SON DAKİKA
Hava Durumu

#Cumhuriyet

bursasehrengiz - Cumhuriyet haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

100. Yılında bir devrimin izini sürmek! Haber

100. Yılında bir devrimin izini sürmek!

Yazar: Zehra Anbartepe - Sanat Tarihçisi Atamızın önderliğinde, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren uygulamaya konulan devrimlerle Türkiye’nin çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırılması hedeflenmiştir. Bunun için eski ve işlevini yitirmiş kurumların bırakılması kadar, toplumun dış görünümünün de değiştirilmesi önem arz ediyordu. 22 Eylül-8 Ekim 1925 tarihleri arasında gerçekleştirilen Atatürk’ün 4. Bursa ziyareti, Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından bakıldığında, Şapka ve Kıyafet İnkılabına ilişkin ilk konuşmaların yapıldığı Kastamonu’nun ardından, Bursa’da yaşananlar bu devrimci atılımın halk tarafından da benimsenmekte olduğunun göstergesi olmuştur. Bir toplumun sosyokültürel yapısını yansıtan en önemli unsurlardan biri kıyafettir. Öyle ki hem bireysel hem de toplumsal açıdan bakıldığında kıyafet ve bedenin etnik, kültürel, dinî, tarihî, sosyolojik, coğrafi, ekonomik bağlamda birçok anlama işaret etmesi kaçınılmaz bir gerçektir. İnsanlık tarihi açısından bakıldığında kıyafet insanları birbirinden ayıran önemli ve derin anlamlar içerir. Türkiye’nin başlık kültürü hakkında kısa bir izah… Türkiye’nin şapka kültürünün gelişim sürecini anlamak için Cumhuriyet öncesinde Anadolu şapka kültürünü de anlamak önemlidir. Türkler için başlık sadece bir giyinme öğesi olmanın dışında aynı zamanda değişen, dönüşen kültür ve medeniyet hamlelerinin de önemli bir göstergesi olmuştur. Börk, sarık, fes, kalpak ve şapka sıralamasından söz etmek mümkün… Türkistan’da Göktürkler zamanında kullanılmaya başlanan börk, özellikle savaş zamanlarında soğuktan koruduğu için tercih edilmiştir. Genellikle keçi derisinden yapılan dışı tüylü bu başlığı, Osmanlılar zamanında ise yeniçeriler kullanmıştır. Kaşgarlı Mahmud’un “Divan-ı Lügati’t Türk” adlı eserinde yer verdiği “Başsız börk olmaz, tatsız Türk olmaz”, atasözünde başlığın, Türklerin ayırıcı özelliği olduğu yüzyıllar öncesinden bu şekilde ifade edilmektedir. Burada geçen “tatsız” ifadesi ise Türk olmayan milletleri tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Dolayısıyla “Börk” giymek Türk olmanın alametlerinden biri olarak kültürümüzde öne çıkan bir başlık türü olmuştur. Osmanlı döneminde kullanılan “sarık” ise, modeline göre toplum içinde halk, zanaatkâr, devlet veya yönetici sınıflarını birbirinden ayırt etmeyi mümkün kılıyordu. Hatta kişinin hayatta iken kullandığı sarık vefat ettiğinde mezar taşına dahi kazınmaktaydı. Dolayısıyla sarık biçimlerinden ölen kimsenin mesleği, ailesi, eğitim durumu gibi pek çok kimlik bileşeni hakkında bilgi almak mümkün olmaktaydı. Başlık serüveni içinde kullanıldığı dönemde önemli tartışmalara sebep olan diğer bir başlık ise “fes” olmuştur. Osmanlı topraklarına ilk kez II. Mahmut döneminde gelmiş olan fesi ilk giyenler denizcilik sınıfından olan kalyoncu neferleridir. Fes, Osmanlı’ya Tunus’tan gelmiştir. Ancak daha önce uğradığı yer Arnavutluk ve Yunanistan olmuştur. Fesler kullanıldıkları dönemlerin hükümdarlarına göre Mahmudiye, Mecidiye, Aziziye, Hamidiye gibi isimlerle anılmışlardır. 1828 Kıyafet Nizamnamesi ile bu konuda kanun hükmünde ilk düzenlemelerin yapıldığı II. Mahmut Dönemi’nde kıyafet ve fes giyme yasaları memurlar ve askerî personelle sınırlı tutulmuş, halk bu kanuna uymak konusunda serbest bırakılmıştır. Kalpak, milli mücadele yıllarında direnişin sembolü olmuştur. Kuvayı Millîye hareketini destekleyenler başta olmak üzere millî mücadeleye destek olanlar fesi çıkarıp yerine kalpak giymeye başlamışlardır. Kalpak özellikle Anadolu direnişinin simgesi olarak İstanbul’dan önce Anadolu’da kullanılmaya başlanmıştır. Foto altı: Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal- Ocak 1905 İstanbul) Fotoaltı: Tarsus, 17 Mart 1923) Peki, Neden Kastamonu? Kastamonu, Millî Mücadele hareketine cephe gerisinde büyük destek veren ve lojistik önemi olan bir vilayetti. Mustafa Kemal Paşa Batı Cephesi’nde, “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da kulağım İnebolu’da” derken işte bu önemi vurguluyordu. Atatürk, 1925 tarihinde Kastamonu şehrinde Şapka Devrimi'ni ilk kez halka anlatmaktadır. Mustafa Kemal, 24 Ağustos günü Kastamonu’da geniş kenarlı olan beyaz panama tarzı bir şapka giyerek halkın karşısına çıkmıştır. Foto altı: Gazi Paşa 1925 Kastamonu'da Panama şapkasıyla) Ulu Önder, şapkayı ilk kez Kastamonu'da giymesinin nedenini ise şu şekilde ifade ediyordu; Diğer şehirlerde üniformalı veya fesli olarak tanındığı, Kastamonu'da ise halkın kendisini ilk kez görecekleri için bu şapkayı tercih ettiği biçiminde açıklamıştır. Bilindiği üzere, Mustafa Kemal Paşa’nın Kastamonu gezisi 23 Ağustos -1 Eylül 1925 tarihleri arasını kapsamaktadır. Bu seyahatin Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından önemi Şapka ve Kıyafet İnkılabına ilişkin ilk konuşmaların Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından bu seyahat esnasında, Kastamonu’da yapılmış olmasıydı. (Foto: Kastamonu, 1925) Şapka Devrimine Dair Bursa’da Önemli Gelişmeler Kastamonu İnebolu’da yaşanan devrimci atılımın ardından Bursa’daki yönetici ve devlet görevlileri şapka giymeye çoktan başlamışlardı. Ayrıca, Bursa’da arakiyeciler yani halk için yün külah yapanlar artık şapka yapıyorlardı. Yapıcıların ürettiği şapkalar genellikle fötr ve melon şapka biçimindeydi. 22 Eylül- 8 Ekim 1925 tarihleri arsını kapsayan Atatürk’ün 4. Bursa Gezisi… Atatürk, 21 Eylül sabahı Ankara’dan trenle İzmit’e gitmişti. 22 Eylül’de Seyr-i Sefain’in (Denizyolları) Reşit Paşa adlı gemisi ile Mudanya’ya hareket etti. Bu yolculukta Ertuğrul yatı ve Gülnihal gemisi ile donanmanın Peyk-i Şevket ve Akhisar adlı savaş gemileri de Paşa’ya eşlik ediyorlardı. Nihayet saat 17.30 da Mudanya iskelesine yanaşmışlardı. Fotoaltı: Reşit Paşa Gemisi’nde Atatürk ve beraberindekiler) Gazi’yi karşılayanlar arasında, Vali Kemal Gedeleç, Ordu Müfettişi Ali Sait Paşa, Kolordu Komutanı Ali Hikmet Paşa ve Bursa Belediye Başkanı Yağcı Cemal Bey ile çeşitli meslek gruplarından kurullar da vardı. Mudanya iskelesinde ve alanda onu karşılayanların hepsi şapka giymişlerdi. Ancak dönemin koşulları gereği herkes ne bulduysa onu başına geçirmiş, Atasını karşılamaya ve ona olan bağlılıklarını göstermeye koşmuşlardı. Gazi Mustafa Kemal Paşa Mudanya İskelesinde kendisini şapkalarıyla karşılayanların bu devrimci atılımı benimsediklerini görmekten dolayı gayet mutlu idi. O sırada genç bir kişi ilgisini çekmişti. Onun önünde durdu ve sevecenlikle gülümsedi. Cumhurbaşkanı’nın önünde durduğu ve gülümsediği kişi, Mudanya Tirilye’de öğretmen olan Baki (Gökçe) Bey idi. Tabi heyecanla biraz ürpermiş ve Cumhurbaşkanı’nın karşısında korkulu bir an yaşamıştı. Acaba niçindi? Öğretmen Baki Gökçe, bu duruşun gülümseyişin sebebini çok sonra anlayacaktı. Çünkü şapka henüz bilinmedik bir şeydi. Genç Öğretmen, gerçi bir şapka bulup başına geçirmişti ama bu bir kadın şapkasıydı. Gazi onun için gülümsemişti, ona sevecenlikle ve içtenlikle… Mudanya Belediyesi’nde bir süre dinlenen Cumhurbaşkanı, trenle Bursa’ya hareketinden sonra ilk durağı Geçit oldu. Burada halkla söyleşide bulunan Cumhurbaşkanı, Acemler İstasyonuna vardıktan sonra, açık bir otomobille kent merkezine doğru hareket etti. Burada top atışlarıyla karşılanan Gazi, bir süre Belediye de kaldıktan sonra, geceyi geçirmek üzere Hünkâr Köşkü’ne çıktı. Bursa’da coşkulu gösterilerle karşılanan Cumhurbaşkanı gece yarısından sonra Ankara’da bulunan Başbakan İsmet Paşa’ya devrimin benimsenmekte oluşundan duyduğu mutluluğu dile getirdiği bir telgraf göndermişti. Atatürk, o gün Bursa’da yaşadıklarından dolayı o kadar gururlanmış ve mutlu olmuştu ki Bursa Hünkâr (Cumhuriyet)Köşkü’nden, gece yarısından sonra Başbakan İsmet Paşa’ya bir telgraf göndermişti… Telgraf şöyle idi; Ankara’da Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine Bugün öğleden sonra Bursa’ya ulaşıldı. Bütün güzergâhta İzmit’te ve hülasa Marmara’da, İstanbul’dan gelen heyetlerle ki her biri kadın, erkek beş yüz den fazla idi. Görüşmeler ve Mudanya’da, Bursa yolunda ve Bursa’daki gösteriler ve gördüklerimiz pek çok duygu ve kıvanç nedenidir. Bütün bu gösterilerin yeni nedeni şapkadır. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıdır. Her yerde gayet güzel ve ucuz fötrler yapımına başlanmıştır. Eskişehir’e yaklaştığımızda iki uçak karşılamış ve uğurlamıştı. Mudanya’ya yaklaştığımızda altı uçak üzerimizde uçtu. Gazetelerde çok ayrıntı göreceksiniz. Gözlerinizden öperim. Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal *** 28 Eylül 1925 Günü, Atasının İzinde Bursa Tarih Yazmaya Devam Ediyordu. Belediye önünde toplanan kadın erkek binlerce kişi Gazi’ye ve devrime bağlılıklarını göstermek için büyük bir coşkuyla Gazi Paşa’nın konakladığı Hünkâr Köşkü’ne doğru yola çıkmışlardı. 28 Eylül günü saat 14.00’te Belediye önünde toplanan binlerce kişiye, Müze Müdürü Hasan Fehmi Bey önce bir konuşma yaptı ve Gazi’ye bağlılık gösterisi sunma çağrısından sonra kalabalık büyük bir coşku içinde Hünkâr Köşkü’ne doğru yürüyüşe geçti. Köşke varıldığında Cumhurbaşkanı, Uludağ yamaçlarına bakan güney kapısı önüne çıkarak önce halkı selamladı. Köşke ulaştıktan sonra Türk Ocağı Başkanı Dr. Nazif’i Şerif Bey (Nabel) -ki kendisi daha sonra Bursa Belediye Başkanlığı da yapmıştır- halkın Gazi’ye olan bağlılığını dile getiren bir konuşma yaptı. Daha sonra Cumhurbaşkanı, Köşk bahçesini ve yamaçları dolduran Bursa halkına tarih geçen şu konuşmayı yapmıştır: Fotoaltı: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın, 28 Eylül 1925 Tarihinde Hünkâr (Cumhuriyet) Köşkü Önünde Halka Hitaben Yaptığı Konuşması… Sayın Arkadaşlar! Sizi tek parça bir vicdan halinde, bir yürek halinde karşımda görüyorum. Bu yüreğe, bir vicdan mutluluğu ile değiniyorum. Bu değinme, bana çok yüksek mutluluklar bağışlıyor. Arkadaşlar, ben öteden beri Bursalıların bu yüksek yetenekte olduğuna çok inançlıyım. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki üç beş ahmak bu kitlenin önüne çıkmak, bu zekâ ve yeteneği örtmek istediler. Oysaki gerçekten örtülmek olanağı olmadığı, bugünkü gösterinizle ortaya çıkmaktadır. Hepinizin adına beyefendi kardeşinizin söylediği sözlerden çok duygulandım, gönül borcu duydum. Bu içtenliğe teşekkürlerimi sunarım. Bu çok coşkun duygulara, coşku halindeki gösterilere yaraşır biçimde karşılık vermeye görüyorsunuz ki heyecanım engeldir. Yalnız sözlerime birkaç sözcük ekleyeyim… Arkadaşlar! Bir zamanlar bu ulusun başına fes giydirebilmek için Şeyhülislamlar değiştirildi. Fetvalar çıkarıldı. Övgüye değer ki bugün ulusumuz, böyle duygusuz, anlamsız, mantıksız araçların hiçbirine ilgi göstermiyor. Bu gibi yol göstermelere gereksinme duymuyor. Bizim yol göstericiliğimiz ise, ulusumuzdan aldığımız esinden başka bir şey değildir ve olamaz. Sayın Bursalılar içtenlikle, kesinlikle belirtmek isterim ki hep birlikte izlediğimiz yol doğrudur. Bu yol bizi mutluluğa ulaştıracaktır. Çekingenliğe yer yoktur. İzlediğimiz yolun gerçekten uygun olduğu, yine sizin gösterdiğiniz tepkiden ve yüce davranışlarınızdan bellidir. Arkadaşlar! İzlediğimiz yol demek, içimizden herhangi birimizin çizdiği bir çizgi demek değildir. Bütün düşüncelerin bileşkesinin çizdiği büyük ilerleme yolu demektir. Onun için doğrudur, uygundur. Arkadaşlar, memleketimizin her yerinde aynı duygular ortaya çıkmaktadır. Ancak bu duygular ortaya çıkmaktadır. Ancak bu duyguların açıktan gösterilmesi, bugün ilk kez Bursa’da oluyor. Bunu yapan sizleri ve düzenleme kurulunu, Tüm içtenliğimle kutlar ve teşekkürler sunarım. *** 29 Eylül 1925… Hünkâr Köşkü’nde bir yemek ziyafeti verilmişti. Mısır Hıdivi (Vali)Abbas Hilmi Paşa, Atatürk’ü ziyarete gelmişti. O gece Hünkâr Köşkü’nde bir ziyafet verildi. Bu geceyi Türk müziği sanatçısı Refik Fersan şöyle anlatıyor; “Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa, Bursa’da sanırım kaplıca ıslahı konusunda direktiflerini almak üzere Atatürk’ü ziyarete gelmişti. O gece Hünkâr Köşkü’nde bir ziyafet verildi. Ziyafette tabii musiki de vardı. Ertesi günü Hıdiv, Atatürk’ü Mudanya’da bulunan El –Mahrusa yatıyla Marmara’da bir gezintiye davet etmişti… 30 Eylül 1925 günü Atatürk, Bursa Hünkâr Köşkü’nde tanık olduğu şapka giyilmesi hususundaki çabaya gönderme yaparak Başvekil İsmet Paşa’ya Bursa’yı örnek gösteren bir telgraf göndermişti. Telgraf şöyleydi; “Başvekil İsmet Paşa Hazretleri’ne, şapkanın İstanbul’da ve diğer şehirlerde henüz ekseriyetle memurlar kısmıyla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. 28 Eylül’de Bursalıların, herkes tarafından şapka giyilmesi hakkında yaptıkları miting ve bunun neticesinde alınan karar, şapkanın köylüler dâhil bütün halk sınıfları arasında yayılmasını temin etmiştir. Her tarafta benzer mitingler yapılması faydalı görülmektedir. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal *** Gazi Paşa, 22 Eylül’de başladığı 4. Bursa gezisini 8 Ekim 1925 günü tamamlayarak sabahın erken saatlerinde otomobille Mudanya’ya gitti. Burada beklemekte olan Ertuğrul yatına geçen Cumhurbaşkanı saat 09.20 de Bandırma’ya hareket etmişti. Bir devrimin kabul görmesi ve halka ulaşmasında önemli bir görevi coşkuyla yerine getiren Bursa Şehri ve bu tarihi olaya tanıklık eden Hünkâr Köşkü, o gün Atasını da gururla uğurlamıştı. 25 Kasım 1925 tarihinde “Şapka Devrimi” artık resmi olarak ilan edilecekti. Bu tarihi olaya şahitlik eden Hünkâr Köşkü Müzesi’nde, 27 Kasım 2025 tarihinde “Bir Devrin Hikâyesi Şapka” Sergisi izlenime sunuldu. “Tepeden Tırnağa Kadar Uygar Bir Millet Olma Yolunda” Atamızın önderliğinde İlk kıvılcımın atıldığı Kastamonu İnebolu’dan, Bursa’ya uzanan bir devrimin coşku dolu hikâyesinin anlatıldığı bu sergi, 100. yılını geride bırakan Şapka ve kıyafet devriminin, halk üzerindeki etkisine ve kabul görmesine uzanan süreci adım adım gözler önüne sermektedir. KAYNAKÇA AKKILIÇ,Yılmaz;” Atatürk ve Bursa” Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi Yayınları, Bursa, 2009 KOCATÜRK, Utkan, “Kaynakçalı Atatürk Günlüğü” Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2015 ULUSU, Mustafa Kemal, “Atatürk’ün Yanı Başında Çankaya Köşkü’nün Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları” Mega Basım, İstanbul İNAN, Afet, “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, İstanbul ORTAYLI, İlber, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” Kronik Kitap, 2018, İstanbul GÜRER, Turgut, “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2006 VEREL, Oktay; “Atatürk’le Bir Ömür Böyle Geçti” THK Yayınları, İstanbul 1982 Mehmet Baytimur – Aziz Demircioğlu, Hasan Çelikoğlu, “Atatürk’ün Kastamonu Gezisi ve Şapka Devrimi” Halil Serdar Bıyıklı / Daday Kültür Sanat Turizm Atatürk’ün Kastamonu Ziyareti, Şapka ve Kıyafet İnkılâbı / Kastamonu Valiliği Yayınları PDF Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde Şapkanın Yeri, Kullanımı ve Tasarım Özellikleri Açısından İncelenmesi, Asya Studies Akademik Sosyal Araştırmalar- 2022 Karataş Ülger, E. “Silindir Şapka Giyen Köylü” öyküsünü şapka devrimi ve beden temsilleri üzerinden okumak. Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 2023 Daday İlçe Yıllığı Şahabettin Mert / Ağustos 2011- Daday Gazetesi – Sayı: Fotoğraflar Genel Kurmay Arşivi Yeşilköy Havacılık Müzesi Arşivi Atatürk Albümü

Bursa, Ata'sını sanatla andı Haber

Bursa, Ata'sını sanatla andı

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete uğurlanışının 87. yıl dönümünde çeşitli etkinliklerle andı. Resim sergilerinden boyama çalışmalarına, atölyelerden film gösterilerine ve konserlere kadar düzenlenen birçok programda Bursalılar, Ata’ya olan özlemini bir kez daha dile getirdi. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından 10 Kasım anma törenleri kapsamında ‘Atatürk Demek Sonsuzluk Demek’ temasıyla çok sayıda etkinlik düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’ndeki ‘Sonsuzlukta Bir İz: Bursa Kent Akademisi Atatürk Portreleri Sergisi’, Heykel UNESCO Meydanı’nda ‘Bitmeyecek Kalbimizde Yolculuğun Sonsuza Dek’ sergisi, Merinos Tekstil Sanayi Müzesi’ndeki ‘Ebedi Şefin Ardından Manşetlerde Yankılanan Veda Sergisi’ vatandaşlardan büyük ilgi gördü. Sergilerden atölyelere Mihraplı Parkı Şehitlik Anıtı duvar alanındaki ‘Atatürk’ temalı boyama çalışmasında ise Bursalılar ellerine aldıkları fırçalarla dev bir Atatürk silueti oluşturdu. Anma programlarında Ata’ya olan özlemlerini bir kez daha dile getiren Kaplıkaya Huzurevi sakinleri ise ‘Atatürk 2’ adlı filmi izledi. Mehmet Akif Ersoy Kültürevi’ndeki ‘Çizgilerimdesin Atam’ resim atölyesi çalışmasında Atatürk sevgisi kâğıtlara çizildi. BURULAŞ tarafından Uludağ Üniversitesi İstasyonu’nda hazırlanan fotoğraf sergisi de yolculardan büyük ilgi gördü. “Atatürk’ün gösterdiği hedef doğrultusunda..." Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Heykel’de düzenlenen resmi anma törenlerinin ardından resim sergilerine katıldı. Sergilerde yer alan çalışmaları tek tek inceleyen Başkan Mustafa Bozbey, resimlerin hikâyeleri hakkında bilgi aldı. Bursa Kent Konseyi Ressamlar Çalışma Grubu’nun hazırladığı ‘Atatürk ve Cumhuriyet’in Işığında’ serginin açılışında konuşan Başkan Mustafa Bozbey, Cumhuriyet’in kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısını yaşatmak adına çeşitli programlar düzenlediklerini söyledi. 10 Kasım’ın bir yas günü olmadığını, bir anma günü olduğunu vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, “Bu ülkenin her bireyinin, 365 gün, 24 saat, her zaman ve her an Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yolda ve bilimin ışığında Cumhuriyet’e sahip çıkma sorumluluğunu hissetmesi gerekir. Cumhuriyetimize halel getirecek herhangi bir davranış karşısında da mücadeleyi yürütebilmesi lazım. Atatürk’ün fikirlerini ve Cumhuriyet’in değerlerini artık anladığımızı düşünüyorum. Güzel ülkemizi korumak ve kollamak ancak Atatürk’ün gösterdiği hedef doğrultusunda olacaktır” dedi. “Atatürk’ün değerlerini yaşatmak için birçok proje yürütüyoruz” Mustafa Kemal Atatürk tarafından 2 Şubat 1938’te hizmete açılan Merinos Fabrikası’nda Bursa Kent Konseyi Ressamlar Çalışma Grubu tarafından hazırlanan serginin izlenime sunulmasının çok anlamlı olduğunu dile getiren Başkan Mustafa Bozbey, emeği geçenlere teşekkür etti. Düzenlenen sergilere yüksek katılımın umut verici olduğunu anlatan Başkan Mustafa Bozbey, “Hazırlanan sergi, ‘Cumhuriyet; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister’ diyen Atamızın yolunu aydınlatan fikirlere karşı saygı duruşunun ifadesidir. Özgür bireylerden oluşan bir toplum isteği, sanat aracılığıyla tekrar yorumlanıyor. Büyükşehir Belediyesi olarak hem Cumhuriyetin hem de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerini yaşatmak, gelecek kuşaklara aktarmak konusunda birçok proje yürütüyoruz. Bursa Kent Konseyi ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte iş birliği yapıyoruz. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında Bursa’yı aklın, bilimin, sporun ve sanatın merkezi konumuna getirmek için çalışıyoruz. Hep birlikte bunu başaracağımıza inanıyorum. Atamız, hepimizin kalbinde, düşüncesinde ve ideallerinde sonsuza dek yaşamaya devam edecek” diye konuştu.

Hep birlikte Cumhuriyet Bayramı’na Haber

Hep birlikte Cumhuriyet Bayramı’na

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Nilüfer Belediyesi tarafından 29 Ekim Çarşamba Günü düzenlenecek olan ‘Cumhuriyet Yürüyüşü’, on binlerce Bursalıyı FSM Bulvarı’nda buluşturuyor. Sevilen sanatçı Edis’in de sahne alacağı kutlamalarda, Cumhuriyet coşkusu doyasıya yaşanacak. Bursa Büyükşehir Belediyesi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı coşkusunu 24 Ekim’de başlayan konser ve etkinliklerle tüm kente yaydı. Kutlamalar kapsamında düzenlenen Kubat ve Buray konserleriyle, binlerce Bursalı Cumhuriyet heyecanını omuz omuza yaşadı. Cumhuriyet Yürüyüşü ile coşku doruğa çıkacak 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri kapsamında Büyükşehir Belediyesi ve Nilüfer Belediyesi iş birliğiyle Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda yapılacak olan ‘Cumhuriyet Yürüyüşü’ ile coşku doruğa çıkacak. Saat 19.00’da bir araya gelecek olan Cumhuriyet sevdalıları, ellerinde Türk Bayrakları ve Ata posterleriyle hep bir ağızdan şarkılar ve marşlar söyleyerek Cumhuriyet’i doyasıya yaşayacak. Saat 20.30’da Nilüfer Hastane Alanı'ndaki Edis konseriyle de Cumhuriyet Bayramı coşkusu perçinlenecek. Sevilen şarkılarını Bursalılar için seslendirecek olan Edis, muhteşem sahne şovuyla da vatandaşlara unutulmaz bir gece yaşatacak. Başkan’dan davet Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, bu yıl 102. yıl dönümü kutlanacak olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı heyecanını kentin tamamına yaydıklarını söyledi. Tüm vatandaşları 29 Ekim Çarşamba günü saat 19.00’da Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda yapılacak ‘Cumhuriyet Yürüyüşü’ne davet eden Başkan Bozbey, “Cumhuriyet Bayramımızı yine alanlarda kutlayacağız. Şimdiden herkesin Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyorum” dedi.

Cumhuriyet'in ilk konservatuvarı Musiki Muallim Mektebi 101 yaşında Haber

Cumhuriyet'in ilk konservatuvarı Musiki Muallim Mektebi 101 yaşında

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk konservatuvarı olma özelliğini taşıyan ve birçok sanatçının yetişmesine ev sahipliği yapan 101 yıllık Musiki Muallim Mektebi, ziyaretçilerini bekliyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün emriyle 1924 yılında yapılan, Ankara'nın Çankaya ilçesi Cebeci semtinde bulunan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk konservatuvarı olma özelliğini taşıyan Musiki Muallim Mektebi; müzikten tiyatroya, baleden yabancı dil eğitimine kadar birçok alanda önemli isim yetiştirdi. Kuruluşundan 12 yıl sonra Ankara Devlet Konservatuvarı adını alan Musiki Muallim Mektebi, kuruluşundan bu yana önemli sanatçılar yetiştirdi. Mektep; Selçuk Yöntem, Zafer Algöz, Fazıl Say, Salih Güney, Bilge Şen, Ayşe Ediz, Tamer Levent, Deniz Gökçer, Tomris Çetiner, Bahar Çimenciler, Levent Conker gibi ünlü sanatçıların yetişmesine ev sahipliği yaptı. Mamak Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Umut Özkan, Musiki Muallim Mektebi ile ilgili İhlas Haber Ajansı'na özel açıklamalarda bulundu. "BURASI ATATÜRK'ÜN BÜYÜK ÇABASI İLE KURULDU" Musiki Muallim Mektebi'nin (bugünkü adıyla Ankara Devlet Konservatuvarı) Kurtuluş Savaşı zamanında imkansızlıklar içinde kurulduğunu ve Atatürk'ün o yıllarda sanat için büyük uğraş verdiğini belirten Özkan, "Burası 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün büyük bir çabası ve gayretiyle bir kararname ile kurulmuş. Kararnamenin üstünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Bakanlar Kurulu'nun imzası var. Bu konservatuarın ilk adı Musiki Muallim Mektebi'dir. Daha sonra Ankara Devlet Konservatuarı oluyor. Geçenlerde buranın 100'ncü yılını kutladık. Dizilerde ve tiyatrolarda seyrettiğimiz 147 tane ünlü oyuncu buradan mezun oldu. Fazıl Say, Selçuk Yöntem, Salih Güney, Cihan Ünal, Zuhal Olcay, Tamer Karadağlı, Zafer Alagöz ve daha niceleri burada okumuş. Buranın ilk müdürü İstiklal Marşımızın bestecisi Osman Zeki Üngör'dür. Arif Nihat Asya burada hocalık yapmış. Edebiyatçıların birçoğu burada öğrencilere hocalık yapmış. İlk Türk Operası olan Özsoy Operası burada Atatürk tarafından Osman Zeki Üngör'e verilmiş" diye konuştu. "BİR CUMHURİYET ŞARKISI FİLMİNİN NEREDEYSE TAMAMI MEKTEBİMİZDE ÇEKİLDİ" Bir Cumhuriyet Şarkısı filminin büyük bir kısmının Musiki Muallim Mektebi'nde çekildiğini ve mektebin birçok sanatsal faaliyete ev sahipliği yaptığını ifade eden Özkan, "Bir Cumhuriyet Şarkısı filminin neredeyse tamamı Musiki Muallim Mektebimizde çekildi. Burası buram buram tarih kokan bir yer. Güzel sanatlarımızın tarihini ve burayı herkesin görmesini istiyorum. Herkesi müzik müzemize davet ediyoruz. Özellikle Ankaralılar müzik müzemiz ücretsiz ziyaret edilebilir. Her odasında, her sınıfında, her yerinde bir tarih aktarılabilir. Bunu anlatmakta ve söylemekte kendimi görevli hissediyorum" ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.