önemli bir değer katan bu müzede, her bir eser toplumsal belleğin taşıyıcısı olarak varlığını sürdürüyor. Üstelik tüm eserler geçmişten günümüze uzanan bir köprü misyonuyla yakın tarihimize yapılacak keyifli yolculukları kolaylaştırıyor…
SEYYİD USUL KÜLTÜR MERKEZİ
Bu arada Seyyid Usul Kültür Merkezi, 15. yüzyılda Emir Sultan, Seyyid Nasır, Seyyid Nimetullah Ali Dede gibi dervişlerle beraber Buhara’dan Bursa’ya gelen Seyyid Usul tarafından kuruldu. 1489’da vefatının ardından zamanla harap olan dergâh 1555’te Peri Peyker Cafer Çelebi tarafından yaptırılan dönüştürmeyle bir süre medrese olarak hizmet verdi. 1836’da Şeyh Mehmed Emin Zuhuri Efendi, dergâhın boş kalan arsasının üzerine bir semahane ile birkaç odadan oluşan dergâhı, yeniden yaptırdı. 1889’da görevi devralan Şeyh Abdi Efendi dergâhın bazı odalarını yaptırıp, 1901’de de semahaneyi onarttı. 1925’te dergâhın yönetimi Ali Haydar Efendi’ye verildi. Aynı yıl yürürlüğe giren kanunla tüm tekke ve zaviyelerle birlikte Seyyid Usul Dergâhındaki resmi hizmetler de sona erdi.
Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetinde bulunan yapı 2005’te Osmangazi Belediyesi’ne tahsis edilmiş olup 2008 yılında Osmangazi Belediyesi tarafından yapılan esaslı bir onarımın ardından Seyyid Usul Kültür Merkezi olarak hizmete açıldı. Günümüzde de kültür merkezi olarak hizmet vermektedir.
Yapının haziresinde dergâhta görev yapan şahıslara ait; başta Seyyid Usul olmak üzere, Osmanlı döneminin en eski ve en özgün mezar taşları bulunmaktadır.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------
KÜLTÜREL HAFIZADAN BİR HAZİNE: ŞEHİT KUBİLAY
Müzedeki nadide eserlerden biri olan 1931 baskılı ‘Şehit Kubilay’ kitabı, içerdiği bilgiler ile cumhuriyetin kuruluş döneminin ruhunu yansıtıyor.
Yazar Kan Demir tarafından kaleme alınan ve 1931 yılında Kanaat Kütüphanesi tarafından 15,5x23 cm ebadında yayımlanan 59 sayfalık Şehit Kubilay kitabı, “Zamansız Kitaplar Müzesi”nde yer alan önemli eserlerden biri. Kitap, yayın tarihi üzerinden geçen yaklaşık 1 asrın izlerini taşıyan sararmış sayfalarında; Menemen meydanında, bir sabah vakti inkılap ve Cumhuriyet için can veren Şehit Öğretmen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın hikayesine şahit ediyor okurunu…
Kubilay’ın, 23 Aralık 1930’da İzmir’in Menemen ilçesinde cumhuriyet karşıtı bir grubun çıkardığı isyanda şehit edilmesinin üzerinden henüz bir yıl bile geçmemişken kaleme alınmış olması, kitabın satırlarına ayrı bir anlam yüklüyor.
Yazar Kan Demir, kitabın önsözünde şu cümleleri not düşmüş:
“…Ben onu tanıtacak olan bu kitaba, aziz şehidin gözyaşları hiç dinmiyen, iki büklüm anacığının dizi dibinde başladım ve solmuş çelenklerle çok sevdiği kır çiçekler ile örtülü taze mezarı başında bitirdim… bu kitap Kubilay’ın öz kitabıdır.”
Şehit Asteğmen Kubilay’ı anlatan bu özel eser; Kubilay ismini sorgulayarak başlıyor ve kısa da olsa tarihe Moğolların en büyük hükümdarı olarak geçen Kubilay Han’ı anlatıyor.
Sonra mı?
Asteğmen Kubilay’ın ana evine ilk girişi tasvir eden o cümleler insanın boğazına yumruk gibi oturuyor…
Şehidin annesi Zeynep, ağabeyi Ali Efendi ve ablası Fatma Hanım’ın olduğu baba ocağında Kubilay’ın ailesinin Girit’ten başlayan hikayesinin önce İzmir, Adana derken Aydın’a sonrasında da İzmir’e uzanan detayları Yazar Kan Demir’le paylaşılıyor.
SON GÜN, SON GECE
Hele Kubilay’ın son gününü anlatan o sarı sayfalarda okurun iç çekişinin bitmeyeceğini hayal etmek çok da zor değil. Nisan’da bitecek olan askerlik ve Karşıyakalı bir yârin varlığı ile tebessüm ile hüzün arasında gelgitler yaşatıyor. Tabur Komutanının verdiği emirle yaşanan manevra Kubilay’ın kışlaya girmesiyle son bulurken okura belki de bir anlık da olsa “Oh” çektiriyor…
Derken, okuru satırlardan alıkoyan bir duygu hasıl oluyor. En başından hayat dolu, memleket sevdalısı, hayırlı evlat Kubilay’ın yüzü… O son gecede Türk Ocağı’nda yapılan arkadaş toplantısında okur, terhisten sonra yapacaklarını anlatırken buluyor Kubilay’ı…
Karargâh kumandanının verdiği emirle beraber 26 askerle kışlanın bayırından aşağı inerek dar sokaklardan hükümet konağına doğru gidilen yol… Sert bir sabah rüzgârı ve Kubilay arkasındaki askerle nefes nefese koşuyor… Bu sabah Kubilay’ın son sabahı… Okurun yutkunmakta en çok zorlandığı satırlar…
KOLEKSİYONUN BİR PARÇASI
Özetle; neredeyse bir asırlık geçmişe sahip ‘Şehit Kubilay’ kitabı, Osmangazi Belediyesi Zamansız Kitaplar Müzesi koleksiyonunun dikkat çeken eserleri arasında yer alıyor. Müze ziyaretçilerine yalnızca bir kitabı değil, aynı zamanda bir dönemin hafızasını sunan eser, kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemli bir değer taşıyor. Bu tür nadir eserlerin yerinde görülmesi, tarih bilinci ve farkındalık açısından güçlü bir deneyim sunuyor.
Kaynak: P. Şehrengiz Dergisi
En Çok Okunan Haberler