
Yazan: Gazeteci İbrahim ÖGE
Bundan tam 103 yıl önce ocak ve şubat aylarında Türkiye ve Bağlaşık devletler arasında İsviçre’nin Lozan şehrinde yürütülen barış görüşmelerinde tam anlamıyla diplomatik bir savaş yaşanıyordu. Bu diplomatik savaşın hikayesi de Bursa’dan başlıyordu. Evet, zaferle sonuçlanan Millî Mücadelenin ardından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın ilk ziyaret ettiği şehir Bursa oluyordu.
Bu ziyaret; Bursa’nın tam 2 yıl 2 ay 2 gün süren Yunan işgalinden kurtuluşundan (11 Eylül 1922) 36 gün, müttefiklerin Ankara Hükümeti’nden barış dilendiği Mudanya Mütarekesi’nin (11 Ekim 1922) imza edilmesinden 6 gün sonra 17 Ekim 1922 Salı günü gerçekleşiyordu. Mustafa Kemal Paşa’ya Milli Savunma Bakanı Kazım Paşa (Özalp), Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü), Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa ve Güney Cephesi Komutanı Refet Paşa gibi Kurtuluş Savaşı’nın öncü kadroları eşlik ediyordu. İşte bu dev kadro tam 13 gün kaldıkları Bursa’da, önemli kararlar alıyor, görevlendirmeler yapıyor ve yeni Türk devletinin geleceğine yön veriyordu.
Örneğin; Mudanya Mütarekesi’nin hükmü gereği, tek kurşun atmadan
Yunan işgalinden kurtarılan Doğu Trakya’yı teslim olmak üzere jandarma birliklerinin komutanı ve TBMM’nin temsilcisi olarak Refet Paşa, 19 Ekim günü Gülnihal Vapuru ile İstanbul’a gönderiliyordu. Saray, yani saltanat ve İstanbul Hükümetinin geleceği de Bursa’dan belirleniyordu. Öyle ki İngiltere, Fransa ve İtalya’nın başını çektiği müttefikler, Mudanya Mütarekesi sonrası nihai barış için TBMM Hükümeti’nin İstanbul temsilcisi Refet Paşa’ya sözlü nota tebliği suretiyle 13 Kasım’da İsviçre’nin Lozan şehrinde toplanacak konferansa Ankara’yla birlikte İstanbul Hükümeti’ni de davet ediyordu.
TEK YETKİLİ MAKAM TBMM
Bu davet üzerine son Osmanlı Sadrazamı Tevfik Paşa’nın konferansa Ankara ve İstanbul Hükümeti’nin belirleyeceği delegelerin “birlikte katılmaları” yönündeki talebi, Mustafa Kemal Paşa’nın Bursa’dan çektiği telgrafla reddediliyor, barış konferansında devleti yalnız ve ancak TBMM’nin temsil edeceği kesin bir dille bildiriliyordu. Nitekim Mustafa Kemal Paşa, Bursa’da halka hitaben yaptığı konuşmada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin üstünde hiçbir güç ve baskıyı kabul etmeyeceklerini vurguluyordu.
Peki Lozan’a gidecek delegasyona kim başkanlık edecekti? Bu soruya verilecek cevap, Bursa’daki günlerinde belki de Mustafa Kemal Paşa’yı en zorlayan konu başlığını oluşturuyordu. Çünkü, son dönem Osmanlı diplomatlarının Avrupalı devletler karşısındaki ezik ve kompleksli tutumlarının, Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşması örneklerinde olduğu gibi Türkiye’ye nasıl ağır faturalar ödettirdiğini çok iyi biliyordu. Ankara’da kalan İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Rauf Paşa (Orbay) gibi beraberindeki Kazım Karabekir Paşa’nın da böylesi önemli bir görevi reddetmesi mümkün değildi. Sonunda Mustafa Kemal Paşa, bu görev için en uygun ismin, Mudanya Mütarekesinde Bağlaşık devletlerin temsilcilerine kök söktüren İsmet Paşa’yı uygun buluyordu. Lakin İsmet Paşa bir askerdi ve böylesi bir diplomatik görev için dışişleri bakanı olması gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa’nın Bursa’dan Ankara’ya çektiği gizli bir telgrafla durumu izah ettiği mevcut Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk), hiç tereddüt etmeden görevden çekiliyor ve İsmet Paşa’nın TBMM’de bu göreve seçilmesine aracılık ediyordu.
Lozan Delegasyonu
SALTANAT VE LOZAN DELEGASYONU
Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekilerin 29 Ekim 1922 günü ayrıldıkları
Bursa’dan belirledikleri stratejinin ardından sahadaki savaş artık siyaset ve diplomasi masasına taşınıyordu. Nitekim Bursa sonrası Ankara’da siyasetin iki önemli gündem maddesinden birini “saltanatın kaldırılması”, diğerini ise “İsmet Paşa başkanlığındaki Lozan heyetinde kimlerin yer alacağı” meselesi oluşturuyordu. Aslında iki konu birbiriyle bağlantılıydı ve Lozan görüşmelerinde İngilizlerin Ankara Hükümeti’nin gücünü kırmak amacıyla kullanmak istediği saltanat makamı, 1 Kasım 1922 günlü gece geç saatlere kadar süren TBMM oturumunda kaldırılıyor, ertesi gün Meclis’in aldığı bu karar, İstanbul’da Refet Paşa tarafından Sultan Vahdettin’e tebliğ ediliyordu. Refet Paşa’nın “artık sadece bir halife olduğu” bildiriminin ardından Sultan Vahdettin, İngiltere’ye sığınıyor, 17 Kasım 1922 günü Malaya zırhlısıyla Malta’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrılıyordu.
Sultan Vahdettin’e saltanatın kaldırıldığının tebliğinden 2 gün sonra da yani 4 Kasım 1922 günü Lozan’da Ankara Hükümeti adına Türkiye’yi temsille yetkilendirilen Dışişleri Bakanı İsmet Paşa başkanlığında Rıza Nur, Hasan Saka, M. Celâl Bayar, Zekâi Apaydın, Lemi Saltık, Zülfü Tiğrel, Münir Ertegün, Yusuf Hikmet Bayur, Tevfik Bıyıklıoğlu, Tahir Taner, Şükrü Kaya ve Fuat Ağralı gibi 40’ı aşkın isimden oluşan Türk Heyeti, ellerindeki 14 maddelik yönergeyle birlikte Ankara’dan törenle İsviçre’ye uğurlanıyordu.
Misak-ı Milli esaslarına dayandırılan 14 maddelik yönergede şu başlıklar yer alıyordu:
“Doğu bölgelerinde bir ermeni yurdunun kurulmasının ve kapitülasyonların kesin reddi ve ısrar halinde görüşmelerin kesilmesi; Süleymaniye, Musul ve Kerkük'ün talep edilmesi, Suriye sınırının güney ve güneydoğuya çekilmesi, Anadolu kıyılarına yakın adaların talep edilmesi, Trakya'da 1914 sınırının elde edilmesi, Batı Trakya'da plebisit talep edilmesi, Boğazlarda yabancı varlıkların reddi, azınlıklar sorununda mübadele uygulanması, Osmanlının borçlarının Osmanlıdan ayrılan devletlerce paylaştırılması, Türk ordusuna herhangi bir sınırlamanın reddedilmesi ve ülkedeki yabancı şirket ve okul gibi kurumların Türk kanunlarına tabi olması.”
EMPERYALİSTLERİN AYAK OYUNLARI
Lakin yönergeden de anlaşılacağı üzere Ankara’dan “tam bağımsızlık mottosuyla” yola çıkan Türk Heyeti’ni, Lozan’da, İngiltere, Fransa ve İtalya’nın önceden planladığı oyunlar bekliyordu. Kasıtlı olarak karşılama yapılmayan Türk delegasyonu, Lozan’a ayak basar basmaz daha önceden 13 Kasım olarak bildirilen konferansın açılışının 20 Kasım 1922 tarihine ertelendiğini öğreniyor, bunun üzerine durumu protesto eden İsmet Paşa, Paris’e geçerek Fransa Başbakanı Poincare ile yaptığı görüşmede tepkisini dile getiriyordu. Ancak o tarihe kadar Türkiye’ye yakın olmaya çalışan Fransızların Lozan’da tavrının değiştiği daha net bir şekilde anlaşılıyordu.
Nihayetinde açılışı 20 Kasım’da Lozan Man Benon gazinosunda yapılan konferansta görüşmelere; Uşi (Ouchy) Şatosu Oteli’nin büyük salonunda 21 Kasım’da geçilebiliyordu. Art niyetli tutum görüşmelerde kendisini gösteriyor, Türk delegasyon planlı bir şekilde hiçbir komisyonun başkanlığına getirilmiyordu. Sömürgeci İngiltere; sınırlar, uyrukluk ve boğazlar meselesinin görüşüleceği birinci komisyonun, İtalya; Türkiye’de yabancılara uygulanacak olan rejimin (kapitülasyonlar, yargı yetkisi, imtiyazlar) ele alınacağı ikinci komisyonun, Fransızlar da mali işler ile Osmanlı borçlarının müzakere edileceği üçüncü komisyonun başkanlığını üstleniyordu.
Özellikle İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon, konferansı istediği gibi yönlendirmek amacıyla Türk delegasyona mağlup bir devletin temsilcileri muamelesi yapılmasını sağlıyordu. İngiltere’yi arkasına alan mağlup Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos’a ise zafer kazanmış ülkenin lideri gibi davranılıyordu. Sinirler geriliyor, günler bu şekilde ilerliyor, 1923’ün ocak ayının ortalarına geliniyor; Adalar, Musul ve kapitülasyonlarla Yunanistan’dan istenen savaş tazminatı konularında bir türlü anlaşmaya varılamıyordu. Diplomasi masasında Türk-Yunan değil, çetin bir Türkiye-Avrupa savaşı yaşanıyordu.
Zübeyde Hanım
ANNESİNİN VEFATINA RAĞMEN…
Üstelik haberleşme konusunda büyük sıkıntılar yaşayan Türk Heyeti’nin gelişmeleri düzenli olarak Ankara’ya aktarması da hiç kolay olmuyordu. Ankara-Lozan hattında bin 500’ü aşkın telgraf gönderimi gerçekleşirken, Romanya üzerinden kurulan haberleşme hattının İngiliz istihbaratı tarafından deşifre edilmesi Türk heyetin, atacağı her adımın önceden bilinmesine neden oluyordu.
İşte tam bugünlerde durumu yakından takip eden Mustafa Kemal Paşa, Eskişehir, İzmit ve Bursa’yı kapsayan ikinci yurt gezisine çıkma kararı alıyor, 14 Ocak 1923 günü Ankara’dan trenle Eskişehir’e hareket ediyordu. Ankara’dan yola çıktığı gün, annesi Zübeyde Hanım’ın vefat ettiği haberini, 15 Ocak’ta Eskişehir’de öğreniyor, ancak programını bozmadan Eskişehir’den Lozan’da tezgâhı kuran Avrupa’ya şu şekilde sesleniyordu:
"...Biz bütün ulusça, hükümetçe ve meclisçe, içtenlikle barışa ve barış içinde yaşamaya yandaşız. Gerçekten barış hem kendi çıkarımız hem de cihanın çıkarı gereğidir… Eğer Avrupa devletleri bize karşıt düşüncelerini düzeltir ve bunu edimsel olarak da gösterirlerse, barışın yapılmasına hiçbir engel kalmaz. Buna karşın, ne olursa olsun savaşı sürdürmek isterlerse, şimdiye dek olduğumuzdan daha çok güçlü olduğumuza ve daha esaslı sonuçlar elde edeceğimize güvenimiz tamdır."
Zübeyde Anne, 16 Ocak’ta İzmir’de toprağa verildiği gün İzmit’e geçen Mustafa Kemal Paşa, Arifiye'de yaptığı konuşmada da şunları dile getiriyordu:
“Lozan Konferansı'na delegelerimiz gitti. Konferans devam ediyor. İnşallah arzu ettiğimiz neticeyi alacağız. Gerçi düşmanlarımız çok çetindir. Memleketimizi bir sömürge haline getirmeye uğraşıyorlar. Fakat bu defaki delege heyetimiz her vakit karşılarına çıkanlar gibi değildir. Neticeyi emniyetle bekleyelim. Bu hususta hayatımıza kastetmekte inat edilecek olursa ordularımız hukukumuzu müdafaaya daima hazırdır.”
BURSA’DAN VERDİĞİ NET MESAJ
Açıklamalarla yetinmeyen Mustafa Kemal Paşa, İngiltere’nin işgalindeki İstanbul’un dibindeki Yarımca ve Hereke’de konuşlu olan askeri birliklerimizi 1. Ordu Komutanı Nurettin Paşa’yla birlikte denetime çıkıyordu. İki gün süren askeri birliklerin denetiminin ardından trenle Bilecik’e oradan da kara yoluyla lapa lapa yağan kara aldırış etmeden 20 Ocak 1923 günü İnegöl’e ve akşam üzerine doğru da 2,5 ay önce Lozan’da temsil stratejisinin belirlendiği Bursa’ya ulaşıyordu. 21 Ocak’ta Bursa Erkek Lisesi’nde öğretmenlerle bir araya gelen Mustafa Kemal Paşa, 23 Ocak gecesi Şark Tiyatrosu’nda (şimdiki Setbaşı Köprüsü’nün sol başında bulunan 5 katlı betonarme bina) halkla buluşuyordu. Burada kendisine yöneltilen soruları tek tek cevaplayan Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da Türk Milletinden yediği tokadın acısıyla Lozan’da türlü türlü ayak oyunlarına imza atan kibirli Avrupa’ya şu mesajı veriyordu:
“Gerçekte barış bizim için ne denli yararlı ise, karşımızdakiler için de o denli yararlı ve gereklidir. Çünkü bundan sonra ülkemizin bayındırlığı ve yeniden güçlenmesi için çalışmak istiyoruz. Onların bu gerekliliği algılamalarına olanak yoktur. Ancak onlar, bizim geleceğimize ikircimle bakarak, yaptığımız devrimin esaslı bir devrim olmadığını ve günün birinde kesinlikle devrileceğimizi sanmışlardı. İste bu düş, barışı şimdiye değin uzaklaştırmıştır. Ancak hamdolsun, ulusumuzun ve Meclisimizin gösterdiği birlik ve Lozan'da bulunan temsilci kurulumuzun, davamızı savunma noktasında gösterdiği yetkinlik ve uzak görüşlülük, düşmanlarımızın bu kez düşlere kapılmalarına olanak bırakmayacaktır…
Karşımızdakilerin şimdiye değin gösterdikleri anlayış, eskisine oranla daha düzelmiş gibi görünüyor. Ulusumuz bir an önce barışa kavuşmak istiyor. Ulustan esinlenen bütün milletvekillerimiz ve yöneticilerimiz de aynı düşüncede bulunuyor. Ancak buna karşın savaş durumunun barışa dönüşememesi bir olupbitti olur ve savaş yeniden başlarsa, bunun nedenlerinin sorumlusu Türkiye halkı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti değil, bizi yok etmek için kafalarından kötü niyeti çıkarmayanlar olacaktır.”
Özetle Lozan’da temsil stratejisinin belirlendiği Bursa’yı, 2,5 ay sonra ikinci kez ziyaret eden Mustafa Kemal Paşa, yine Bursa’dan sömürgeci zihniyeti terk etmemekte ısrarcı olan müttefik devletlere diplomatik bir dille açıktan meydan okuyordu. Bütün dünyaya “tam bağımsız bir Türkiye uğruna savaşsa savaş” mesajını veriyordu.
DİPLOMASİ ACİZ KALIRSA…
Mustafa Kemal Paşa, 24 Ocak 1923 günü sabah saatlerinde İzmir’e çok sevdiği annesinin mezarını ziyaret etmek üzere Bursa’dan ayrıldıktan 7 gün sonra müttefikler, 31 Ocak’ta Türkiye’ye sözüm ona kendi barış koşullarını sunuyordu. 73 sayfa, 160 madde ve 9 ekten oluşan bu teklif, Türkiye’nin egemenliğine, bağımsızlığına ağır kısıtlamalar getiren maddeler içeriyordu. Görüşmelerin tıkandığı bu tarihlerde, Mustafa Kemal Paşa, İzmir’de sert açıklamalar yapıyor, bir gazetede yayınlanan röportajında da şu vurguyu yapıyordu:
“Türkiye menfaatlerinin aleyhinde harekette Fransa ve İtalya delege heyetleri, İngiliz delege heyetleriyle adeta müsabaka ediyor gibidir. Türkiye, tam bağımsızlığını temin edecek bir barış ister. Bu, emin görülmedikçe, medeniyet cihanının insani hissine ve memleket ve milletimizin kuvvet ve kudretine dayanarak insanca yaşayabilmek için muhtaç olduğumuz hayat ve bağımsızlık vasıtalarını temin edinceye kadar başladığımız işte devam olunacaktır.”
Yine bir gazetecinin, “harp muhtemel mi?” şeklindeki sorusuna Mustafa Kemal Paşa, açık açık şu cevabı veriyordu:
“Diplomasinin aciz kaldığı yerde tabiatıyla askeri faaliyet başlar”
TÜRK ORDUSUNA ‘HAZIR’ OL EMRİ
Gerçekten de İsmet Paşa başkanlığındaki Lozan Heyeti, 4 Şubat 1922’de masadan kalkmadan birkaç gün önce Başkumandan Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya gönderdiği telgrafla Türk ordusuna şu emri veriyordu:
“Konferansın inkıtaı (kesilmesi) ihtimali karib (yakın) göründüğüne nazaran orduların süratle faaliyete geçmeleri ve ilk hedefleri Trakya’da… Harekât hakkındaki malumat-ı devletlerine ve şimdiden alınması lazım gelen
tedabirin ordulara emr… ve işarını rica ederim.”
Paşa’nın telgrafı üzerine harekete geçen Genelkurmay Başkanlığı, Garp ve Şark orduları ile İstanbul Kumandanlığına gönderdiği emirde teyakkuza geçilmesini istiyor ve ardından bir hareket planı hazırlıyordu. Harekât planının hedefini ise boğazları tutarak Anadolu yakasındaki İngiliz kuvvetlerini denize dökmek, düşman donanmasını etkisiz hale getirmek, Trakya’daki kuvvetlerin ise İstanbul üzerine yürümesi ve şehirdeki İngiliz birliklerini imhası oluşturuyordu.
Tüm bu askeri hareketliliğin yaşandığı günlerde İsmet Paşa, 6-7 Şubat sabahı Lozan’dan tren ile ayrılıyor, 16 Şubat gece yarısı İstanbul’a ulaşıyordu. Bu sırada Çanakkale, İzmit, İzmir ve diğer bunalımlı bölgelerde önü alınamayan olaylar çıkmasından kaygılanan İngiltere ise İstanbul’da bulunan Yüksek Komiser Henderson’a 12 Şubat tarihli telgrafta; “İstanbul’dan geçerken, İsmet Paşa ile görüşüp dostluk mesajımızı kendisine sununuz. Barış antlaşmasının imzalanması için belki
Mustafa Kemal’i ikna edebilir” talimatını gönderiyordu.
Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa
BAĞIMSIZLIĞIN TESCİLİNİN BELGESİ
Bu sırada İzmir’deki İktisat Kongresi’nden dönmekte olan Mustafa Kemal Paşa ile 18 Şubat’ta Eskişehir’de buluşan İsmet Paşa buradan trenle ayrılarak Ankara’ya varıyor, Lozan’daki tüm gelişmeler TBMM’de 27 Şubat’ta başlayan ve 6 Mart’a kadar süren gizli oturumlarda ele alınıyordu. Gizli oturumlardaki sert tartışmaların ardından 7 Mart günü, Meclis hükümete ve Lozan heyetine yetki veriyor, aynı gün toplanan Bakanlar Kurulu da Bağlaşık devletlere gönderilecek bir nota kaleme alıyor, Türkiye’nin karşı önerilerini kapsamlı bir tasarıya dönüştürüyordu. Türk tasarısı, 9 Mart 1923 günü Dr. Adnan Adıvar tarafından İstanbul’daki Bağlaşık Yüksek Komiseri ’ne veriliyor, oturumlara yeniden başlaması öneriliyordu. Anadolu’da işlerin sarpa saracağını anlayan İngiltere öncülüğündeki bağlaşık devletler, bu öneriyi kabul ediyor ve görüşmeler 23 Nisan’da yeniden başlıyordu. Takvimler 17 Temmuz 1923’ü gösterdiğinde de Lozan Barış Konferansı sonuca ulaştırılıyor ve 23 Temmuz 1923 günü imza ediliyordu.
Nihayetinde Mustafa Kemal Paşa’nın “Türk tarihinin dönüm noktası” olarak adlandırdığı Lozan Barış Antlaşması’ndan 3 ay sonra Cumhuriyet’in ilanı gerçekleştiriliyordu. Evet halen yürürlükte olan Lozan Antlaşması, Sevr özlemi ile yanıp tutuşanlara inat, Türk Milletinin eşitlik ve bağımsızlık belgesidir. Türkiye’nin mali ve adli olmak üzere her başlıkta tam bağımsız bir devlet olarak uluslararası alanda tescilinin belgesidir. Gerisi laf-ü güzaftır.
***
Kaynaklar
*Yılmaz Akkılıç-Atatürk ve Bursa- Akkılıç Kütüphanesi Yayınları-Bursa
*Utkan Kocatürk, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Kronolojisi, TTK.
*Ayten Sezer-Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-Siyasal Kitapevi.
*Ali Fuat Cebesoy-Siyasi Hatıralar Büyük Zaferden Lozan’a, Lozan’dan Cumhuriyet’e I-II, Temel Yayınları.
*Nezaket Özdemir-Ulusal Basında Atatürk’ün Bursa Gezileri-Nilüfer Belediyesi/Mümin Ceyhan Bursa Kültür Kaynakları Araştırma Kütüphanesi
*Mustafa Kemal Atatürk- Nutuk
*Bilal N. Şimşir- Lozan Günlüğü- Bilgi Yayınevi
*Bilal N. Şimşir- Lozan Telgrafları I. (1922-1923)- TTK Yayınları,
*Taha Akyol- Ama Hangi Atatürk- Doğan Kitap,
*Arı İnan-Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 Eskişehir-İzmit Konuşmaları, TTK Yayınları,
*Dr. Resul Babaoğlu-Muharebeden Diplomasiye: Lozan Konferansı’nda Türk Delegasyon Heyetinin Karşılaştığı Zorluklar- Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi: 2019; 35 (1)