SON DAKİKA
Hava Durumu

#Sinema

bursasehrengiz - Sinema haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sinema haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Altın Portakal'da gala heyecanı Haber

Altın Portakal'da gala heyecanı

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, başarılı sunucular Cansu Canan Özgen ve Alpdoğan Esenoğlu’nun sunacağı açılış töreniyle sinemaseverleri karşılayacak. Türkiye’nin en köklü sinema şöleni bir kez daha sinema büyüsüne ev sahipliği yapıyor. Festival; 25 Ekim Cumartesi akşamı, Cam Piramit’te Cansu Canan Özgen ve Alpdoğan Esenoğlu’nun sunacağı açılış töreniyle sinemaseverleri selamlayacak. 2 Kasım’a kadar Türk ve dünya sinemasının en yeni yapımlarını ve beyazperdenin usta isimlerini sinemaseverlerle buluşturacak ve pek çok yan etkinlikle sinema ruhunu bir şölene dönüştürecek olan festivalin açılış gecesi, geleneksel kırmızı halı töreniyle başlayacak. Törende Altın Portakal sahiplerini belirleyecek jürilerin seçkin konukları da hazır bulunacak. Her yıl Antalya caddelerini dolaşıp hayranı oldukları dev isimlerle seyircilerin sıcak buluşmalarına manzara olan kortej; 25 Ekim saat 15.30’da Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) önünden hareket edecek. Kortejin ardından gerçekleşecek açılış töreninde ise Onur Ödülleri, Başarı Ödülleri ve Emek Ödülleri sahiplerine takdim edilecek. Gecede usta oyuncular Serap Aksoy ve Settar Tanrıöğen’e Onur Ödülü, senarist- yazar Feride Çiçekoğlu’na ise Emek Ödülü sunulacak. Oyuncular Merve Dizdar ve Selahattin Paşalı, Başarı Ödülleri’nin sahibi olurken senarist-yönetmen Cansu Baydar da Genç Sinemacı Başarı Ödülü’nü alacak.

Sektörün uzman isimleri, Film Forum jürilerinde Haber

Sektörün uzman isimleri, Film Forum jürilerinde

62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali çerçevesinde Film Forum'da 20 finalist projeyi değerlendirecek isimler belli oldu. 24 Ekim - 2 Kasım 2025 tarihleri arasında bu yıl 62.'si gerçekleştirilecek olan Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin ortak yapım ve proje geliştirme platformu Film Forum jürileri, sektörün önde gelen yerli ve yabancı isimlerinden oluşuyor. 27- 28 Ekim tarihlerinde Hotel Su'da gerçekleşecek büyük sektör buluşmasında finale kalan projeler, 27 Ekim saat 12.00'de sunumlarını yapacak. 28 Ekim'deki ödül töreninde ise geleceğin filmleri, ilk desteklerini alarak yolculuklarına başlayacak. Bu yıl Film Forum Work In Progress Jürisi; Gabor Kriegler, Michaela Sabo ve Gökçe Işıl Tuna'dan oluşuyor. Pitching Jürisi'nde ise Onur Ünlü, Çiğdem Vitrinel ve Funda Alp var. FİLM FORUM WORK İN PROGRESS JÜRİSİ: Gabor Kriegler, kariyerine 1999'da Avustralya- Almanya ortaklığındaki Grundy UFA'da yazar kadrosunda başladı. 2010'da HBO Europe'un Budapeşte ofisinde yönetici oldu. 2019'da uluslararası pazar için üst düzey senaryolu içerikler oluşturmak ve geliştirmek üzere kendi şirketi Joyrider'ı kurdu. Gabor ayrıca Midpoint Enstitüsü'nün diziyle ilgili programlarında Çalışma Başkanı ve çeşitli uluslararası drama dizisi atölyelerinde konuk eğitmen olarak görev yapıyor. Michaela Sabo, Prag'da tiyatro dramaturjisi ve Los Angeles'taki UCLA'da senaryo yazarlığı eğitimi aldı. Ayrıca Berlin Alman Film ve Televizyon Akademisi'nin (DFFB) dizi hikaye anlatıcılığı ve şovmenlik programı Serial Eyes'dan mezun oldu. Yayınlanmış beş televizyon dizisi ve çeşitli aşamalardaki kimi sinema projelerinde serbest yazar, yapımcı ve geliştirme yöneticisi olarak çalışıyor. Ayrıca Saraybosna Film Festivali, Serial Eyes - DFFB, Series Mania - Writers Campus, Midpoint Institute, Karlovy Vary UFF, Clermont-Ferrand Kısa Film Festivali, Tallinn Black Nights, Torino Lab, Eureka Series gibi festivallerde hikaye geliştirme eğitimi veriyor. Motiva Film'in kurucusu, yapımcı Gökçe Işıl Tuna; Bilgi Üniversitesi Sinema ve Televizyon Bölümü'nü bitirdi ayrıca New York Film Academy'de senaryo yazımı ve California Üniversitesi Irvine'da proje yönetimi eğitimi aldı, Avrupa Görsel İşitsel Girişimci Yapımcılar Atölyesi'ne (EAVE) katıldı. Ali Aydın, Seren Yüce, Bahman Ghobadi ve Erdem Tepegöz gibi yönetmenlerle çalışarak Ich Liebe Dich (2012), Küf (2012, Venedik "Geleceğin Aslanı"), Rüzgarda Salınan Nilüfer (2015, Montreal "En İyi Senaryo") ve The Four Walls (2020, Tokyo "En İyi Erkek Oyuncu") gibi uluslararası ödüllü filmlere imza attı. Halihazırda Selda Taşkın'ın ilk uzun metraj filmi "Yaşlı Kadının Gardiyanları" projesi üzerinde çalışıyor. Proje, 2025 İstanbul Meetings on the Bridge kapsamında ArteKino Ödülü ve Melodika Sound Ödülü aldı. FİLM FORUM PİTCHİNG JÜRİSİ Reklamcılık eğitiminin ardından sinema alanında yüksek lisans yapan yönetmen Onur Ünlü, Türkiye'nin en özgün sinemacılarından biri. 2006'da "Polis" ile adım attığı yönetmenlik kariyerinde "Güneşin Oğlu", "Beş Şehir", "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi", "Sen Aydınlatırsın Geceyi", "İtirazım Var", "Topal Şükran'ın Maceraları", "Put Şeylere", "Kırık Kalpler Bankası" ve "Bomboş" gibi filmleriyle pek çok ödülün sahibi oldu. Yönetmenliğini üstlendiği "Leyla ile Mecnun", "Şubat", "Beş Kardeş" ve "Ben de Özledim" adlı diziler, televizyon yayıncılığının kültleri arasına girdi. Eflatun Film'in kurucularından olan Ünlü'nün aynı zamanda yayınlanmış bir şiir, iki de romanı var İlk filmi "Geriye Kalan" ile 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Yönetmen" ödülünün sahibi olan Çiğdem Vitrinel'in ikinci filmi, "Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku" da 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En iyi Görüntü" dalında ödül kazandı. Vitrinel halen üçüncü filmi "Nasıl Yapmalı?"nın hazırlıklarını sürdürüyor. Funda Alp, Onur Ünlü ile kurdukları Eflatun Film bünyesinde; "Şubat", "Leyla ile Mecnun", "Sen Aydınlatırsın Geceyi", "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi", "Beş Şehir", "Acı Aşk", "Güneşin Oğlu" ve "Polis" gibi film ve dizilerle "Sırat", "Acemi Müezzin", "Gurbet Kuşları", "Müjgan Bey", "Serçe Sarayı", "Dudullu Postası" ve "Sevgili Geçmiş" gibi pek çok yapımın da senaristliğini üstlendi. Yapımcısı olduğu "Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi", Adana Film Festivali'nde (2011); "Sen Aydınlatırsın Geceyi" filmi ise İstanbul Film Festivali'nde (2013) En İyi Film Ödülü kazandı. "Azap Çavuşu", "Bir Ayrılık Bir Ölüm", "Diriliş", "Nefes", "Suçlu Taraf", "Tek Ölüm Yetmez" gibi projelerin senaryo danışmanlığını da üstlenen Alp aynı zamanda senaryo dersleri de veriyor. 172 BAŞVURUDAN 20 PROJE, FİLM PROFESYONELLERİNİN KARŞISINA ÇIKACAK Toplam 172 başvurunun yapıldığı Forum'da; yönetmen Nazlı Elif Durlu, belgeselci Esin Özalp Öztürk, akademisyen Ayça Çiftçi, senarist-akademisyen-yönetmen Özgür Şeyben ve senarist- yönetmen Handan İpekçi'den oluşan ön jüri tarafından belirlenen 20 proje, sektörün profesyonelleri tarafından değerlendirilecek. Türkiye'nin önde gelen sektörel destek platformu Film Forum; yönetmen, yapımcı ve senaristleri, uluslararası film profesyonelleriyle buluştururken Türk sinemasını bu yıl toplam 1 milyon 100 bin TL ile destekliyor. Ayrıca Film Forum bu yıl yeni bir bölümle Türk sinemasına desteğini de artırıyor: Sinemamıza yeni isimler ve eserler kazandırmak amacıyla hayata geçirilen İlk Uzun Metraj Film Geliştirme Platformu, ilk yılında 4 projeyi değerlendirecek.

Mehmet Aslantuğ’dan kırk yıllık samimi gözlemler Haber

Mehmet Aslantuğ’dan kırk yıllık samimi gözlemler

61. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında bugün başlayan Antalya Film Forum (AFF), sektörel buluşmalar ve yeni projelere destek programlarının yanı sıra çok özel misafirleri de ağırlıyor. Onlardan biri, bugün sinema yazarı Burak Göral’la birlikte ustalık dersine katılan, efsane oyuncu Mehmet Aslantuğ oldu. 1985’ten itibaren sinema filmleri ve televizyon dizilerinde rol alan Aslantuğ’un unutulmaz işleri arasında “Kapıları Açmak” (Osman Sınav), “Yengeç Sepeti”, “Bir Kadının Anatomisi” (Yavuz Özkan), “Akrebin Yolculuğu” (Ömer Kavur), TRT dizileri “Belene”, “İz Peşinde”, “Kurtuluş”, özel televizyon dizileri “İz Peşinde”, “Sıcak Saatler”, “Bir İstanbul Masalı”, “Hanımın Çiftliği” gibi yapımlar var. Aslantuğ; “Kapıları Açmak”, “Yalancı” ve “Yengeç Sepeti” filmleriyle Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu ödüllerinin de sahibi oldu. "FİLMOGRAFİ TEK DEĞER DEĞİLDİR" Ustalık dersi, Burak Göral’ın “90’lar ve 2000’lerde çok aktif kariyeri olan biriydiniz. Sonra bu aktiflikte işler çıkmadı. Oysa ben 2009’da siz bir de film yönetince çok sevinmiştim; hem oyuncu hem yönetmen, artık bizim de bir Kevin Costner’ımız var diye, ama devamı gelmedi. Bunun sebepleri nedir?” sorusuyla başladı. Aslantuğ, bunun gerekçesini şöyle açıkladı: "2002’de İstanbul Film Festivali’nde jüri üyesiydim. O dönem Atilla Dorsay aynı soruyu sormuştu. 90’larda sinemayla aktör olarak daha çok bir aradayken sonra özel televizyonculuk işleriyle uğraşıp sinemadan uzaklaşan bir aktör için üzülüyorum, demişti. Ama ben çok öyle düşünmüyorum aslında. Daha çok şey denebilir; Turgut Yasalar’ın da ya da başka arkadaşlarımızın da son 15 yıl içinde ‘eyvah’ dediğim filmleri var. Filmografiyi 6 film daha yukarıda tutabilirsin 3’er yıl arayla. Hatalı kararların da olabilir. Demek istiyorum ki filmografi, biricik kıymetli diye açıklamaktan imtina ederim. Hiç öyle bakmadım. Üniversitede tiyatroyla birlikte 78 kuşağı olarak biz, 68 kuşağının dertlendiği yerden, sadece siyasi olarak değil, sanatta da onların dilinden etkilendik. Aktör olarak işin mutfağıyla ilişkinin birkaç bileşeni var. Ben şahsen aktörlüğün; senaryonun, yönetmenin, başkaca kıymetlerin içinde mutlaka bir değer ifade ettiğine net inanan biriyim. Bundan bağımsız bir performansı düşünmek saçmalık. Yani yönetmenin anlam oluşturma becerisi ve oradaki aralıkların tanzimi, tahkimi, o meziyetin ortaya çıkaracağı şey; aktörü var eden bir şey. Aktör, yaşı ne olursa olsun, kendini bırakırsa o hamur tadında kıymete, oradan bir yere çıkabilir. Aynı oyuncu, aynı dönemde a birikimi yönetmeni projesiyle bir şeydir, b’de hiçbir şey olabilir. Kendi deneyiminin nöbetini tutar muhakkak fakat orada anlam oluşturma derinliğindeki balansı kaybedebilir, tek başına kimse oraya yetmez.  68 kuşağı, orayı temsil eden yönetmenlerin biraz psikolojide, sosyolojide, felsefede dertlendiği teknik yanları; görüntü yönetimine ve başka meziyetlere bıraktığı ve kendilerini orada çoğaltmış yönetmenlerin dünyası, önemliydi. Orayı kademe kademe kaybediyoruz kanısındayım. Dolayısıyla bu 40 yıla yaklaşan süreçte mesela 'Kapıları Açmak', Mustafa Kutlu’nun eseriydi, o daha muhafazakâr iklimin yazarı gibi görünüyor, Osman Sınav’ın rejisiydi. Osman Sınav bence sonra televizyonda açtığı serüvenin dışında bir hassasiyette, bir sinema-TV öğrencisi olarak Lütfü Akadların, Metin Erksanların mirasını taşıyacak yetenekte, duyarlılıkta kendi kuşağının yönetmenlerinden biri. Şahsen aktörlüğün, özellikle bu coğrafyada, bir derdi üstlenebileceğini düşünürüm fakat mutfağın toplam kıymeti, ifadesi ve bereketi ne ise aktörlükle biricik ilişkinin kolay kolay tatmin etmediğine de inandım hep. Proje bazlı mümkün olabilir; Ömer Kavur’la buluşursunuz, okuldur; başka bir şey olabilir. Yavuz Özkan, Yusuf Kurçenli; kendi içinde bir şeydir. Mesela biz 'Sıcak Saatler'i 1996’da Attila İlhan’ın da olduğu masada edebiyatçı Ahmet Yurdakul’la beraber hazırladık. Ülkenin mahalle dizilerine eşiklendiği bir dönemde biz derin devlete girdik mesela. Yine veranda, Kanlıca, mahalle temaslarını bir dizi öyküsü içine koyarken daha geride içerik olarak zenginlik verecek işleri bir özel televizyonda yapabiliriz, duygusunda nöbet tutmaya çalıştık." "YENİ DÖNEM YÖNETMENLERİ YALNIZ" Aslantuğ, Göral’ın “Okul yönetmenler diye bahsettiğiniz isimlere son dönemlerde rastlayamadığınız için mi acaba daha az görünür oldunuz?” şeklindeki sorusuna "Bazıları teknik zorunluluk; yani o ara televizyona kontratın varsa o, bir takvim sorunu yaşatıyor. Söylediğin gerekçenin de bir payı var" cevabını verdi. Göral’ın "Artık o yönetmenler yok mu?" sorusunun cevabını ise şu sözlerle açıkladı: "Şu son 3-5 yıl başkaca yoğunluklar tercih etmediğim süreçlerin içinde buldum kendimi ve dolayısıyla bir parça uzak kaldım. Adana’da jüriyken de mesela seçkinin muhataplarını, filmografilerini geri dönüp tarama ihtiyacı hissettim; yönetmenleri tek tek tanımadığım için. Şimdi oraları kapatmak gerektiğini düşünüyorum kendi adıma. Ben kıymete inanıyorum; Atilla Bey'e onu söyleme ihtiyacı hissetmiştim. Bir dönem 'Kartallar Yüksek Uçar', 'Yarın Artık Bugündür', 'Sekiz Sütuna Manşet' gibi işler yapıldı, Attila İlhan senaryolarını izledi bu ülke! Kamyonların arkasında ‘kartallar yüksek uçar’ yazıyordu! Şimdi televizyonda, dramalarda bu derinlik yok. Aktör olarak konuşmuyorum sadece; mutfakta da derdi olan biri olarak. Adana’da da seçkinin bir yarısında psikolojik sorunları, cinsiyetten bağımsız önemli travmaları fona koysa da süreyi bereketli yönetmek ve anlam oluşturmada geriye düşmüş işler izliyoruz. Oysa bunlar film olmuş ve seçkiye kalmışlar; onların mümkünse onunun da birbiriyle çok iyi rekabet edebilmesini çok arzu ederim. Burayı rehabilite etmek, burada herkesin birbirine adım atmasını sağlamak, usta çırak ilişkisinde de bir öğretinin, bir deneyimin işlerliğinin olduğunu hatırlatmak gerek. O bir değerdir, orayı reddetmek de bir metot haline gelmemeli. Yalnız kalıyorlar. Yalnız kalmanın etkilerini de filmin bütününde görüyorsun." "ÜLKENİN İKLİMİ ENERJİMİZİ ÇALIYOR" Aslantuğ’un açıklamalarına "Herkes biraz kendi içinde üretimini yapıyor. Belki o kuşaktan sonra şimdiki ustalar kuşağı biraz gönülsüz mü acaba aktarmak konusunda?" şeklinde yorum yapan Göral’ı, oyuncu şöyle tamamladı: "Bu enerjiyi ülkenin ikliminin çaldığını biliyoruz. Ekonomik ikliminin, hak ve özgürlükler konusundaki anlamsız sınavların, güvenlik başlıklı biricik hale gelen ve başkaca da hiçbir şey yokmuş gibi gereğinden fazla büyütülerek bürokrasi ve siyaseti teslim alan dil, enerjimizi çalıyor." "BİZİM KUŞAK DA BAZEN TAHAMMÜL EDİLMEZ FİLMLER YAPTI" Göral’ın "Genel olarak hikaye anlatıcılığımız mı bozuldu?" sorusuna, "O bozuldu. Hikaye anlatıcılığı kesin tetikleyen bir sebep, orada katmanlara ihtiyaç var" cevabını veren Aslantuğ, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aktörü belirleyen, yönetmenin dünyasıdır. Ben farklı disiplinlerle çoğalmanın, sosyal bilimlerden beslenmenin, biraz fonda başka derinliklerde deneyimlenmenin, usta çırak ilişkisinin oradan da beslenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bizim köprü konumunda olanların geçmişinde eksiklikleri var. Bazen başka bileşenleri unuttular, bazen sadece bir derdimiz var, onu söyleyelim derken tahammül edilmez filmler de ortaya çıktı."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.