Yunan pilotun Bursa’ya “bayrak dikme” hikâyesi!

1920’deki bir keşif uçuşu sırasında uçağıyla Bursa’ya inip askerî binaya bayrak diktiğini öne süren Yunan Pilot Thanos Veloudios; doğrulanmamış iddiaları ve kurguyu zorlayan anlatılarıyla tarihin efsane ile saptırma arasındaki en eksantrik figürlerinden biridir.

Haber Giriş Tarihi: 09.09.2026 17:03
Haber Güncellenme Tarihi: 09.09.2026 17:08
https://www.bursasehrengiz.com/

Dr. Ceyhun İRGİL/Dr. Alper CAN

Tarihin tozlu sayfaları bazen öyle şahsiyetleri gizler ki, hayat hikâyeleri en yaratıcı kurgu yazarlarının bile hayal gücünü zorlar. Yunan ileri harekâtı sırasında keşif uçuşu yaparken 1920’de Bursa semalarında yazdığı hikâyeyle "Bursa Fatihi" (Prousa Fatihi) lakabını alan pilot Thanos Mourais-Veloudios tam da böyle bir figür.

Yunan Ordusu’nun Milne Hattı’nı geçmesiyle başlayan yaz taarruzundan üç gün sonra, 25 Haziran 1920'de keşif uçuşuyla görevli bir pilotun Bursa'daki Osmanlı Askerî İdadisi’nin (Askerî Lisesi) arazisine tek başına inip binaya Yunan bayrağı asması, bu havacıya "Prousa (Bursa) Fatihi" unvanını kazandırmıştı. Ancak bu pilot, Athanasios (Thanos) Mourais-Veloudios, sadece bir havacı değildi. O; aynı zamanda avangart bir sanatçı, folklorist, besteci, koreograf ve kendisini "fantazi uzmanı" olarak tanımlayan, sıra dışı ve çok yönlü bir figürdü. Veloudios'un hayatı, savaşın gürültüsü ile sanatın sessiz derinliği arasında gidip gelen çelişkilerle doludur.

ORDU HAVA SERVİSİ MÜDÜRLÜĞÜ

Yunan ordusu, 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkarma yaptı ve aynı gün İzmir Deniz Havacılık Filosu’nun (NAMS) kurulmasına başlandı. Bu filoda 10 adet Airco De Havilland DH9 uçağı ve 15 adet Sopwith Camel 1F.1 savaş uçağı bulunuyordu. NAMS, İleri Cephe Filoları oluşturdu. Küçük Asya'daki kuvvetlere tahsis edilen ilk deniz havacılık birimi, Breguet 14A2/B2 uçaklarıyla donatılmış 533. Filo idi. İlk bombalama görevi, 18 Haziran 1919'da 3 adet Airco De Havilland DH9 tipi uçağın, karadan ilerleyen birliklerin Aydın'a saldırısını desteklemesiyle gerçekleşti.

20 Aralık 1919'da Küçük Asya Seferi'nin tüm hava kuvvetlerini bünyesinde barındıran Ordu Hava Servisi Müdürlüğü (DAWS) kuruldu. Ayrıca 532, 533 ve 534 numaralı filolar sırasıyla İzmir ve Bandırma’da “Uçak Filoları” olarak yeniden adlandırıldı. Her birinin tipik gücü 8 ila 12 uçaktan oluşuyordu.

25 Haziran 1920 Cuma sabahı saat 06:00 sularında, havacılık tarihinin en cüretkâr eylemlerinden biri gerçekleşti. O dönem İzmir Deniz Havacılık Filosu (NAMS) bünyesinde görev yapan Teğmen Veloudios, İngilizler tarafından üretilen tek motorlu, iki kişilik B.E.2e (kendi anlatımıyla BE 8692) tipi uçağıyla Panormos'tan (Bandırma) havalanarak Bursa (Prousa) bölgesine keşif uçuşuna çıktı.

Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıkmasıyla başlayan süreç, bölgede yeni bir askerî dinamiği beraberinde getirmişti. Bu dönemin en modern ve stratejik unsurlarından biri, yeni kurulan hava kuvvetleriydi. İzmir Deniz Havacılık Filosu (NAMS); Airco De Havilland DH9 ve Sopwith Camel gibi uçaklarla donatılmıştı. Dimitris Marakas ve Georgios Mamalakis gibi pilotlar; keşif, bombalama ve makineli tüfek görevleriyle cephenin kaderini etkilemeye çalışıyordu. Bu isimler arasında Thanos Veloudios, yaptığı inanılmaz iddia ve eylemlerle öne çıkacaktı.

BURSA ASKERÎ İDADİSİ’NE İNEN PİLOT

25 Haziran 1920 sabahı Veloudios, Panormos'taki (Bandırma) üssünden Royal Aircraft Factory B.E.2e tipi uçağıyla havalandı. Görevi, Bursa (Prousa) ve Uludağ (Olympos) çevresinde keşif yapmaktı. İngilizlerin desteğiyle Ege’deki direnişi etkisiz kılmak ve Ankara Hükümeti’ni saf dışı bırakmak amacıyla 22 Haziran’da taarruza geçen ve Manisa, Balıkesir ile Uşak’a doğru ilerleyen Yunan birliklerinin konumunu teyit ettikten sonra Bursa üzerinde alçaldı. O anı, yıllar sonra 1976'da verdiği bir röportajda kendi kelimeleriyle, neredeyse mistik bir dille anlatacaktı:

"Hava harikaydı ve yemyeşil ormanlık manzara parlak güneş altında ışıldıyordu. Doğuya doğru, çok alçaktan, antik Yunan köyleri, Bizans kiliseleri ve minareleriyle Türk yerleşim yerlerinin bulunduğu mavi nehirler ve göllerin üzerinden uçuyordum... Bir rüya gibi, neşeli bir rüzgârın kanatlarında ve büyük bir coşkunun etkisi altında, uçan bir halının üzerinde, havada süzülmenin sevinciyle yolculuk ettiğimi hayal ettim..."

Bu plansız uçuş, kısa süre sonra askerî bir gövde gösterisine dönüştü. Keşif uçuşu yaptığı tarihte Yunan ordusu henüz Bursa önlerine gelmemişken -Manisa/Uşak hattına ilerlerken-Şehrin batısındaki mevzilerini doğruladıktan sonra” diyen Veloudios, bu coşku hissiyle gördüğü ilk uygun alana, Osmanlı Askerî Akademisi'nin arazisine inmeye karar verdiğini dile getiriyordu.

Osmanlı Askerî Akademisi’nden kastı bugünkü Işıklar Askerî Lisesi olmalıydı. O tarihlerde bölgede uçak indirmeye müsait bir alan hiçbir kayıtta geçmezken, Veloudios, önceden planlanmamış bu eylemi tamamen kendi inisiyatifiyle gerçekleştirdiğini belirtiyordu. Yine kendi anlatımlarına göre; Veloudios, iniş yaptıktan sonra uçağının motorunu düşük devirde çalışır halde bıraktı ve yanında taşıdığı Yunan bayrağını binanın kapısına hızla asıp yeniden havalandı. Üstelik kimsenin görmediği, müdahale etmediği bu sürpriz ve cüretkâr eylem tek bir kurşun bile atılmadan gerçekleşmişti. Lakin bu anlatı, ona Yunan ordusu nezdinde büyük bir ün ve "Prousa Fatihi" lakabını kazandırdı.

MUSTAFA KEMAL’İN KARARGÂHINA SALDIRI

Bursa'daki eylemi onu bir kahraman yapsa da Veloudios'un anlatıları tam olarak doğrulanamadı. Ancak macerası Bursa’ya bayrak asmasıyla bitmiyordu. Yine kendi anlatımına göre 25 Mart 1921'de, Anadolu'nun iç kesimlerinde, Mustafa Kemal Paşa’nın Afyon Tren İstasyonu’ndaki karargâhını havadan bombaladığını ve bu saldırıdan Mustafa Kemal'in saniyelerle kurtulduğunu iddia ediyordu.

Oysa Atatürk söz konusu tarihte Ankara’daydı. Yunan ordusu ise 23 Mart 1921'de Bursa ve Uşak cephelerinden iki kollu olarak büyük bir taarruza girişmişti. 25 Mart 1921 günü Eskişehir yakınlarındaki İnönü’de çok şiddetli çatışmalar yaşanmaktaydı. Mustafa Kemal Paşa, Ankara’dan anbean, 1 Nisan’da Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanacak II. İnönü Muharebesi’ni takip ediyordu.

Aktardığına göre Veloudios; Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale'de Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) zırhlılarını defalarca bombalamış, ayrıca Uşak yakınlarındaki bir demiryolu köprüsünü havaya uçurmuştu.

PİLOTLUKTAN SÜRREALİZME ABARTILI BİR YAŞAM

16 Temmuz 1895’te Atina’nın Kolonaki semtinde doğan Veloudios, sadece bir havacı değil; aynı zamanda İngiltere ve İsviçre’de eğitim görmüş, dört dil bilen (İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca) bir maceraperestti. Büyükbabası Athanasios Roussopoulos, Kapodistrian Üniversitesi'nde arkeoloji profesörü; babası Dimitrios Mourais-Velloudios ise matematikçiydi. Babasının kardeşi Othonas Roussopoulos da Ticaret Akademisi'ni (daha sonra ASOEE) kuran kişiydi.

Gençliğinde Londra’da ve İsviçre'nin St. Gallen ile Basel kentlerinde eğitim gördü, Londra'nın finans merkezinde çalıştı. Yirmi bir yıl boyunca Hava Kuvvetleri'nde subay olarak görev yaptı. Öncü pilot ve eğitmen olarak muharebe uçuşlarında yer aldı; uçuş operatörlüğü yaptığı sırada yaralandı. Deniz Harp Okulu'nun Naval Review dergisi için hava stratejisi konusunda bir makale ve teknik kılavuzlar yazdı.

Dadaizm'in doğuşuna Zürih’te tanıklık etmiş, ömrünün ilerleyen yıllarında folklorist, besteci, oyuncu ve sürrealist bir sanatçı olarak tanınmıştır. Hatta kendisini "fantezi uzmanı" ve "Yunan terzisi" gibi eksantrik unvanlarla tanımlamıştır. Cinler, periler ve eski pagan gelenekleri üzerine Yunan Ruhları adlı bir eser yazdı. Koreograf olarak, Angelos Sikelianos'un 1927'deki Delphi Festivali için antik Pyrrhic savaş dansını yeniden canlandırdı.

SIKI BİR YUNAN MİLLİYETÇİSİ

Zeybek dansı üzerine derinlemesine çalışarak onu "proto-Helen Frig dansı" olarak tanımladı ve bu dansın Türk kökenli olduğu algısını kırmaya çalıştı. Hatta ünlü ressam Yannis Tsarouchis'e zeybek oynamayı öğretenin o olduğu söylenir.

Kendine yukarda da değindiğimiz üzere "Yunan terzisi" unvanını da yakıştırmıştı. Geleneksel Yunan kıyafetlerini modern bir estetikle yeniden yorumlayarak "40 Çeşit Yeni Helen İç Gömleği" ve "Fustanella Elbisesi" gibi tasarımlar yarattı. Ancak tüm bu kimliklerinin ötesinde, kendini en iyi ifade eden tanım belki de kendi icadı olan ‘Fantaziometre’ idi. Bu kavramı; “canlı veya cansız her şeyin iç özünün, tohumunun ve ruhunun titiz bir araştırma yoluyla belirlenmesi sanatı” olarak açıklıyordu.

Thanos Mourais-Veloudios'un hayatı, bir dizi çelişkinin bir araya geldiği bir mozaik gibiydi. Ateşli bir Yunan milliyetçisiydi; ancak aynı zamanda uluslararası sanat akımlarının merkezinde yer alan bir öncüydü.

TERCİHLERİNİ HİÇ GİZLEMEDİ

Muhafazakâr Yunan Ortodoks toplumunda cinsel tercihlerini asla gizlemeyen Veloudios, eşcinselliğini "unutulmuş tabuları keşfetmenin öncelik kazandığı ritüel bir sanat" olarak tanımlıyordu. Belki de bu karmaşık kişiliği ve abartılı yaşamı yüzünden, birçok TV programı ve filmde rol almasına karşın adı zamanla unutulmaya yüz tuttu.

1992 yılında hayata gözlerini yumduğunda; geride hem askerî tarih kitaplarını hem de sanat galerilerini dolduran, savaşın yıkıcılığı ile sanatın yaratıcılığını kendi ruhunda birleştirmiş bir yaşam öyküsü bıraktı...

(P. Şehrengiz Dergisi 160. sayısı)