SON DAKİKA
Hava Durumu

#Anadolu

bursasehrengiz - Anadolu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Anadolu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

100. Yılında bir devrimin izini sürmek! Haber

100. Yılında bir devrimin izini sürmek!

Yazar: Zehra Anbartepe - Sanat Tarihçisi Atamızın önderliğinde, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren uygulamaya konulan devrimlerle Türkiye’nin çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırılması hedeflenmiştir. Bunun için eski ve işlevini yitirmiş kurumların bırakılması kadar, toplumun dış görünümünün de değiştirilmesi önem arz ediyordu. 22 Eylül-8 Ekim 1925 tarihleri arasında gerçekleştirilen Atatürk’ün 4. Bursa ziyareti, Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından bakıldığında, Şapka ve Kıyafet İnkılabına ilişkin ilk konuşmaların yapıldığı Kastamonu’nun ardından, Bursa’da yaşananlar bu devrimci atılımın halk tarafından da benimsenmekte olduğunun göstergesi olmuştur. Bir toplumun sosyokültürel yapısını yansıtan en önemli unsurlardan biri kıyafettir. Öyle ki hem bireysel hem de toplumsal açıdan bakıldığında kıyafet ve bedenin etnik, kültürel, dinî, tarihî, sosyolojik, coğrafi, ekonomik bağlamda birçok anlama işaret etmesi kaçınılmaz bir gerçektir. İnsanlık tarihi açısından bakıldığında kıyafet insanları birbirinden ayıran önemli ve derin anlamlar içerir. Türkiye’nin başlık kültürü hakkında kısa bir izah… Türkiye’nin şapka kültürünün gelişim sürecini anlamak için Cumhuriyet öncesinde Anadolu şapka kültürünü de anlamak önemlidir. Türkler için başlık sadece bir giyinme öğesi olmanın dışında aynı zamanda değişen, dönüşen kültür ve medeniyet hamlelerinin de önemli bir göstergesi olmuştur. Börk, sarık, fes, kalpak ve şapka sıralamasından söz etmek mümkün… Türkistan’da Göktürkler zamanında kullanılmaya başlanan börk, özellikle savaş zamanlarında soğuktan koruduğu için tercih edilmiştir. Genellikle keçi derisinden yapılan dışı tüylü bu başlığı, Osmanlılar zamanında ise yeniçeriler kullanmıştır. Kaşgarlı Mahmud’un “Divan-ı Lügati’t Türk” adlı eserinde yer verdiği “Başsız börk olmaz, tatsız Türk olmaz”, atasözünde başlığın, Türklerin ayırıcı özelliği olduğu yüzyıllar öncesinden bu şekilde ifade edilmektedir. Burada geçen “tatsız” ifadesi ise Türk olmayan milletleri tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Dolayısıyla “Börk” giymek Türk olmanın alametlerinden biri olarak kültürümüzde öne çıkan bir başlık türü olmuştur. Osmanlı döneminde kullanılan “sarık” ise, modeline göre toplum içinde halk, zanaatkâr, devlet veya yönetici sınıflarını birbirinden ayırt etmeyi mümkün kılıyordu. Hatta kişinin hayatta iken kullandığı sarık vefat ettiğinde mezar taşına dahi kazınmaktaydı. Dolayısıyla sarık biçimlerinden ölen kimsenin mesleği, ailesi, eğitim durumu gibi pek çok kimlik bileşeni hakkında bilgi almak mümkün olmaktaydı. Başlık serüveni içinde kullanıldığı dönemde önemli tartışmalara sebep olan diğer bir başlık ise “fes” olmuştur. Osmanlı topraklarına ilk kez II. Mahmut döneminde gelmiş olan fesi ilk giyenler denizcilik sınıfından olan kalyoncu neferleridir. Fes, Osmanlı’ya Tunus’tan gelmiştir. Ancak daha önce uğradığı yer Arnavutluk ve Yunanistan olmuştur. Fesler kullanıldıkları dönemlerin hükümdarlarına göre Mahmudiye, Mecidiye, Aziziye, Hamidiye gibi isimlerle anılmışlardır. 1828 Kıyafet Nizamnamesi ile bu konuda kanun hükmünde ilk düzenlemelerin yapıldığı II. Mahmut Dönemi’nde kıyafet ve fes giyme yasaları memurlar ve askerî personelle sınırlı tutulmuş, halk bu kanuna uymak konusunda serbest bırakılmıştır. Kalpak, milli mücadele yıllarında direnişin sembolü olmuştur. Kuvayı Millîye hareketini destekleyenler başta olmak üzere millî mücadeleye destek olanlar fesi çıkarıp yerine kalpak giymeye başlamışlardır. Kalpak özellikle Anadolu direnişinin simgesi olarak İstanbul’dan önce Anadolu’da kullanılmaya başlanmıştır. Foto altı: Kurmay Yüzbaşı Mustafa Kemal- Ocak 1905 İstanbul) Fotoaltı: Tarsus, 17 Mart 1923) Peki, Neden Kastamonu? Kastamonu, Millî Mücadele hareketine cephe gerisinde büyük destek veren ve lojistik önemi olan bir vilayetti. Mustafa Kemal Paşa Batı Cephesi’nde, “Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da kulağım İnebolu’da” derken işte bu önemi vurguluyordu. Atatürk, 1925 tarihinde Kastamonu şehrinde Şapka Devrimi'ni ilk kez halka anlatmaktadır. Mustafa Kemal, 24 Ağustos günü Kastamonu’da geniş kenarlı olan beyaz panama tarzı bir şapka giyerek halkın karşısına çıkmıştır. Foto altı: Gazi Paşa 1925 Kastamonu'da Panama şapkasıyla) Ulu Önder, şapkayı ilk kez Kastamonu'da giymesinin nedenini ise şu şekilde ifade ediyordu; Diğer şehirlerde üniformalı veya fesli olarak tanındığı, Kastamonu'da ise halkın kendisini ilk kez görecekleri için bu şapkayı tercih ettiği biçiminde açıklamıştır. Bilindiği üzere, Mustafa Kemal Paşa’nın Kastamonu gezisi 23 Ağustos -1 Eylül 1925 tarihleri arasını kapsamaktadır. Bu seyahatin Türkiye Cumhuriyeti tarihi açısından önemi Şapka ve Kıyafet İnkılabına ilişkin ilk konuşmaların Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından bu seyahat esnasında, Kastamonu’da yapılmış olmasıydı. (Foto: Kastamonu, 1925) Şapka Devrimine Dair Bursa’da Önemli Gelişmeler Kastamonu İnebolu’da yaşanan devrimci atılımın ardından Bursa’daki yönetici ve devlet görevlileri şapka giymeye çoktan başlamışlardı. Ayrıca, Bursa’da arakiyeciler yani halk için yün külah yapanlar artık şapka yapıyorlardı. Yapıcıların ürettiği şapkalar genellikle fötr ve melon şapka biçimindeydi. 22 Eylül- 8 Ekim 1925 tarihleri arsını kapsayan Atatürk’ün 4. Bursa Gezisi… Atatürk, 21 Eylül sabahı Ankara’dan trenle İzmit’e gitmişti. 22 Eylül’de Seyr-i Sefain’in (Denizyolları) Reşit Paşa adlı gemisi ile Mudanya’ya hareket etti. Bu yolculukta Ertuğrul yatı ve Gülnihal gemisi ile donanmanın Peyk-i Şevket ve Akhisar adlı savaş gemileri de Paşa’ya eşlik ediyorlardı. Nihayet saat 17.30 da Mudanya iskelesine yanaşmışlardı. Fotoaltı: Reşit Paşa Gemisi’nde Atatürk ve beraberindekiler) Gazi’yi karşılayanlar arasında, Vali Kemal Gedeleç, Ordu Müfettişi Ali Sait Paşa, Kolordu Komutanı Ali Hikmet Paşa ve Bursa Belediye Başkanı Yağcı Cemal Bey ile çeşitli meslek gruplarından kurullar da vardı. Mudanya iskelesinde ve alanda onu karşılayanların hepsi şapka giymişlerdi. Ancak dönemin koşulları gereği herkes ne bulduysa onu başına geçirmiş, Atasını karşılamaya ve ona olan bağlılıklarını göstermeye koşmuşlardı. Gazi Mustafa Kemal Paşa Mudanya İskelesinde kendisini şapkalarıyla karşılayanların bu devrimci atılımı benimsediklerini görmekten dolayı gayet mutlu idi. O sırada genç bir kişi ilgisini çekmişti. Onun önünde durdu ve sevecenlikle gülümsedi. Cumhurbaşkanı’nın önünde durduğu ve gülümsediği kişi, Mudanya Tirilye’de öğretmen olan Baki (Gökçe) Bey idi. Tabi heyecanla biraz ürpermiş ve Cumhurbaşkanı’nın karşısında korkulu bir an yaşamıştı. Acaba niçindi? Öğretmen Baki Gökçe, bu duruşun gülümseyişin sebebini çok sonra anlayacaktı. Çünkü şapka henüz bilinmedik bir şeydi. Genç Öğretmen, gerçi bir şapka bulup başına geçirmişti ama bu bir kadın şapkasıydı. Gazi onun için gülümsemişti, ona sevecenlikle ve içtenlikle… Mudanya Belediyesi’nde bir süre dinlenen Cumhurbaşkanı, trenle Bursa’ya hareketinden sonra ilk durağı Geçit oldu. Burada halkla söyleşide bulunan Cumhurbaşkanı, Acemler İstasyonuna vardıktan sonra, açık bir otomobille kent merkezine doğru hareket etti. Burada top atışlarıyla karşılanan Gazi, bir süre Belediye de kaldıktan sonra, geceyi geçirmek üzere Hünkâr Köşkü’ne çıktı. Bursa’da coşkulu gösterilerle karşılanan Cumhurbaşkanı gece yarısından sonra Ankara’da bulunan Başbakan İsmet Paşa’ya devrimin benimsenmekte oluşundan duyduğu mutluluğu dile getirdiği bir telgraf göndermişti. Atatürk, o gün Bursa’da yaşadıklarından dolayı o kadar gururlanmış ve mutlu olmuştu ki Bursa Hünkâr (Cumhuriyet)Köşkü’nden, gece yarısından sonra Başbakan İsmet Paşa’ya bir telgraf göndermişti… Telgraf şöyle idi; Ankara’da Başvekil İsmet Paşa Hazretlerine Bugün öğleden sonra Bursa’ya ulaşıldı. Bütün güzergâhta İzmit’te ve hülasa Marmara’da, İstanbul’dan gelen heyetlerle ki her biri kadın, erkek beş yüz den fazla idi. Görüşmeler ve Mudanya’da, Bursa yolunda ve Bursa’daki gösteriler ve gördüklerimiz pek çok duygu ve kıvanç nedenidir. Bütün bu gösterilerin yeni nedeni şapkadır. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasıdır. Her yerde gayet güzel ve ucuz fötrler yapımına başlanmıştır. Eskişehir’e yaklaştığımızda iki uçak karşılamış ve uğurlamıştı. Mudanya’ya yaklaştığımızda altı uçak üzerimizde uçtu. Gazetelerde çok ayrıntı göreceksiniz. Gözlerinizden öperim. Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal *** 28 Eylül 1925 Günü, Atasının İzinde Bursa Tarih Yazmaya Devam Ediyordu. Belediye önünde toplanan kadın erkek binlerce kişi Gazi’ye ve devrime bağlılıklarını göstermek için büyük bir coşkuyla Gazi Paşa’nın konakladığı Hünkâr Köşkü’ne doğru yola çıkmışlardı. 28 Eylül günü saat 14.00’te Belediye önünde toplanan binlerce kişiye, Müze Müdürü Hasan Fehmi Bey önce bir konuşma yaptı ve Gazi’ye bağlılık gösterisi sunma çağrısından sonra kalabalık büyük bir coşku içinde Hünkâr Köşkü’ne doğru yürüyüşe geçti. Köşke varıldığında Cumhurbaşkanı, Uludağ yamaçlarına bakan güney kapısı önüne çıkarak önce halkı selamladı. Köşke ulaştıktan sonra Türk Ocağı Başkanı Dr. Nazif’i Şerif Bey (Nabel) -ki kendisi daha sonra Bursa Belediye Başkanlığı da yapmıştır- halkın Gazi’ye olan bağlılığını dile getiren bir konuşma yaptı. Daha sonra Cumhurbaşkanı, Köşk bahçesini ve yamaçları dolduran Bursa halkına tarih geçen şu konuşmayı yapmıştır: Fotoaltı: Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa’nın, 28 Eylül 1925 Tarihinde Hünkâr (Cumhuriyet) Köşkü Önünde Halka Hitaben Yaptığı Konuşması… Sayın Arkadaşlar! Sizi tek parça bir vicdan halinde, bir yürek halinde karşımda görüyorum. Bu yüreğe, bir vicdan mutluluğu ile değiniyorum. Bu değinme, bana çok yüksek mutluluklar bağışlıyor. Arkadaşlar, ben öteden beri Bursalıların bu yüksek yetenekte olduğuna çok inançlıyım. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki üç beş ahmak bu kitlenin önüne çıkmak, bu zekâ ve yeteneği örtmek istediler. Oysaki gerçekten örtülmek olanağı olmadığı, bugünkü gösterinizle ortaya çıkmaktadır. Hepinizin adına beyefendi kardeşinizin söylediği sözlerden çok duygulandım, gönül borcu duydum. Bu içtenliğe teşekkürlerimi sunarım. Bu çok coşkun duygulara, coşku halindeki gösterilere yaraşır biçimde karşılık vermeye görüyorsunuz ki heyecanım engeldir. Yalnız sözlerime birkaç sözcük ekleyeyim… Arkadaşlar! Bir zamanlar bu ulusun başına fes giydirebilmek için Şeyhülislamlar değiştirildi. Fetvalar çıkarıldı. Övgüye değer ki bugün ulusumuz, böyle duygusuz, anlamsız, mantıksız araçların hiçbirine ilgi göstermiyor. Bu gibi yol göstermelere gereksinme duymuyor. Bizim yol göstericiliğimiz ise, ulusumuzdan aldığımız esinden başka bir şey değildir ve olamaz. Sayın Bursalılar içtenlikle, kesinlikle belirtmek isterim ki hep birlikte izlediğimiz yol doğrudur. Bu yol bizi mutluluğa ulaştıracaktır. Çekingenliğe yer yoktur. İzlediğimiz yolun gerçekten uygun olduğu, yine sizin gösterdiğiniz tepkiden ve yüce davranışlarınızdan bellidir. Arkadaşlar! İzlediğimiz yol demek, içimizden herhangi birimizin çizdiği bir çizgi demek değildir. Bütün düşüncelerin bileşkesinin çizdiği büyük ilerleme yolu demektir. Onun için doğrudur, uygundur. Arkadaşlar, memleketimizin her yerinde aynı duygular ortaya çıkmaktadır. Ancak bu duygular ortaya çıkmaktadır. Ancak bu duyguların açıktan gösterilmesi, bugün ilk kez Bursa’da oluyor. Bunu yapan sizleri ve düzenleme kurulunu, Tüm içtenliğimle kutlar ve teşekkürler sunarım. *** 29 Eylül 1925… Hünkâr Köşkü’nde bir yemek ziyafeti verilmişti. Mısır Hıdivi (Vali)Abbas Hilmi Paşa, Atatürk’ü ziyarete gelmişti. O gece Hünkâr Köşkü’nde bir ziyafet verildi. Bu geceyi Türk müziği sanatçısı Refik Fersan şöyle anlatıyor; “Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa, Bursa’da sanırım kaplıca ıslahı konusunda direktiflerini almak üzere Atatürk’ü ziyarete gelmişti. O gece Hünkâr Köşkü’nde bir ziyafet verildi. Ziyafette tabii musiki de vardı. Ertesi günü Hıdiv, Atatürk’ü Mudanya’da bulunan El –Mahrusa yatıyla Marmara’da bir gezintiye davet etmişti… 30 Eylül 1925 günü Atatürk, Bursa Hünkâr Köşkü’nde tanık olduğu şapka giyilmesi hususundaki çabaya gönderme yaparak Başvekil İsmet Paşa’ya Bursa’yı örnek gösteren bir telgraf göndermişti. Telgraf şöyleydi; “Başvekil İsmet Paşa Hazretleri’ne, şapkanın İstanbul’da ve diğer şehirlerde henüz ekseriyetle memurlar kısmıyla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. 28 Eylül’de Bursalıların, herkes tarafından şapka giyilmesi hakkında yaptıkları miting ve bunun neticesinde alınan karar, şapkanın köylüler dâhil bütün halk sınıfları arasında yayılmasını temin etmiştir. Her tarafta benzer mitingler yapılması faydalı görülmektedir. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal *** Gazi Paşa, 22 Eylül’de başladığı 4. Bursa gezisini 8 Ekim 1925 günü tamamlayarak sabahın erken saatlerinde otomobille Mudanya’ya gitti. Burada beklemekte olan Ertuğrul yatına geçen Cumhurbaşkanı saat 09.20 de Bandırma’ya hareket etmişti. Bir devrimin kabul görmesi ve halka ulaşmasında önemli bir görevi coşkuyla yerine getiren Bursa Şehri ve bu tarihi olaya tanıklık eden Hünkâr Köşkü, o gün Atasını da gururla uğurlamıştı. 25 Kasım 1925 tarihinde “Şapka Devrimi” artık resmi olarak ilan edilecekti. Bu tarihi olaya şahitlik eden Hünkâr Köşkü Müzesi’nde, 27 Kasım 2025 tarihinde “Bir Devrin Hikâyesi Şapka” Sergisi izlenime sunuldu. “Tepeden Tırnağa Kadar Uygar Bir Millet Olma Yolunda” Atamızın önderliğinde İlk kıvılcımın atıldığı Kastamonu İnebolu’dan, Bursa’ya uzanan bir devrimin coşku dolu hikâyesinin anlatıldığı bu sergi, 100. yılını geride bırakan Şapka ve kıyafet devriminin, halk üzerindeki etkisine ve kabul görmesine uzanan süreci adım adım gözler önüne sermektedir. KAYNAKÇA AKKILIÇ,Yılmaz;” Atatürk ve Bursa” Nilüfer Akkılıç Kütüphanesi Yayınları, Bursa, 2009 KOCATÜRK, Utkan, “Kaynakçalı Atatürk Günlüğü” Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2015 ULUSU, Mustafa Kemal, “Atatürk’ün Yanı Başında Çankaya Köşkü’nün Kütüphanecisi Nuri Ulusu’nun Hatıraları” Mega Basım, İstanbul İNAN, Afet, “Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2007, İstanbul ORTAYLI, İlber, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” Kronik Kitap, 2018, İstanbul GÜRER, Turgut, “Atatürk’ün Yaveri Cevat Abbas Gürer” Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2006 VEREL, Oktay; “Atatürk’le Bir Ömür Böyle Geçti” THK Yayınları, İstanbul 1982 Mehmet Baytimur – Aziz Demircioğlu, Hasan Çelikoğlu, “Atatürk’ün Kastamonu Gezisi ve Şapka Devrimi” Halil Serdar Bıyıklı / Daday Kültür Sanat Turizm Atatürk’ün Kastamonu Ziyareti, Şapka ve Kıyafet İnkılâbı / Kastamonu Valiliği Yayınları PDF Cumhuriyet Dönemi Türkiye’sinde Şapkanın Yeri, Kullanımı ve Tasarım Özellikleri Açısından İncelenmesi, Asya Studies Akademik Sosyal Araştırmalar- 2022 Karataş Ülger, E. “Silindir Şapka Giyen Köylü” öyküsünü şapka devrimi ve beden temsilleri üzerinden okumak. Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 2023 Daday İlçe Yıllığı Şahabettin Mert / Ağustos 2011- Daday Gazetesi – Sayı: Fotoğraflar Genel Kurmay Arşivi Yeşilköy Havacılık Müzesi Arşivi Atatürk Albümü

Nasip ve Nuri İyem’in eserlerini 21 yıl sonra Bursa'da Haber

Nasip ve Nuri İyem’in eserlerini 21 yıl sonra Bursa'da

Bursa Büyükşehir Belediyesi, Türk sanatının öncü isimleri Nasip ve Nuri İyem’in eserlerini 21 yıl sonra ‘Gözlerimin Önündesin’ sergisinde bir araya getirerek sanatseverlerle buluşturdu. Sanat tutkusuyla ortak bir hayat kuran ve uzun yıllar süren evlilikleri boyunca yan yana yürüyen Nasip İyem ile Nuri İyem, birbirlerine duydukları aşkla, çağdaş duruşlarıyla ve toplumun gerçekliğini gözler önüne koyan yapıtlarıyla öncü figürler oldu. 2005’te hayatını kaybeden Nuri İyem ve 2011’de hayatını kaybeden Nasip İyem’in yapıtları, 2004’teki son ortak sergilerinden 21 yıl sonra ilk kez ‘Gözlerimin Önündesin’ başlıklı sergide bir araya geldi. Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından EVİN iş birliğiyle Tayyare Kültür Merkezi’nde ziyarete açılan sergi, Anadolu’nun kültürel birikiminden beslenen ve kendi alanlarında Türk sanatına yön veren iki sanatçının bireysel üsluplarını, ortak duyarlılıklarını ve kesişen üretimlerini görünür kılıyor. Sergi, 30 Kasım 2025 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. “Sergiyi kentimize kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz” Küratörlüğünü Yasemin Bay’ın üstlendiği sergide, Nasip İyem’in seramik ve pişmiş toprak eserleri, Nuri İyem’in resimleri ve çiftin yaşamlarına ışık tutan aile fotoğraflarının yanı sıra Türkiye’nin önemli özel koleksiyonlarından eserler de yer alıyor. Serginin açılış töreninde konuşan Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Yıldız, “Sanat, nesiller arasında köprü kuran, geçmişi bugüne taşıyan bir hafızadır. Aramızdan ayrılışlarının üzerinden geçen yıllara rağmen onların izleri hâlâ taze. Bu sergide yer alan her eser, iki sanatçının birbirine duyduğu güvenin, sadeliğin ve samimiyetin ifadesidir. Sanatçılarımızın eserlerinde sadece estetik değil, insanın kendine ayna tutan bir hakikat arayışı da vardır. Bu sergiyi kentimize kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Anadolu Motiflerini Yapay Zeka ile Buluşturan Sergi HOMETEX’te Haber

Anadolu Motiflerini Yapay Zeka ile Buluşturan Sergi HOMETEX’te

“ANADOLU MOTİFLERİ” DİJİTAL SANAT SERGİSİ HOMETEX’TE YOĞUN İLGİ GÖRDÜ'' Türkiye'nin ve dünyanın en prestijli ev tekstili fuarlarından biri olan HOMETEX, bu yıl da ticaretin ötesine geçerek zengin içeriği ve vizyoner konseptiyle sektöre ilham vermeye devam ediyor. Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları (TETSİAD) öncülüğünde, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası iştiraki KFA Fuarcılık organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, dijital sanatçı Gökhan Doğan’ın yapay zeka destekli dijital sanat sergisi “Anadolu Motifleri” ziyaretçilerle buluştu. HOMETEX ziyaretçileriyle buluşan koleksiyona ismini veren “Anadolu Motifleri” eseri, Göbeklitepe’den günümüze uzanan farklı medeniyetlerin kültürlerini yapay zeka ile işleyen özel bir sistemle her dakikada bir özgün desen üretme özelliğine sahip. Yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçinin ilgi gösterdiği sergi, hem görsel hem de etkileşimli yapısıyla fuarın en dikkat çekici alanlarından biri oldu. Sanatçı Gökhan Doğan sergiye ilişkin açıklamasında, “Anadolu Motifleri deneyimlenebilir eser serisinin ismini taşıyan bu çalışmamızla buradayız. Koleksiyon, 10 adet etkileşimli sanat eserinden oluşuyor. Her biri aynı metodoloji ile üretildi ve aynı amaca hizmet ediyor. Göbeklitepe’den günümüze kadar uzanan kadim Anadolu medeniyetlerinin hikayelerini, farklı duyu organlarımıza hitap edecek şekilde ve deneyim temelli olarak anlatıyoruz.” dedi. Göbeklitepe’den Günümüze Medeniyetlerin İzlerini Taşıyor. Doğan, serginin temel yapısına ilişkin de bilgi verdi. Sergide Göbeklitepe’den itibaren farklı medeniyetlerin kültürel izlerini işleyen bir yapay zeka sistemi kullanıldığını ifade eden Doğan, “Her bir dakikada bir özgün, yani biricik bir motif üretiliyor. Bu motifler, dönemlere göre farklı kültürlere ait. Biz bu noktada kültürlerin ve medeniyetlerin hikayelerini motiflere, motifleri ise üretimlerine dönüştürmelerini konu alıyoruz. Ziyaretçilerin bu motifleri deneyimleyerek zaman dilimleri ve kültürler arası bağları keşfetmesini hedefliyoruz.” dedi. ETKİLEŞİMLİ SANAT DENEYİMİ Eserin teknik detaylarına da değinen Doğan, çalışmanın arkasında canlı bir yapay zeka sistemi olduğunu belirterek şunları söyledi: “Her dakika değişen bu desenler, kapalı bir bilgi kütüphanesinden faydalanarak dönemin mimari anlayışlarını, sanat eserlerini ve kültürel birikimini işliyor. Böylece ortaya çıkan motif, ilgili döneme referans veren bir yapıda oluyor. Ziyaretçiler, bu motiflerin karşısına geçtiğinde derinlik algılayıcılar tarafından tespit edilerek, motifleri adeta bir sıvı formu gibi hareket ettirebiliyor ve onun içinde gezinebiliyor. Yani burada tam anlamıyla bütüncül bir deneyim yaşanıyor.” Yapay Zeka, Hikaye Anlatıcılığını Güçlendiriyor Dijital sanatçılar olarak güncel teknolojiyi yakından takip ettiklerini belirten Doğan, “Yeni teknolojiler bize hem hikaye anlatıcılığı konusunda hem de sanat eserinin izleyiciyle olan etkileşimi açısından büyük katkılar sunuyor. Yapay zeka sayesinde, anlatmak istediğimiz hikayelere uygun üretim teknikleri geliştirebiliyoruz. Bu da küresel ölçekte hikaye anlatıcılığını güçlendiriyor.” dedi. İZLEYİCİLER ESERİN BİR PARÇASI HALİNE GELDİ Doğan ayrıca, serginin izleyiciyle olan etkileşimini de vurgulayarak, artık sanat eserlerinin içinde deneyim alanı olarak bulunmanın mümkün hale geldiğini söyledi. “İzleyiciler, birer seyirci değil eserin yönünü belirleyen, onun bir parçası haline gelen aktörlere dönüşüyor. Artık eseri, seyirciyi ve deneyim alanını birer bütün olarak ele alıyoruz.” ifadelerini kullandı. Yapay zekanın bilgiye ulaşma ve arşiv tarama konusundaki gücünün, özellikle kültürel hikayelerin yeniden yorumlanmasında sanatçılara ciddi kolaylıklar sağladığını belirten Doğan, “Yeni üretim teknikleri sayesinde, bu avantajların ülkemizde de etkin biçimde kullanıldığını görüyoruz. Bu gelişmeleri izlemek ve içinde yer almak benim için gurur verici.” dedi. HOMETEX’İN TABİATIYLA ÖRTÜŞEN BİR ÇALIŞMA OLDU Anadolu Motifleri eserinin HOMETEX’in tabiatına ve katılımcı kitlesine çok uygun bir içerik sunduğunu vurgulayan Gökhan Doğan, özellikle Uzak Doğu ve Avrupa’dan gelen ziyaretçilerin olumlu geri bildirimlerinin kendileri açısından değerli olduğunu söyledi. “Buradaki ziyaretçiler zaten motifleri bilen, üreten, tüketen, seven kişiler. Bu nedenle eserde kendi ilgi alanlarına dair öğeler bulduklarında bağ kurmaları çok güçlü oluyor. Anadolu Motifleri sergisinin bu anlamda fuara çok yakıştığını düşünüyorum.” dedi. Doğan, sergiyi sadece bir sanat gösterimi değil, aynı zamanda kültürel ve teknolojik bir aktarım aracı olarak konumladıklarını ifade ederek, “Bizim bu koleksiyonu oluşturma amacımız Anadolu’nun kültürel mirasını korumanın yanı sıra bu mirası dünya çapında teknoloji ve yeniliklerle harmanlayarak anlatmak, dijital sanat ihracatını da mümkün kılmaktı. HOMETEX ziyaretçilerinden bu vizyona uygun çok değerli geri dönüşler aldık. Bu bizim için çok kıymetli, burada olmaktan kıvanç duyuyoruz. Süreçte bize destekleri için HOMETEX ailesine, TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi’ne ve tüm kurumlara teşekkür ediyoruz.” diye konuştu.

Anadolu arkeolojisinde önemli gelişme Haber

Anadolu arkeolojisinde önemli gelişme

Amasya'daki Oluz Höyük kazısında Frig dönemine ait kutsal olduğu değerlendirilen 2 bin 600 yıllık oda ve taş ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Bir kutsal odayı ve içerisinde kutsal taşı açığa çıkarmamız Anadolu arkeolojisinde ilk defa gelişen bir olay” dedi. Friglerin kutsal tanrıçası Kubaba'nın heykeline ait parçaya rastlanması üzerine gözlerin çevrildiği alanda iki Kubaba sunağının bulunması sonrasında süren kazılarda 20 metrekare genişliğindeki kare bir yapı ve diğerlerinden farklı olduğu görülen bir taş ile karşılaşıldı. YAZILI KAYNAKLARDA GEÇİYORDU Tarihsel yazılı kaynaklarda kara bir taşın tanrıça Kubaba'yı (Kibele) temsil ettiğinin söylendiğini hatırlatan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk İslam Arkeolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, “Orta Anadolu'da bir Kubaba kutsal alanında kare biçimli bir yapıda kutsal taşın bulunması Anadolu arkeolojisi için oldukça derin anlamlar taşıyor. Yazılı kaynaklarda geçen kutsal taş ve ana tanrıça ilişkisinin de arkeolojik gerçekliğini gözler önüne seriyor. O tarihsel bilgileri somutlaştırmış durumdayız. Kare yapı, kutsal taş ilişkisinin de MÖ 600'lü yıllara kadar uzandığını görüyoruz” diye konuştu. ÇALIŞMA, ‘GELECEĞE MİRAS PROJESİ' ÇERÇEVESİNDE İLERLEYECEK Kubaba kutsal alanındaki çalışmaların Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın uyguladığı ‘Geleceğe Miras Projesi' çerçevesinde ilerleyeceğini anlatan Prof. Dr. Dönmez, “Daha yeni mekanlarında ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Belki de Anadolu'da tek tanrıcılığa başlanan dönemin bir kutsal kompleksini açığa çıkarmış olacağız. Bunu da restorasyonunu tamamlayarak turizme kazandırmayı düşünüyoruz” şeklinde konuştu. Kazılara, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Amasya Valiliği, İstanbul Üniversitesi ile Amasya Üniversitesi'nin desteğiyle devam edilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.