SON DAKİKA
Hava Durumu

#Kastamonu

bursasehrengiz - Kastamonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kastamonu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

100. Yılında bir devrimin izini sürmek! Haber

100. Yılında bir devrimin izini sürmek!

Yazar: Zehra Anbartepe - Sanat Tarihçisi Atamızın önderliğinde, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren uygulamaya konulan devrimlerle Türkiye’nin çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırılması hedeflenmiştir. Bunun için eski ve işlevini yitirmiş kurumların bırakılması kadar, toplumun dış görünümünün de değiştirilmesi önem arz ediyordu. 22 Eylül-8 Ekim 1925 tarihleri arasında gerçekleştirilen Atatürk’ün 4. Bursa ziyareti, Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından bakıldığında, Şapka ve Kıyafet İnkılabına ilişkin ilk konuşmaların yapıldığı Kastamonu’nun ardından, Bursa’da yaşananlar bu devrimci atılımın halk tarafından da benimsenmekte olduğunun göstergesi olmuştur. Bir toplumun sosyokültürel yapısını yansıtan en önemli unsurlardan biri kıyafettir. Öyle ki hem bireysel hem de toplumsal açıdan bakıldığında kıyafet ve bedenin etnik, kültürel, dinî, tarihî, sosyolojik, coğrafi, ekonomik bağlamda birçok anlama işaret etmesi kaçınılmaz bir gerçektir. İnsanlık tarihi açısından bakıldığında kıyafet insanları birbirinden ayıran önemli ve derin anlamlar içerir. Türkiye’nin başlık kültürü hakkında kısa bir izah… Türkiye’nin şapka kültürünün gelişim sürecini anlamak için Cumhuriyet öncesinde Anadolu şapka kültürünü de anlamak önemlidir. Türkler için başlık sadece bir giyinme öğesi olmanın dışında aynı zamanda değişen, dönüşen kültür ve medeniyet hamlelerinin de önemli bir göstergesi olmuştur. Börk, sarık, fes, kalpak ve şapka sıralamasından söz etmek mümkün… Türkistan’da Göktürkler zamanında kullanılmaya başlanan börk, özellikle savaş zamanlarında soğuktan koruduğu için tercih edilmiştir. Genellikle keçi derisinden yapılan dışı tüylü bu başlığı, Osmanlılar zamanında ise yeniçeriler kullanmıştır. Kaşgarlı Mahmud’un “Divan-ı Lügati’t Türk” adlı eserinde yer verdiği “Başsız börk olmaz, tatsız Türk olmaz”, atasözünde başlığın, Türklerin ayırıcı özelliği olduğu yüzyıllar öncesinden bu şekilde ifade edilmektedir. Burada geçen “tatsız” ifadesi ise Türk olmayan milletleri tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Dolayısıyla “Börk” giymek Türk olmanın alametlerinden biri olarak kültürümüzde öne çıkan bir başlık türü olmuştur. Osmanlı döneminde kullanılan “sarık” ise, modeline göre toplum içinde halk, zanaatkâr, devlet veya yönetici sınıflarını birbirinden ayırt etmeyi mümkün kılıyordu. Hatta kişinin hayatta iken kullandığı sarık vefat ettiğinde mezar taşına dahi kazınmaktaydı. Dolayısıyla sarık biçimlerinden ölen kimsenin mesleği, ailesi, eğitim durumu gibi pek çok kimlik bileşeni hakkında bilgi almak mümkün olmaktaydı. Başlık serüveni içinde kullanıldığı dönemde önemli tartışmalara sebep olan diğer bir başlık ise “fes” olmuştur. Osmanlı topraklarına ilk kez II. Mahmut döneminde gelmiş olan fesi ilk giyenler denizcilik sınıfından olan kalyoncu neferleridir. Fes, Osmanlı’ya Tunus’tan gelmiştir. Ancak daha önce uğradığı yer Arnavutluk ve Yunanistan olmuştur. Fesler kullanıldıkları dönemlerin hükümdarlarına göre Mahmudiye, Mecidiye, Aziziye, Hamidiye gibi isimlerle anılmışlardır. 1828 Kıyafet Nizamnamesi ile bu konuda kanun hükmünde ilk düzenlemelerin yapıldığı II. Mahmut Dönemi’nde kıyafet ve fes giyme yasaları memurlar ve askerî personelle sınırlı tutulmuş, halk bu kanuna uymak konusunda serbest bırakılmıştır. Kalpak, milli mücadele yıllarında direnişin sembolü olmuştur. Kuvayı Millîye hareketini destekleyenler başta olmak üzere millî mücadeleye destek olanlar fesi çıkarıp yerine kalpak giymeye başlamışlardır. Kalpak özellikle Anadolu direnişinin simgesi olarak İstanbul’dan önce Anadolu’da kullanılmaya başlanmıştır. Foto altı: Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal- Ocak 1905 İstanbul) Fotoaltı: Tarsus, 17 Mart 1923) Peki, Neden Kastamonu? Kastamonu, Millî Mücadele hareketine cephe gerisinde büyük destek veren ve lojistik önemi olan bir vilayetti. Mustafa Kemal Paşa Batı Cephesi’nde, “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da kulağım İnebolu’da” derken işte bu önemi vurguluyordu. Atatürk, 1925 tarihinde Kastamonu şehrinde Şapka Devrimi'ni ilk kez halka anlatmaktadır. Mustafa Kemal, 24 Ağustos günü Kastamonu’da geniş kenarlı olan beyaz panama tarzı bir şapka giyerek halkın karşısına çıkmıştır. Foto altı: Gazi Paşa 1925 Kastamonu'da Panama şapkasıyla) Ulu Önder, şapkayı ilk kez Kastamonu'da giymesinin nedenini ise şu şekilde ifade ediyordu; Diğer şehirlerde üniformalı veya fesli olarak tanındığı, Kastamonu'da ise halkın kendisini ilk kez görecekleri için bu şapkayı tercih ettiği biçiminde açıklamıştır. Bilindiği üzere, Mustafa Kemal Paşa’nın Kastamonu gezisi 23 Ağustos -1 Eylül 1925 tarihleri arasını kapsamaktadır. Bu seyahatin Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından önemi Şapka ve Kıyafet İnkılabına ilişkin ilk konuşmaların Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından bu seyahat esnasında, Kastamonu’da yapılmış olmasıydı. (Foto: Kastamonu, 1925) Şapka Devrimine Dair Bursa’da Önemli Gelişmeler Kastamonu İnebolu’da yaşanan devrimci atılımın ardından Bursa’daki yönetici ve devlet görevlileri şapka giymeye çoktan başlamışlardı. Ayrıca, Bursa’da arakiyeciler yani halk için yün külah yapanlar artık şapka yapıyorlardı. Yapıcıların ürettiği şapkalar genellikle fötr ve melon şapka biçimindeydi. 22 Eylül- 8 Ekim 1925 tarihleri arsını kapsayan Atatürk’ün 4. Bursa Gezisi… Atatürk, 21 Eylül sabahı Ankara’dan trenle İzmit’e gitmişti. 22 Eylül’de Seyr-i Sefain’in (Denizyolları) Reşit Paşa adlı gemisi ile Mudanya’ya hareket etti. Bu yolculukta Ertuğrul yatı ve Gülnihal gemisi ile donanmanın Peyk-i Şevket ve Akhisar adlı savaş gemileri de Paşa’ya eşlik ediyorlardı. Nihayet saat 17.30 da Mudanya iskelesine yanaşmışlardı. Fotoaltı: Reşit Paşa Gemisi’nde Atatürk ve beraberindekiler) Gazi’yi karşılayanlar arasında, Vali Kemal Gedeleç, Ordu Müfettişi Ali Sait Paşa, Kolordu Komutanı Ali Hikmet Paşa ve Bursa Belediye Başkanı Yağcı Cemal Bey ile çeşitli meslek gruplarından kurullar da vardı. Mudanya iskelesinde ve alanda onu karşılayanların hepsi şapka giymişlerdi. Ancak dönemin koşulları gereği herkes ne bulduysa onu başına geçirmiş, Atasını karşılamaya ve ona olan bağlılıklarını göstermeye koşmuşlardı. Gazi Mustafa Kemal Paşa Mudanya İskelesinde kendisini şapkalarıyla karşılayanların bu devrimci atılımı benimsediklerini görmekten dolayı gayet mutlu idi. O sırada genç bir kişi ilgisini çekmişti. Onun önünde durdu ve sevecenlikle gülümsedi. Cumhurbaşkanı’nın önünde durduğu ve gülümsediği kişi, Mudanya Tirilye’de öğretmen olan Baki (Gökçe) Bey idi. Tabi heyecanla biraz ürpermiş ve Cumhurbaşkanı’nın karşısında korkulu bir an yaşamıştı. Acaba niçindi? Öğretmen Baki Gökçe, bu duruşun gülümseyişin sebebini çok sonra anlayacaktı. Çünkü şapka henüz bilinmedik bir şeydi. Genç Öğretmen, gerçi bir şapka bulup başına geçirmişti ama bu bir kadın şapkasıydı. Gazi onun için gülümsemişti, ona sevecenlikle ve içtenlikle… Mudanya Belediyesi’nde bir süre dinlenen Cumhurbaşkanı, trenle Bursa’ya hareketinden sonra ilk durağı Geçit oldu. Burada halkla söyleşide bulunan Cumhurbaşkanı, Acemler İstasyonuna vardıktan sonra, açık bir otomobille kent merkezine doğru hareket etti. Burada top atışlarıyla karşılanan Gazi, bir süre Belediye de kaldıktan sonra, geceyi geçirmek üzere Hünkâr Köşkü’ne çıktı. Bursa’da coşkulu gösterilerle karşılanan Cumhurbaşkanı gece yarısından sonra Ankara’da bulunan Başbakan İsmet Paşa’ya devrimin benimsenmekte oluşundan duyduğu mutluluğu dile getirdiği bir telgraf göndermişti. Atatürk, o gün Bursa’da yaşadıklarından dolayı o kadar gururlanmış ve mutlu olmuştu ki Bursa Hünkâr (Cumhuriyet)Köşkü’nden, gece yarısından sonra Başbakan İsmet Paşa’ya bir telgraf göndermişti… Telgraf şöyle idi; Ankara’da Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine Bugün öğleden sonra Bursa’ya ulaşıldı. Bütün güzergâhta İzmit’te ve hülasa Marmara’da, İstanbul’dan gelen heyetlerle ki her biri kadın, erkek beş yüz den fazla idi. Görüşmeler ve Mudanya’da, Bursa yolunda ve Bursa’daki gösteriler ve gördüklerimiz pek çok duygu ve kıvanç nedenidir. Bütün bu gösterilerin yeni nedeni şapkadır. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıdır. Her yerde gayet güzel ve ucuz fötrler yapımına başlanmıştır. Eskişehir’e yaklaştığımızda iki uçak karşılamış ve uğurlamıştı. Mudanya’ya yaklaştığımızda altı uçak üzerimizde uçtu. Gazetelerde çok ayrıntı göreceksiniz. Gözlerinizden öperim. Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal *** 28 Eylül 1925 Günü, Atasının İzinde Bursa Tarih Yazmaya Devam Ediyordu. Belediye önünde toplanan kadın erkek binlerce kişi Gazi’ye ve devrime bağlılıklarını göstermek için büyük bir coşkuyla Gazi Paşa’nın konakladığı Hünkâr Köşkü’ne doğru yola çıkmışlardı. 28 Eylül günü saat 14.00’te Belediye önünde toplanan binlerce kişiye, Müze Müdürü Hasan Fehmi Bey önce bir konuşma yaptı ve Gazi’ye bağlılık gösterisi sunma çağrısından sonra kalabalık büyük bir coşku içinde Hünkâr Köşkü’ne doğru yürüyüşe geçti. Köşke varıldığında Cumhurbaşkanı, Uludağ yamaçlarına bakan güney kapısı önüne çıkarak önce halkı selamladı. Köşke ulaştıktan sonra Türk Ocağı Başkanı Dr. Nazif’i Şerif Bey (Nabel) -ki kendisi daha sonra Bursa Belediye Başkanlığı da yapmıştır- halkın Gazi’ye olan bağlılığını dile getiren bir konuşma yaptı. Daha sonra Cumhurbaşkanı, Köşk bahçesini ve yamaçları dolduran Bursa halkına tarih geçen şu konuşmayı yapmıştır: Fotoaltı: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın, 28 Eylül 1925 Tarihinde Hünkâr (Cumhuriyet) Köşkü Önünde Halka Hitaben Yaptığı Konuşması… Sayın Arkadaşlar! Sizi tek parça bir vicdan halinde, bir yürek halinde karşımda görüyorum. Bu yüreğe, bir vicdan mutluluğu ile değiniyorum. Bu değinme, bana çok yüksek mutluluklar bağışlıyor. Arkadaşlar, ben öteden beri Bursalıların bu yüksek yetenekte olduğuna çok inançlıyım. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki üç beş ahmak bu kitlenin önüne çıkmak, bu zekâ ve yeteneği örtmek istediler. Oysaki gerçekten örtülmek olanağı olmadığı, bugünkü gösterinizle ortaya çıkmaktadır. Hepinizin adına beyefendi kardeşinizin söylediği sözlerden çok duygulandım, gönül borcu duydum. Bu içtenliğe teşekkürlerimi sunarım. Bu çok coşkun duygulara, coşku halindeki gösterilere yaraşır biçimde karşılık vermeye görüyorsunuz ki heyecanım engeldir. Yalnız sözlerime birkaç sözcük ekleyeyim… Arkadaşlar! Bir zamanlar bu ulusun başına fes giydirebilmek için Şeyhülislamlar değiştirildi. Fetvalar çıkarıldı. Övgüye değer ki bugün ulusumuz, böyle duygusuz, anlamsız, mantıksız araçların hiçbirine ilgi göstermiyor. Bu gibi yol göstermelere gereksinme duymuyor. Bizim yol göstericiliğimiz ise, ulusumuzdan aldığımız esinden başka bir şey değildir ve olamaz. Sayın Bursalılar içtenlikle, kesinlikle belirtmek isterim ki hep birlikte izlediğimiz yol doğrudur. Bu yol bizi mutluluğa ulaştıracaktır. Çekingenliğe yer yoktur. İzlediğimiz yolun gerçekten uygun olduğu, yine sizin gösterdiğiniz tepkiden ve yüce davranışlarınızdan bellidir. Arkadaşlar! İzlediğimiz yol demek, içimizden herhangi birimizin çizdiği bir çizgi demek değildir. Bütün düşüncelerin bileşkesinin çizdiği büyük ilerleme yolu demektir. Onun için doğrudur, uygundur. Arkadaşlar, memleketimizin her yerinde aynı duygular ortaya çıkmaktadır. Ancak bu duygular ortaya çıkmaktadır. Ancak bu duyguların açıktan gösterilmesi, bugün ilk kez Bursa’da oluyor. Bunu yapan sizleri ve düzenleme kurulunu, Tüm içtenliğimle kutlar ve teşekkürler sunarım. *** 29 Eylül 1925… Hünkâr Köşkü’nde bir yemek ziyafeti verilmişti. Mısır Hıdivi (Vali)Abbas Hilmi Paşa, Atatürk’ü ziyarete gelmişti. O gece Hünkâr Köşkü’nde bir ziyafet verildi. Bu geceyi Türk müziği sanatçısı Refik Fersan şöyle anlatıyor; “Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa, Bursa’da sanırım kaplıca ıslahı konusunda direktiflerini almak üzere Atatürk’ü ziyarete gelmişti. O gece Hünkâr Köşkü’nde bir ziyafet verildi. Ziyafette tabii musiki de vardı. Ertesi günü Hıdiv, Atatürk’ü Mudanya’da bulunan El –Mahrusa yatıyla Marmara’da bir gezintiye davet etmişti… 30 Eylül 1925 günü Atatürk, Bursa Hünkâr Köşkü’nde tanık olduğu şapka giyilmesi hususundaki çabaya gönderme yaparak Başvekil İsmet Paşa’ya Bursa’yı örnek gösteren bir telgraf göndermişti. Telgraf şöyleydi; “Başvekil İsmet Paşa Hazretleri’ne, şapkanın İstanbul’da ve diğer şehirlerde henüz ekseriyetle memurlar kısmıyla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. 28 Eylül’de Bursalıların, herkes tarafından şapka giyilmesi hakkında yaptıkları miting ve bunun neticesinde alınan karar, şapkanın köylüler dâhil bütün halk sınıfları arasında yayılmasını temin etmiştir. Her tarafta benzer mitingler yapılması faydalı görülmektedir. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal *** Gazi Paşa, 22 Eylül’de başladığı 4. Bursa gezisini 8 Ekim 1925 günü tamamlayarak sabahın erken saatlerinde otomobille Mudanya’ya gitti. Burada beklemekte olan Ertuğrul yatına geçen Cumhurbaşkanı saat 09.20 de Bandırma’ya hareket etmişti. Bir devrimin kabul görmesi ve halka ulaşmasında önemli bir görevi coşkuyla yerine getiren Bursa Şehri ve bu tarihi olaya tanıklık eden Hünkâr Köşkü, o gün Atasını da gururla uğurlamıştı. 25 Kasım 1925 tarihinde “Şapka Devrimi” artık resmi olarak ilan edilecekti. Bu tarihi olaya şahitlik eden Hünkâr Köşkü Müzesi’nde, 27 Kasım 2025 tarihinde “Bir Devrin Hikâyesi Şapka” Sergisi izlenime sunuldu. “Tepeden Tırnağa Kadar Uygar Bir Millet Olma Yolunda” Atamızın önderliğinde İlk kıvılcımın atıldığı Kastamonu İnebolu’dan, Bursa’ya uzanan bir devrimin coşku dolu hikâyesinin anlatıldığı bu sergi, 100. yılını geride bırakan Şapka ve kıyafet devriminin, halk üzerindeki etkisine ve kabul görmesine uzanan süreci adım adım gözler önüne sermektedir. KAYNAKÇA AKKILIÇ,Yılmaz;” Atatürk ve Bursa” Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi Yayınları, Bursa, 2009 KOCATÜRK, Utkan, “Kaynakçalı Atatürk Günlüğü” Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2015 ULUSU, Mustafa Kemal, “Atatürk’ün Yanı Başında Çankaya Köşkü’nün Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları” Mega Basım, İstanbul İNAN, Afet, “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, İstanbul ORTAYLI, İlber, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” Kronik Kitap, 2018, İstanbul GÜRER, Turgut, “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2006 VEREL, Oktay; “Atatürk’le Bir Ömür Böyle Geçti” THK Yayınları, İstanbul 1982 Mehmet Baytimur – Aziz Demircioğlu, Hasan Çelikoğlu, “Atatürk’ün Kastamonu Gezisi ve Şapka Devrimi” Halil Serdar Bıyıklı / Daday Kültür Sanat Turizm Atatürk’ün Kastamonu Ziyareti, Şapka ve Kıyafet İnkılâbı / Kastamonu Valiliği Yayınları PDF Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde Şapkanın Yeri, Kullanımı ve Tasarım Özellikleri Açısından İncelenmesi, Asya Studies Akademik Sosyal Araştırmalar- 2022 Karataş Ülger, E. “Silindir Şapka Giyen Köylü” öyküsünü şapka devrimi ve beden temsilleri üzerinden okumak. Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 2023 Daday İlçe Yıllığı Şahabettin Mert / Ağustos 2011- Daday Gazetesi – Sayı: Fotoğraflar Genel Kurmay Arşivi Yeşilköy Havacılık Müzesi Arşivi Atatürk Albümü

Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2 bin yıllık tarih yapay zekayla canlandı Haber

Pompeiopolis Antik Kenti'nde 2 bin yıllık tarih yapay zekayla canlandı

Roma döneminde yayıldığı alan bakımından Anadolu'nun en büyük kentlerinden biri olan ve Paflagonya Eyalet Merkezi olarak kurulan Pompeiopolis Antik Kenti'nde gerçekleştirilen kazı çalışmaları, Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde sürdürülüyor. Antik kentte bu yıl gerçekleştirilen kazı çalışmalarında, Hristiyanlıkta din şehitlerine, azizlere adanmış kiliseler olarak nitelendirilen martyrion olduğu değerlendirilen bir yapıya ulaşıldı. Bölgenin ilerleyen süreçte bir hac merkezi olması noktasında verilerin elde edildiği kazı çalışmaları, Karabük Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mevlüt Eliüşük başkanlığında yoğun bir şekilde devam ediyor. 2 BİN YILLIK TARİHİN TANITIMINA YAPAY ZEKA DOKUNUŞU Taşköprü Belediyesi ise ilçe ve Kastamonu başta olmak üzere Karadeniz turizmine katkı sağlayacak Pompeiopolis Antik Kenti için önemli bir tanıtım çalışması yürütüyor. Bu kapsamda, Taşköprü Belediyesi tarafından, antik kentin 2 bin yıllık görkemini ve tarih serüvenini ulusal ve uluslararası alanda duyurmak için modern teknolojinin imkanlarını kullara yapay zeka destekli bir tanıtım filmi hazırlandı. Arkeolojik veriler ve bilgileri yapay zeka algoritmalarıyla işleyerek antik kentin ihtişamlı dönemlerini gerçeğe en yakın şekilde gösteren film ile antik kente dikkat çekilmesi hedefleniyor. "BURADA ÇOK DEĞERLİ ESERLER VAR" Antik kentte devam eden kazı çalışmalarını yerinde inceleyen Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, daha sonra açıklamalarda bulunarak: "Kazı çalışmalarımız 2006 yılından itibaren devam ediyor. Ama son yıllarda oldukça hızlı mesafeler aldık. Kazı ekibimiz yoğun çalışıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın ve sponsorlarımızın desteğiyle kazımızın hız kazandığı ortaya çıkan verilerle de gözüküyor. Burası Paflagonya'ya başkentlik yapmış Pompeiopolis Antik Kenti. Burada çok değerli eserler var. Karadeniz'in en değerli kazısının olduğu noktadayız. Tiyatrosunu gördünüz. Karadeniz'de odeionlu tiyatro olan tek nokta burası. Bazelika noktasında da çalışmalar devam ediyor. Mahkeme olarak kullanılan, zaman zaman farklı amaçlar için kullanılan bir nokta. 20 bin 400 metrekarelik villası alanı olan Türkiye'deki üçüncü Roma kentindeyiz. Bin 800 yıl sonra yürüyüş yolu ortaya çıkmaya başladı. Bu bizim için çok önemli" dedi. "HRİSTİYAN CEMİYETİNİN İLERİDE BURAYLA İLGİLİ ÖNEMLİ İLGİSİ OLUŞACAK" Pompeiopolis'in en kısa sürede Karadeniz Bölgesi'ne önemli bir ivme kazandırılacağını ifade eden Arslan, "Her ne kadar tahrip olsa da biz bunları ayağa kaldırmak, yeniden topluma kazandırmak açısından önemsiyoruz. İnşallah devletten alacağımız desteklerle, kazı başkanımızın performansıyla ve bizlerin de desteğiyle Kastamonu, Karadeniz turizmine önemli bir katkıda bulunacağız. Pompeiopolis sadece Taşköprü'yü içermiyor, buranın dönemin dini merkezi olduğu noktasında ciddi veriler tespit edildi. Hristiyan cemiyetinin ileride burayla ilgili önemli ilgisi oluşacak" diye konuştu. "POMPEİOPOLİS FİLM FESTİVALİ KASTAMONULARLA BULUŞACAK" Antik kentin tanıtımı için yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren Arslan, "Son zamanlarda en çok ilgi gören şey yapay zeka tasarımları. Biz de bunu neden Pompeiopolis'in geçmişini canlandıran bir film yapmak için kullanmayalım diye düşündük. Hemen çalışmalara başladık ve bunun birinci etabını yaptık. Başka bir projemiz daha var. İki ay içerisinde yapay zekayla kısa bir film çekimi yapılacak. On dakikalık bir film olacak. Onun daha çok etkili olacağını düşünüyoruz. Onu dünya basınına da servis edeceğiz. Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatif Grubuyla burada bir program düzenledik. Taşköprü'de Pompeiopolis Film Festivalini de düşünüyoruz. Şu an çalışmalarını yapıyoruz, gerekli girişimlerde bulunuyoruz, hemen hemen altyapısını da oluşturduk. İnşallah Bakanlığa da başvurarak Pompeiopolis Film Festivali Kastamonularla buluşacak. Yurtdışından da en az 5 yabancı filmlerin bu yarışmaya katılması gerekiyor. Bunun da buraya farklı bir ivme kazandıracağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "TAŞKÖPRÜ'NÜN, KASTAMONU'NUN VE BÖLGENİN KÜLTÜR TURİZMİNİ GELİŞTİRECEK" Amaçlarının antik kentin tanınırlığını sağlamak ve eserleri korumak olduğunu kaydeden Arslan, "Pompeiopolis'in daha çok ilgi görmesi, kazının hızlanması hem yapıların ortaya çıkması hem de korunmasıyla ilgili bazı çalışmalar gerekiyor. Buradaki eserlerin ortaya çıkması güzel ama bunun korunması lazım. Ziyaretçilerin daha iyi gezebilmeleri için yürüyüş yollarının oluşturulmasını amaçlıyoruz. Bunların neticesinde öncelikle Taşköprü'nün, Kastamonu'nun ve bölgenin kültür turizmini geliştirecek. Bütün hedefimiz bu. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansımızla bir protokol imzaladık, girişteki sunum merkezinden elden geçirilecek ve teknik destek verilecek. Oranın bir müze niteliği kazanmasını istiyoruz. Amacımız buranın hızlı bir şekilde turizme açılması ve Örenyeri olarak tescilinin yapılması. Buranın kadim bir şehir olduğunu ülkeye ve dünyaya tanıtmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.