Kıymetli okur,
Tarih 15 Nisan 2010’u gösteriyordu… Şehrengiz’in “ilk sayı” heyecanını yaşadığımız o gün hissettiklerimizi anlatabilsem keşke… Geride bıraktığımız yıllar boyunca pek çok şeye birlikte tanıklık ettik. Şehrengiz, uluslararası yolculuklara çıktı; Rusya’ya, Almanya’ya gitti. ABD’nin Harvard Üniversitesi Kütüphanesi’ne kadar ulaştı. “Türkçenin Doğru ve Güzel Kullanımı” ve “Kent Kültürüne Katkı” ödüllerine layık görüldük. Yazarlarımızın emekleri çeşitli kurumlar ve cemiyetler tarafından ödüllendirildi.
Bütün bu başarıların ötesinde, bizim için en kıymetlisi, Bursa’nın hafızasına katkı sunabilmek ve şehrimize karşı ahde vefayı yaşatabilmekti. Bu yolculukta dönem dönem benzer dergiler yayın hayatına başladı. Belki onlar da bu şehrin kültürüne katkı sunmak, tarihin izini sürmek istediler. Ancak pek çoğunun yolculuğu kısa sürdü…
Tarihin ve kültürün izini sürmek kolay değildir. Emek ister sabır ister araştırma ister. Bazen bir belgenin peşinde günler geçirirsiniz, bazen unutulmuş bir fotoğrafın ardındaki hikâyeyi çözmeye çalışırsınız. Bazen de herkesin önünden geçip gittiği bir yapının, bir sokağın ya da eski bir hatıranın içinde koca bir tarihin saklı olduğunu fark edersiniz.
Dediğim gibi sabır ve kararlılık gerekir. O nedenledir ki kimi sizi rakip görür, kimi kıskanır, kimi görmezden gelir. Fakat bizim için asıl mesele, kimin ne düşündüğünden çok, bu şehrin hafızasına ne kattığımızdır. Bursa’nın geçmişini yalnızca anlatmak değil, onu bugünün insanıyla buluşturmak ve yarınlara aktarılabilecek bir kültür mirası bırakmak istiyoruz.
Özetle; Bursa’da Cumhuriyet tarihinin “en uzun soluklu yayını” olan Şehrengiz’in hikâyesi devam ediyor.
***
Ve 161. sayımızda da aynı heyecan ve ruhla Bursa’nın dününü, bugünlere ve yarınlara anlatmaya/aktarmaya devam ediyoruz.
Şimdi gelin rakamla 161., yazıyla yüzatmışbirinci sayımızın içeriğine bir göz atalım:
Kapağımızda; Millî Mücadele yıllarında gösterdiği cesaret ve fedakârlıkla Dağ Yöresi’nin hafızasında yer edinen Topal Sadettin Efe’yi konuk ediyoruz. Ömer Faruk Dinçel, Çanakkale cephesi sonrası vatan savunması için yeniden silaha sarılan Gazi Sadettin Efe’nin destansı mücadelesini Şehrengiz okurları için kaleme aldı.
Bursa’nın simge yapılarından Ulu Cami’nin hikâyesine bu kez farklı bir pencereden baktık. Kubilay Ekincioğlu, “Ulucami’nin yeri nasıl seçildi?” başlıklı çalışmasında, Osmanlı’nın beylikten devlete geçiş sürecinde şekillenen şehir anlayışını ele alırken Bursa’nın kalbinde yükselen ibadethanenin konumunun ardındaki tarihî ve mimari gerekçeleri anlattı…
Araştırmacı-Yazar Mesut Biçer, bir asır önce uğradığı beş ayrı Yunan işgaliyle yerle bir olan Yenişehir’de 29 Ekim 1923’te yaşanan Cumhuriyet coşkusunu tanıklarının anlatımıyla satırlara taşıdı. Devamında Kurtuluş Savaşı’nın yaralarını sarmaya çalışan Yenişehir’de halkın Türk havacılığına yaptığı katkıyı ayrı bir konu başlığıyla ele aldı.
M. Orhan Efe, “İki Dede, İki Şehir, Bir Vatan” başlıklı yazısında kendi aile tarihinden yola çıkarak Millî Mücadele’nin insan hikâyelerine kapı araladı. Biri İzmir’in, diğeri Bursa’nın kurtuluşunda görev alan iki dedesinin yaşadıklarını anlatırken savaşın yalnızca cephede verilen mücadeleden ibaret olmadığını hatırlattı.
Metin Belgin ise bu sayımızda bizi eski Bursa’nın unutulmaz tatlarından birine götürdü: Uludağ Gazozu. “Hamamdaki Gazoz Efsanesi” başlıklı yazısında, Nuri Erbak’ın yıllarca sakladığı özel formülle üretilen gazozun hikâyesini çocukluk hatıralarıyla birleştirdi.
Dr. Ceyhun İrgil ve Dr. Alper Can, Ertuğrul Fırkateyni faciasının Bursa’ya uzanan hikâyesini ele aldı. “Ertuğrul Faciası’nın Bursa’ya Uzanan Hikâyesi”, okyanusun derinliklerinde son bulan bir yolculuğun ardındaki insan hikâyelerini ve iki millet arasında yaşatılan dostluk hatırasını günümüze taşıdı.
Bursa basınının ve kent kültürünün önemli isimlerinden Yılmaz Akkılıç’ın yaşamı, mücadelesi ve mirası da bu sayımızda yer aldı. Teoman Menevşe, gazeteci-yazar Tayfun Çavuşoğlu’nun kaleme aldığı “Susmak da Bir Eylemdir!” adlı kitabı tanıttı.
Her sayımızda olduğu gibi bu sayımızda da geçmişin farklı dönemlerine, unutulmaya yüz tutmuş hikâyelere ve Bursa’nın kültürel birikimine uzanırken; 11 Eylül Bursa’nın kurtuluşunun 104. ve 29 Ekim Cumhuriyet’imizin 103. yıl dönümü coşkusunu da yaşıyoruz.
Bursa’nın kurtuluşu ve Cumhuriyet Bayramı’mız kutlu olsun! Keyifli okumalar