SON DAKİKA
Hava Durumu

Kayıp Asurluların izleri paranın başkenti Sardes'te bulundu

Sardes Antik Kenti'nde M.Ö. 600'lü yıllara ait 20 metre genişliğindeki devasa surların, Asurlu ustaların yardımıyla 'pişmiş tuğla' tekniğiyle yapıldığı belirlendi. Eşsiz yapı, birebir kopyaları üretilen özel bir yöntemle koruma altına alınıyor.

Haber Giriş Tarihi: 31.08.2026 17:49
Haber Güncellenme Tarihi: 31.08.2026 17:51
Kaynak: İHA
Kayıp Asurluların izleri paranın başkenti Sardes'te bulundu

arihte parayı ilk kullanan Lidyalıların başkenti Sardes Antik Kenti'nde gün yüzüne çıkarılan 20 metre genişliğindeki devasa sur duvarının sırrı çözülüyor. Anadolu'da o dönemde bilinmeyen 'pişmiş tuğla' teknolojisiyle M.Ö. 600'lü yıllarda inşa edilen yapının, imparatorlukları yıkıldıktan sonra Sardes'e sığınan 'Kayıp Asurlular'ın yardımıyla yapıldığı düşünülüyor. Eşsiz yapı, kopyası üretilerek uygulanan özel bir yöntemle koruma altına alınıyor.
Manisa'nın Salihli ilçesinde bulunan ve tarihte parayı ilk basıp kullanan Lidya Krallığı'na başkentlik yapan Sardes Antik Kenti, Anadolu ve dünya tarihini yeniden şekillendirecek bir gizeme ev sahipliği yapıyor. Antik kentte bulunan ve şu anki yüksekliği 12, genişliği ise 20 metre olan devasa sur duvarının, Mezopotamya'nın yıkılan süper gücü Asurlulara ait izler taşıdığı düşünülüyor. Geçmişte çok daha yüksek olduğu bilinen ve Anadolu'da, hatta belki de dünyada eşi benzeri bulunmayan bu görkemli yapının sırrını ise kerpiçlerin arasına gizlenmiş "pişmiş tuğlalar" ele verdi.

Yıkılan imparatorluktan kaçıp Lidya'ya sığındılar
Lidyalıların neden bu kadar devasa bir sur duvarı inşa etme ihtiyacı duyduğu uzun süredir arkeoloji dünyasında büyük bir merak konusuydu. M.Ö. 600'lü yıllarda inşa edildiği belirlenen duvarın yapılış tarihi, Mezopotamya'nın en acımasız ve güçlü imparatorluklarından biri olan Asur İmparatorluğu'nun çöküş dönemine denk geliyor.
İskitler, Medler ve Babillerin saldırılarıyla başkentleri yıkılan ve tarih sahnesinden silinen Asurluların hayatta kalan ustalarının ve mühendislerinin Sardes'e kaçtığı tahmin ediliyor. Asurlular gibi bir "Dünya imparatorluğu" olma vizyonu taşıyan Lidyalıların, bu mülteci ustaları himayesi altına alarak, onların devasa inşaat teknolojilerinden faydalandığı düşünülüyor.

Pişmiş tuğla ve kerpiçler Asurlu izleri taşıyor
Asurlu duvar ustalarının Lidya Krallığına sığındığı iddiasını güçlendiren en büyük kanıt ise duvarın mimari yapısının incelenmesiyle ortaya çıktı. Kazılarda ve incelemelerde, devasa duvarın yapımında kerpiç ile birlikte "pişmiş tuğla" kullanıldığı tespit edildi. M.Ö. 600'lü yıllarda Anadolu'daki hiçbir yapıda pişmiş tuğla teknolojisi bilinmiyor ve kullanılmıyordu. Sadece Mezopotamya'ya ve özellikle Asurlulara özgü olan bu tekniğin, Anadolu'da yalnızca Sardes'teki bu spesifik duvarda görülmesi, "Kayıp Asurluların" Lidya'daki varlığını adeta belgeliyor.

2500 yıllık duvar klonlanarak korunacak
Lidya Krallığı'nın M.Ö. 547 yılında Persler tarafından yıkılmasına rağmen ayakta kalmayı başaran ve günümüze kadar ulaşan bu tarihi miras, şimdi doğa şartlarına karşı zorlu bir savaş veriyor. Açıkta kalması halinde yavaş yavaş eriyerek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan duvar için eşine az rastlanır bir koruma projesi başlatıldı.
Proje kapsamında öncelikle devasa duvarın milimetrik bir haritası çıkarıldı. Duvarda bulunan binlerce yıllık kerpiç ve tuğlaların boyutları, dokuları ve renkleri laboratuvar ortamında analiz edilerek birebir kopyaları üretildi. Orijinal yapının üzerine, hava almasını sağlayan ancak dış etkenlerden koruyan özel bir koruma bandı çekildi. Ardından, üretilen yeni ve kopyalanmış tuğlalarla, bu koruma bandının hemen ön kısmına duvarın orijinaline sadık kalınarak yeni bir yüzey örülmeye başlandı.
Geliştirilen bu yenilikçi yöntem sayesinde Sardes'i ziyarete gelen turistler duvarın orijinal ihtişamını tüm gerçekliğiyle inceleme fırsatı bulurken, paha biçilemez değerdeki 2500 yıllık gerçek Asur-Lidya mirası ise bu yeni katmanın ardında güvenle geleceğe taşınacak.

"Başka bir örneği yok"
Duvarın Anadolu'da örneği olmadığına dikkat çeken Sardes Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Nicholas Cahill, "Burası Lidya'nın sur duvarlarının bir parçası. M.Ö. 7.- 6. yüzyılda Lidya Kralı Kroisos ve onun babası Alyattes tarafından yapıldı. O kadar büyük bir duvar ki biz de ilk bulduğumuz zamanlarda ne olduğunu anlamadık. Çünkü genişliği 20 metre yüksekliği 12 metre yüksekliğe bugüne kadar korunmuş. Orijinal yüksekliğini biz de bilmiyoruz. 15 metreden fazla olabilir. Öyle ki Akdeniz Bölgesi, Anadolu Bölgesinde hiç başka örneği yok. Komşu şehirlerimizdeki Gordion gibi antik kentlerde de böylesi bir duvarın örneği yok. Onların sur duvarları belki 3 metreden 8 metreye kadar. Ancak 20 metre duvar genişliğinin başka bir örneği yok" dedi.

"Asurluların Lidyalılara böylesi bir duvar inşa etmeyi öğrettiğini düşünüyoruz"
Böylesi sur duvarının örneklerinin Asurlularda görüldüğüne dikkat çeken Prof. Cahill, "Sadece Asurlular bu kadar sur duvarları yapmışlar. Dünyada en büyük şehir Ninova, Nemrut gibi şehirlerde büyük krallıklar var. Oralarda böylesi yapıların olduğu düşünülüyor. Lidyalılar, Asurlular gibi dünya imparatorluğu olmak istemişler. Bu duvar M.Ö. 600'lü yıllarda başlanmış. Tam o zamanlar da Asur İmparatorluğu İskit ve Babiller tarafından yeni yıkılmış. Orada yaşayan Asurlular nereye kaçtı diye düşündüğümüzde Lidya'ya gelerek böylesi bir duvarın yapımını öğretmiş olabileceğini düşünüyoruz" diye konuştu.

Asurluları pişmiş tuğla ve kerpiçler ele verdi
Duvarda kullanılan pişmiş tuğla ve kerpiç teknolojisinin Yunanistan ve Anadolu'da görülmediğini ifade eden Prof. Cahill, "Burada ayrıca pişirilmiş tuğla ve kerpiç buluyoruz. Bu dönemde Yunanistan ve Anadolu'da pişirilmiş tuğla ve kerpiç bulunmuyor. Sadece Asurya ve Mezopotamya'da bulunuyor. Bu teknoloji sadece Sardes'te bu bölümde M.Ö. 7. yüzyılın sonunda 6. yüzyılın ortasına kadar görüyoruz. Sonrasında ise M.Ö. 547'deki büyük savaşta bu duvar da yerle bir olmuş. Üst parça yıkılarak kerpiçler ve tuğlalar bu duvarın üzerini kapatmış. Bu yıkıntı da korunmuş. Eğer açık havada kalsaydı bu duvar yağmur gibi hava şartlarından dolayı yok olacaktı" dedi.

Duvar gelecek nesillere güvenle taşınacak
Duvarın gelecek nesillere güvenle taşınması için eşine az rastlanan bir yöntem bulduklarını belirten Prof. Cahill, "Şimdi en büyük sorumuz 'Biz nasıl koruyacağız?' Eğer açık bırakırsak yavaş yavaş yok olacak. Burası 1980 yılında çıkarıldı. O dönemden bu yana kadar yeni bir yöntem bulduk. Aynı tekniklerle aynı renklerde birebir yeni kerpiçler ürettik. Bu ürettiğimiz kerpiçleri kullanarak duvarın üzerine bu yeni kerpiçlerle kaplama yapıyoruz. Birebir kopya üzerinde çalışıyoruz. Tam olmayacak tabii ama en yakın kopyasını üretmeye çalışıyoruz. Yeni kerpiç ile eski duvar arasında ince bir kaplama kullanıyoruz. Eğer ileride orijinal duvarı görmek istersen bu kaplamayı çıkararak orijinal duvarı da korunmuş bir şekilde görebileceğiz" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.