Bedenler toprak olur, fikirler ölmez!

Mustafa Kemal Atatürk dünya tarihine damgasını vurmuş en önemli liderlerden biri… Vefatının üzerinden geçen 85 yıl sonra bile sevgisi Türk milletinin kalbinde yeşermeye devam eden bu büyük önderi daha iyi anlamak, idrak etmek arzusu ile kaleme alınmış bir yazı bu…

Haber Giriş Tarihi: 28.12.2023 18:25
Haber Güncellenme Tarihi: 28.12.2023 18:25

10 Kasım 2023, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Hakk’a yürüyüşünün 85. yıl dönümü… Günümüz koşullarında bazı kendini bilmezlerin ve beyni yıkanmışların Atatürk’e yönelik saldırıları gibi O’nu anlayamamış olanların varlığına da şahit oluyoruz.

Tam da burada Mustafa Kemal Atatürk’ün şu cümlelerini hatırlamakta fayda görüyorum:

“İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik geçici Mustafa Kemal… İkinci Mustafa Kemal, onu "ben" kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir! O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz. Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”

Tarihe iz bırakan şahsiyetlere bakarsanız, pek azının Atatürk’ün özelliklerinden sadece bir ikisine sahip olabildiklerini görürsünüz. Öyle bir insan ki; ulusun bağımsızlığı için korkmadan mücadele veren, yılmayan, kısa hayatının büyük bir bölümünü savaş meydanlarında, vatanına, milletine hizmet ederek geçiren, muhteşem bir asker…

Bağımsızlık mücadelesinin yılmaz savaşçısı...

O’nu sadece bir asker olarak tanımlamak ise çok yetersiz kalır…

O, büyük devrimlerin mimarı, 1923’ten 1938’e kadar geçen 15 yıllık süreçte ülkenin kalkınması yönünde ilk ve kurtarıcı adımları atmış, büyük bir devlet adamı…

Asker ve devlet adamı olduğu kadar da araştıran, sorgulayan bir yazar… Küçük yaşlarından itibaren okumaya merak duymuş ve sadece okumakla kalmayıp, okuduklarını düşündüklerini, bilgi birikimini kayıt altına alarak tam 15 eser kaleme aldı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ü, vefatının 85. yıldönümünde, kurduğu cumhuriyette, gayretleriyle elde edilen özgürlükle, hala anlamayanların varlığı aşikâr!

Ancak Atatürk, yaşadığı dönemde ve vefatı sonrasında da dünyanın en çok mercek altına aldığı profil…

Özellikleri ile yetenekleri karşısında pek çok dünya lideri O’na saygı duymuş, Atatürk’ü övmekten kendini alamamıştır…

YUNAN LİDER VENİZELOS

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk hiçbir zaman devletler arasında daimi bir dostluk ya da düşmanlığın olabileceğine inanmadı. Bu nedenle de Kurtuluş Savaşı sırasında da sonrasında da Anadolu’yu işgal eden devletlerden hiçbirini milli düşman ilan etmedi.

Hatta bu düşüncesinin en belirgin örneğini, savaş halinde iken Yunanistan’a karşı verdi. 10 Eylül 1922’de İzmir’e girdiğinde, kendisine daha önce Yunan Kralı Konstantin’in kaldığı ev tahsis edilmişti. İzmirliler, Konstantin’in Türk Bayrağına yaptığı gibi evin girişine serilen Yunan Bayrağına basarak içeri girmesini istemişlerdi. Ancak Atatürk, Yunan Bayrağını kaldırtmış ve "Bir milletin istiklâlinin timsali olan bayrak çiğnenmez" demişti.

1928’de Yunanistan’da iktidara gelen Eleftherios Venizelos, ülkesinin Türkiye politikasını değiştirerek daha barışçıl yollar izlemiş, hatta savaşın galibi Atatürk’ü 1934’te ‘Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiş, anılarında kendisi ile tanışıp karşılıklı sohbet etmekten duyduğu memnuniyeti dile getirmişti.

KALICI İZ BIRAKMAK

10 Kasım 1938’de Atatürk’ün vefatı tüm Türkiye’yi derin yasa boğarken dünyada da çok büyük yankı yarattı! Onunla ilgili olarak söylenmiş, yazılmış olanlar, Atatürk’ün kalıcı izler bıraktığının da bir ifadesidir:

ABD Başkanı Franklin Roosvelt, Atatürk’ün öldüğü gün, “Benim üzüntüm, bu adamla tanışmak hususundaki şiddetli arzumun gerçekleşmesine artık imkân kalmamış olmasıdır” demişti.

Paris basını O’nu “Asırları aşan adam!” olarak tanımladı…

George Bennes, Vu Gazetesi’nde, “Kemal Atatürk’ün karakterinin bir cephesini göstermek itibariyle bir noktayı hatırlatmak isterim. Bize savaşlarından birini anlatıyordu. Birdenbire durdu: Görüyorsunuz ya, dedi: birçok zaferler kazandım. Fakat bunların en büyüğünden sonra bile her akşam, savaş alanlarında ölen bütün askerleri düşünerek içimde derin bir keder duyuyorum. Cesaret ve zekasından başka yüreği bu kadar yüce olan böyle bir Şef’in, yurdu için mucizeler yaratmış olmasına şaşılabilir mi?” diye yazdı…

Gazeteci Gladys Baker’in düşüncesi ise, “İnsanı teslim alıcı fevkalade önderlik kuvveti vardır. O, tetiktir, hazır cevaptır, dikkati çekecek kadar zekidir" şeklinde idi.

Fransız basınının o günlerdeki önemli gazetesi olan Jour Echo De Paris’de "Atatürk, hür ve müstakil bir Türkiye bırakıyor" denildi.

Alman Profesör Walter L. Wright Jr., "O kişisel kazanç ve ün peşinde koşan basit bir diktatör değil, gelecek kuşaklar için sağlam temeller atmaya uğraşan bir kahramandı" diyordu. Alman basınından Noelle Gazetesi "İnsanlığın bütün belirtileri onda kendini hemen gösteriyor" diye yazdı.

Tüm dünyaya örnek bir lider olan Atatürk, aynı zamanda diğer milletler için de ilham kaynağı idi. Afgan Kralı Emanullah Han, "O büyük insan yalnız Türkiye için değil, bütün doğu milletleri için de en büyük önderdi" demişti.

Tahran Gazetesi’ndeki bir makalede geçen şu cümle ise tüm yazılanların bir özeti gibidir:

"Atatürk gibi insanlar bir nesil için doğmadıkları gibi belli bir devre için de doğmazlar. Onlar önderlikleriyle yüzyıllarca milletlerin tarihinde hüküm sürecek insanlardır."

ATATÜRK VE CUMHURİYETİ

Atatürk hakkında bugüne kadar yüzlerce yazılmış kitap var. Yaşadıkları, yaptıkları, söylediklerini kapsayan, hayatını anlatan pek çok kitap… Bunlar arasında; Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu üyesi, toplum bilimci, akademisyen Prof. Dr. Özer Ozankaya’nın “Dünya Düşünürleri Gözüyle Atatürk ve Cumhuriyeti” isimli kitabı ise Atatürk’ün, Türk devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin dünyanın seçkim bilim ve siyaset insanları tarafından nasıl anlaşıldığını göstermek amacıyla hazırladığı bir kitap…

Ozankaya bu kitabında, Fransa’dan Azerbaycan’a, Rusya’dan Senegal’e, alanlarında önemli isimlerle yaptığı söyleşilerle yabancıların gözünden Türkiye Cumhuriyeti’nin genel görünüşünü tespit ederek önemli bir saptama yapıyor.

Bu amaçla Dilbilimci Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Geoffrey Lewis’den Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihçisi Feroz Ahmad’a, SSCB Eski Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov’dan ABD Eski Genelkurmay Başkanı William Crowe’a kadar pek çok kişi ile söyleşi yapmış…

FEROZ AHMAD

Özer Ozankaya, 1960’lardan başlayarak Türkiye üzerine araştırmalar yapan ve siyaset bilimi dünyasınca yakından tanınan Hint kökenli Prof. Dr. Feroz Ahmad’la yaptığı söyleşisinde şöyle bir soru yöneltiyor:  

“Mustafa kemal Atatürk’ün önderlik stratejisi ve taktikleri konusundaki görüşlerinizi sorabilir miyim?”

Feroz Ahmed’in bu soruya verdiği cevaptan sadece bir bölüm ise şu şekilde:

“… Mustafa Kemal’in en göze çarpan özelliği gerçekçi olması ve serüvencilikten uzak durmasıydı. Hiçbir zaman hiçbir serüvene yönelmemiştir. Örneğin 1926’ya gelindiğinde Musul’un Misak-ı Milli’ye dahil olduğu halde İngiltere’nin bırakacağı bir yer olmadığını anladı. Ve burası için savaşa girmenin doğru olmadığını, çünkü bunun Anadolu’yu geliştirmekten vazgeçmek anlamına geleceğini gördü. Bu nedenle bir uzlaşmaya gitti. Bence bu büyük bir erdemdi. Buna karşılık Hatay ve İskenderun gibi geri alınabilecek bir yeri 18930’larda Fransızlarla görüşerek geri aldı. Mustafa Kemal ile İttihat Terakki’nin ilk önderleri arasındaki büyük fark buydu: serüvenden uzak olmak, gerçekçi olmak, uzun erimli düşünmek…”

MİHAİL GORBAÇOV

SSCB’nin son lideri, Nobel Barış Ödülü sahibi Mihail Gorbaçov ile de bir söyleşi bu kitapta yer alıyor. Özer Ozankaya, Moskova’daki ‘Gorbaçov Vakfı Merkezi’nde bir saati aşkın kendisi ile görüştüğünü ve Gorbaçov’un bu söyleşide “Atatürk Devrimi’nin özgürlüğü temel alarak bireyliğe gereken değeri vermesinin yaşamsal önemini vurguladığını” belirtiyor.

Gorbaçov kendisine yöneltilen bir soruya da şu şekilde cevap verdiyordu:

“Atatürk belli bir şeyi kendisine dogma olarak kabul etmemiştir. Atatürk yeni ve genç bir topluma belli bir yön vererek, kendine özgü bir yolda yürümesini değil, toplumun istediği bir rejimi bulmasını istiyordu. Toplumu belli bir yöne itme gibi bir eylemi Bolşevikler düzenledi. Onlara göre bu yön doğruydu. Gerçekte Bolşevikler toplumu komünist model içine soktular… Mustafa Kemal Atatürk akıllıca davrandı, ancak zamanı yetersizdi. Yaptıkları onun ne kadar büyük bir insan olduğunu gösteriyor. Atatürk’ün mirasına saygı göstermeye değer. Zira onun ilkeleri sadece Türkiye için değil, bugün karşımıza çıkan problemlerin çözümünde de önemini yitirmemiştir. Atatürk düşüncesi yaşlanmadı. O sadece geçmiş değil, aynı zamanda gelecektir de…”

Özer Ozankaya’nın “Dünya Düşünürleri Gözüyle Atatürk ve Cumhuriyeti” kitabında daha pek çok önemli şahsiyetin söyleşisi yer alıyor. Yazarın deyimiyle kitapta, “Merak edip de okumak isteyenlere Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in olağan sayılan pek çok kazanımının, nasıl “bir uygarlık projesi” olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.”

O’NU ANLAYAMAMAK

Ne var ki; bugün halen dünyanın araştırıp, tanıyıp, idrak etmeye çalıştığı, yabancı devletlerin liderlerince örnek alınan, izi takip edilen bir Mustafa Kemal Atatürk varken, yoktan var ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayanlar -çoğunluğun mensup olduğu dinin ilk emri “oku!” iken-, bu büyük lideri okuyup, anlamaktan yoksun!

Mustafa Kemal Atatürk’ün milletine bıraktığı mirasını bir nebze de olsa anlamak için ise şu sözlerini unutmamak gerekir:

Ben, manevî miras olarak hiçbir nass-ı katı’, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım, bilim ve akıldır. Benden sonrakiler, bizim aşmak zorunda olduğumuz çetin ve köklü güçlükler önünde, belki amaçlara tamamen eremediğimizi, fakat asla ödün vermediğimizi, akıl ve bilimi rehber edindiğimizi onaylayacaklardır. Zaman hızla dönüyor, milletlerin, toplumların, bireylerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve bilimin gelişimini inkâr etmek olur. Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar.”

Vefatının yıl dönümünde büyük önder Atatürk’ün ruhu şad, makamı cennet olsun!

****************************************************************************************************************************************************************

KAYNAKLAR:

Prof. Özer Ozankaya, Dünya Düşünürleri Gözüyle Atatürk ve Cumhuriyeti (T. İş Bankası Kültür Yayınları),

https://erdem.gov.tr/tam-metin/254/tur,

https://www.add.org.tr/ataturk/hakkinda-soylenenler/,

https://www.atam.gov.tr/duyurular/ataturke-gore-ataturk.