
Dr. Ceyhun İrgil --- --- --- --- --- Dr. Alper Can
1890 yılında Japonya’nın Kushimoto kayalıklarında sonlanan Ertuğrul Firkateyninin trajik öyküsü, genellikle büyük stratejik hamleler ve diplomatik protokoller üzerinden anlatılır. Ancak bu facianın kalbi, Anadolu’nun küçük kasabalarından okyanusa gönderilen evlatların hikayelerinde atar. Bu makale, Ertuğrul faciasını, o dönemdeki adıyla Meğri (Fethiye) kazasından yola çıkan üç kahraman denizcinin izinde, yerel ve küresel perspektifleri birleştirerek ele almaktadır.
Ertuğrul Fırkateyni, Osmanlı Devleti’nin Japonya ile diplomatik ilişkilerini geliştirmek amacıyla gönderdiği bir savaş gemisiydi. Ertuğrul Fırkateyni faciası, Osmanlı Devleti ile Japonya arasındaki ilişkilerin başlangıcında yaşanan hem büyük bir trajedi hem de iki millet arasında kalıcı bir dostluğun temelini atan tarihî bir olaydır. 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti, özellikle Sultan II. Abdülhamid döneminde, Asya’daki ülkelerle diplomatik ilişkilerini geliştirmeye önem vermekteydi. Bu kapsamda Japonya İmparatoru Meiji’ye bir dostluk heyeti gönderilmesine karar verildi. Bu görev için Osmanlı donanmasına ait Ertuğrul Fırkateyni seçildi.
Görsel: Sultan II. Abdülhmid ve Japonya İmparatoru Meiji
11 AY SÜREN SEFER
Ertuğrul Fırkateyni, 14 Temmuz 1889 tarihinde İstanbul’dan yola çıktı. Yaklaşık 609 kişilik (56’sı subay ve memur, gerisi er/erbaş) mürettebatı bulunan geminin komutanı Mirliva Osman Paşa idi. Yolculuk oldukça uzun ve zorlu geçti. Süveyş Kanalı üzerinden Hint Okyanusu’na açılan gemi, güzergahı üzerindeki Aden ve Singapur gibi limanlarda halkın sevgi gösterileriyle karşılandı ve yaklaşık 11 ay süren seferini 7 Haziran 1890’da Japonya’da tamamladı. Yolculuk sırasında kolera ve hastalıklar nedeniyle 13 denizci öldü.
Osmanlı heyeti, Yokohama’da büyük bir ilgi ve misafirperverlikle karşılandı. Osmanlı elçileri, Japon İmparatoru Meiji’ye Sultan II. Abdülhamid’in hediyelerini sundular. Bu ziyaret, Osmanlı Devleti ile Japonya arasındaki ilk resmî temaslardan biri olarak tarihe geçti. Japon halkı ve yöneticileri Osmanlı denizcilerine büyük bir saygı ve ilgi gösterdi.
Bu uzun yolculuk sırasında geminin teknik yetersizlikleri daha belirgin hale gelmişti. Ertuğrul, aslında eski bir gemiydi ve bu kadar uzun bir okyanus yolculuğu için yeterince dayanıklı değildi. Dönüş yolculuğu, teknik yetersizlikler ve mevsimsel engellerle gölgelenmişti.
Ziyaretin tamamlanmasının ardından Ertuğrul Fırkateyni, 15 Eylül 1890 tarihinde dönüş yoluna çıktı. Ancak bu karar, yılın en tehlikeli dönemlerinden biri olan tayfun mevsimine denk geliyordu. Nitekim gemi Japonya’nın Wakayama açıklarında şiddetli bir tayfuna yakalandı. 16-18 Eylül 1890 tarihleri arasında etkili olan fırtına sırasında gemi kontrolünü kaybetti ve Kii Oshima adası (Kushimoto)yakınlarındaki kayalıklara çarparak parçalandı.
CAN YÜCEL VE HASAN ALİ YÜCEL’İN ŞEHİT DEDESİ
Facia son derece büyüktü. 609 kişilik mürettebattan 527 Türk denizcisi hayatını kaybetti. Şehitlerin arasında donanma ve gemi komutanı Mirliva (tuğgeneral) Osman Paşa ve gemi süvarisi Yarbay Tekirdağlı Ali Bey de vardı. Ali Bey, efsane Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in annesi Neyyire Hanım tarafından dedesi (ki dedesinin şehit olmasından yaklaşık yedi yıl sonra doğmuş ve dedesinin adını yaşatmak üzere "Ali" ismi verilmiştir) ve şair Can Yücel’in büyük dedesidir. Olayda yalnızca 69 kişi kurtulabildi. Bu olay Osmanlı deniz tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Facianın ardından Japon halkının gösterdiği insanî yardım, olayın en dikkat çekici yönlerinden biri oldu. Bölge halkı fırtınaya rağmen denize açılarak hayatta kalanları kurtarmaya çalıştı. Yaralılar köylerde tedavi edildi, hayatını kaybedenler ise büyük bir saygıyla defnedildi.
Görsel: Yarbay Tekirdağlı Ali Bey ve Mirliva Osman Paşa
Kurtulanlar Japon İmparatoru’nun emriyle Hiei ve Kongo savaş gemileriyle 1891’de İstanbul’a getirildi. Bu davranış iki millet arasında derin bir dostluk bağının oluşmasına vesile oldu.
Bugün Japonya’nın Kushimoto bölgesinde bulunan Türk şehitliği, bu faciada hayatını kaybeden denizcilerin anısını yaşatmaktadır. Burada yaklaşık 150 Osmanlı denizcisinin mezarı bulunmaktadır. Türkiye ve Japonya her yıl bu olayın yıldönümünde ortak anma törenleri düzenlemektedir.
ERTUĞRUL’UN BURSALI KAHRAMANLARI
Ertuğrul’un 609 kişilik mürettebatı Anadolu’nun dört bir yanından gelen vatan evlatlarından oluşuyordu. Bu liste içerisinde, Bursa ve çevresinden şu isimler vardı:
1. Gemlikli Katırlı karyesinden Sert Abdullahoğullarından Mustafa oğlu Osman – Er 1887/525
2. Bursalı Sadettin oğlu Mustafa – Er
3. Gemlikli Katırlı karyesinden Mustafa oğlu İbrahim – Er 1887/524
4. Gemlikli Arıkoğullarından Rüstem oğlu Kıpti Garinoğlu Mehmet – Er 1887/523
5. Gemlikli Eskizaroğullarından Mehmet oğlu Selim – Er 1887/527
6. Gemlikli Umurbey karyesinden Kürt Osmanoğlu Halil oğlu Mehmet – Er 1887/531
7. Mudanyalı Dede karyesinden Mustafa oğlu Kara Salih – Er 1887/5074
8. Gemlik Çeltikçi karyesinden Efendioğlu Mehmet
BİR FACİANIN DOSTLUĞA DÖNÜŞÜMÜ
Ertuğrul faciası Türk ve Japon halkları arasında eşine az rastlanır bir duygusal bağ kurmuştur. Kushimoto köylülerinin, fırtınanın ortasında kendi canlarını tehlikeye atarak 69 denizcimizi kurtarması ve şehitlerin cenazelerini büyük bir saygıyla defnetmesi, modern Türk-Japon dostluğunun mayasını oluşturmuştur.
Ertuğrul faciası askeri bir kayıptan ziyade iki ulus arasında sarsılmaz bir bağın başlangıcı olarak kabul edilir. Kazadan kurtulanlara Kushimoto köylülerinin gösterdiği fedakârca yardım ve Japon hükümetinin hayatta kalanları iki askeri gemiyle İstanbul’a göndermesi, bu dostluğun temellerini atmıştır.
Günümüzde bu olay, "aktüel diplomasi"nin en güçlü sembollerinden biridir. 1985 yılında İran-Irak Savaşı sırasında Tahran’da mahsur kalan Japon vatandaşlarının Türk Hava Yolları tarafından kurtarılması, Japon halkı tarafından "Ertuğrul personeli için yapılanlara duyulan 95 yıllık minnet borcunun ödenmesi" olarak nitelendirilmiştir.
Ertuğrul Faciasının yaşandığı yerde günümüzde, bir müze ve anıt vardır. Ayrıca yerleşim yerindeki caddeye de “Ertuğrul” adı verilmiştir.
SUALTINDAKİ TARİH: ARKEOLOJİK BULGULAR
Günümüzde Ertuğrul enkazı üzerinde yürütülen sualtı arkeoloji çalışmaları (TINA - Türkiye Sualtı Arkeolojisi Vakfı iş birliğiyle), Meğrili askerlerin de ellerinin değdiği objeleri gün ışığına çıkarmaktadır. Geminin ahşap aksamından çıkan çiviler, Osmanlı nişanları ve askerlerin kullandığı kişisel eşyalar, facianın 136 yıl sonra bile canlı bir tarih olarak kalmasını sağlamaktadır.
Kaynakça
Osmanlı Arşivleri (BOA): Bahriye Nezareti Dosyaları, Ertuğrul Firkateyni Mürettebat ve Şehit Defterleri (1306-1308).Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Basımevi Müdürlüğü. (1993). Türk Denizci Şehitleri. Ankara: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları. Akandere, O. (2010). "Türk-Japon İlişkilerinde Bir Dönüm Noktası: Ertuğrul Firkateyni", Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi.Yoshiaki, S. (2007). Ertuğrul Firkateyni Kazı Çalışmaları Raporu, Kushimoto Türk Müzesi Arşivi.Dr. Ceyhun İrgil ArşiviErtuğrul Fırkateyni – “Deniz Kazası 1.8.9.0” Bir Japon Yapımı.https://www.narsanat.com/ertugrul-firkateyni-deniz-kazasi-1-8-9-0-bir-japon-yapimi/Şahin, F.Şayan (1998). Ertuğrul Faciası Şehitlerinin Aileleri İçin Ülkede Toplanan Yardımlar, Türk dünyası Araştırmaları, Sayı:112.