SON DAKİKA
Hava Durumu

Osman Gazi’nin kızıl elması Bursa nasıl fethedildi?

Bursa’nın fethi, yalnızca bir şehrin düşüşü değil; Osmanlı’nın doğuşu, başkent oluşu ve cihan hâkimiyeti yürüyüşünün ilk büyük adımıydı.

Haber Giriş Tarihi: 12.05.2026 16:24
Haber Güncellenme Tarihi: 12.05.2026 16:28
Kaynak: P. Şehrengiz Dergisi
Osman Gazi’nin kızıl elması Bursa nasıl fethedildi?

Yazan: Gazeteci İbrahim ÖGE

"Destiye kurşun atar, keçeye kılıç çalar, Kızılelma'ya dek gideriz!"

Bu cümle yüzyıllar boyu Osmanlı Devleti'nin en güçlü vurucu sınıflarından biri olan Yeniçerilerin sefer coşkusunu ifade etmiştir. Kızılelma mefkuresi Oğuz Kağan'dan itibaren cihan hakimiyetine giden yolda önemli bir motivasyon unsuru olmuştur. Bu hedef doğrultusunda Türkler, İslamiyet öncesinde de sonrasında da hür yaşamış, pek çok devlet kurabilmişlerdir. İşte bu devletlerden biri de Bursa’da devlet kimliğini kazanmıştır. Devletin kurucusu Osman Gazi’nin ise iki kızıl elması vardı: Bursa ve İznik…

Tarihçi Mükrimin Halil Yınanç’ın da aktardığı üzere Bizans kaynakları, Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in, 1302 yılına doğru İznik ve Bursa civarında görünüp bu yörede yerleştiğinden ve bu iki yerleşim birimini uzaktan kontrol ve baskı altında tuttuğundan bahsederler.

BALABANCIK VE AKTİMUR

Yine 14 yüzyılın Bizanslı tarihçisi Georgios Pachymeres’in “Syngrafikai Historiai” isimli eserinde belirttiği üzere 1300’lerde Türklerin Batı Anadolu’ya yayılışları sırasında Bizans’ın elinde kalan üç önemli kale-şehirden biri de Bursa’dır. Tarihçilerin kutbu merhum Halil İnalcık’ın TDV İslam Ansiklopedisi’nde kaleme aldığı “Bursa” makalesinde belirttiği üzere; şehir, ilk kez 1303’te diğer tekfurlarla ittifak kurarak Osmanlı kuvvetlerini Dinboz Geçidi’nde durdurmak isteyen tekfurunun mağlup edilmesinden sonra Osman Bey tarafından kuşatma altına alınmıştır. Bu kuşatma, sonuca ulaşamamakla birlikte şehir, abluka siyaseti ile sıkıştırılmaya başlanmıştır. Ardından Bizans’tan gelecek yardımların önünü kesmek amacıyla Bursa’nın doğusuna ve batısına iki kale/havale kulesi yaptırmıştır.

Osman Gazi, şehrin batısında bugünkü Kükürtle kaplıcalarının olduğu bölgeye yaptırdığı kaleye komutan olarak yeğeni Aktimur Bey görevlendirmiştir. Şehrin doğu tarafına Keşiş (Uludağ) Dağı yamaçlarına bugünkü Mollaarap Mahallesi’ne yaptırdığı kalenin komutanlığı ise Osman Gazi’nin silah arkadaşlarından Balaban (Balabancık) Bey’e verilmiştir. Bu iki hisarın tamamlanmasıyla da Bursa şehri, Osman Bey tarafından tam anlamıyla abluka altına alınmıştır. Âşıkpaşazâde’nin Tevarih-i Al-i Osman’da bahsettiği şekliyle; kuşatma devam ederken Osman Bey hastalanmış, oğlu Orhan Bey idareyi ele almıştır.

ÇARESİZ KALAN TEKFUR

Dönemin Bizans tarihçisi Laonikos Chalkokondyles, Osmanlıların bu uzun kuşatma sırasında Bizans’ta 1321-1328 yılları arasında yaşanan iç savaştan da stratejik olarak faydalandığını belirtmiştir. Özellikle İmparator II. Andronikos ile torunu III. Andronikos arasında yaşanan taht kavgaları ve Balkanlar'daki Sırp tehdidi, Bizans yönetiminin Anadolu'daki son kalelerine askeri yardım göndermesine engel olmuş, oluşan siyasi boşluk, Osmanlı’nın Bursa önlerinde işini kolaylaştırmıştır. Bu süreçte Orhan Bey’in Mudanya ve Orhaneli Kalesi’ni ele geçirip, şehrin Bizans’la olan bağlantısını tamamen koparması da Bursa Tekfuru Saroz veya Vartos’u zora sokmuştur. Tekfur, halkın perişanlığı ve açlığı karşısında çaresiz şehri savunmadan Osmanlı’ya teslim etmek zorunda kalmıştır. Orhan Bey’e gönderdiği elçi vasıtasıyla “halkın canına dokunulmaması, kendisine ve yakınlarına şehirden çıkış izni verilmesi ve herhangi bir zarara uğramadan Gemlik yoluyla İstanbul’a ulaşmalarının sağlanması ve 30 bin filori fidye ödenmesi şartlarıyla şehri bırakmayı kabul ettiğini” bildirmiştir. Nihayetinde İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın Osmanlı Tarihi isimli eserinde anlattığı şekliyle 6 Nisan 1326 tarihinde Osmanlı ordusu, Pınarbaşı’na açılan kapıdan Bursa’ya girmiş ve Ahi Hasan, fethin tamamlandığını surlara diktiği sancakla göstermiştir.

ORHAN GAZİ’NİN TAVRI

Fetih sonrasında Orhan Gazi’nin tavrı da en az askerî başarı kadar dikkat çekicidir. Bursa’da kalan halka kötü muamele edilmemiş, can ve mal güvenlikleri korunmuş, ibadet ve inanç özgürlüklerine dokunulmamıştır. Yine Orhan Gazi, şehrin yağmalanmasına müsaade etmemiştir. İslam hukukundaki “zımmî” (ehl-i zimme) anlayışı çerçevesinde hareket eden Orhan Gazi, Bursa’yı yakıp yıkan değil, onu koruyup dönüştüren bir fetih siyaseti izlemiştir. Ve nihayetinde babası Osman Gazi’nin kızıl elması Bursa’yı Osmanlı Devleti’nin başkenti yapmış ve şehrin imarına büyük önem vermiştir.

Özetle Bursa’nın fethi, Osmanlı tarihi açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Bu fetihle birlikte Osmanlılar, Marmara’nın güneyinde Bizans karşısındaki üstünlüklerini kesin biçimde pekiştirmiştir. Aynı zamanda tarihi İpek Yolu’nun önemli bir kavşak noktasını kontrol altına alarak siyasî ve iktisadî bakımdan da yeni bir aşamaya geçmiştir. Bursa, bundan sonra yalnızca bir başkent değil; ulemanın, ahilerin, dervişlerin ve Anadolu’nun dört bir yanından gelen Türk nüfusun toplandığı büyük bir merkez hâline gelmiştir. Kısacası Bursa’nın fethi, sadece bir şehrin alınması değildir. Bu fetih; Osmanlı Beyliği’nin devlet kimliğine kavuşmasının, kök salmasının ve cihan siyasetine uzanacak yürüyüşünün en kritik kilometre taşıdır.

Kaynak: P. Şehrengiz Dergisi

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.