
Ömer Faruk DİNÇEL/Araştırmacı Yazar-Tarih Öğretmeni
Millî Mücadele yıllarında Bursa, Kütahya ve Uludağ’ın arka yüzündeki Dağ Yöresinin Yunan işgaline girdiği dönemde hem Yunanlılara hem de yerli soyguncu çetelere karşı mücadele eden yerel kahramanlarımızdan biri de Keles’in Kıranışıklar Köyü’nden Sadettin Efe’dir.
Sadettin Efe, Türk milletinin var olma mücadelesi verdiği o zor yıllarda gösterdiği fedakârlıklarla tarihe geçmiştir. Sadettin Efe, Çanakkale Harbi’ne katılmış, bacağına isabet eden bir düşman kurşunuyla gazi olmuş ve hafif aksak yürüdüğü için “Topal Sadettin” lakabıyla anılmıştır. Korkusuz, gözü pek ve keskin bir nişancı olan Sadettin Efe, Millî Mücadele yıllarında Alabardalı Kabakçı Salih Efe ve Harmancık Akalanlı Canip Efe ile hareket etmiş; Keles, Orhaneli, Harmancık, Büyükorhan, Emet, Tavşanlı ve Kütahya’da hem Yunanlılara hem de yerli soyguncu çetelere karşı amansız bir mücadele vermiştir.
CİHAN HARBİ SONRASI DAĞ YÖRESİ
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, Mondros Mütarekesi gereğince Osmanlı ordusunun terhis edilip dağıtılmasıyla Anadolu’nun köyleri, kasabaları ve şehirleri savunmasız kaldı. Vatan toprakları Yunan işgaline girince Bursa’nın Orhaneli, Harmancık, Keles ve Büyükorhan ilçelerini içine alan Dağ Yöresinde, soyguncu çetelere karşı halkın güvenliğini ve namusunu koruyan efeler ortaya çıktı.
Halkın tabiriyle o dönemin bozgunluk yıllarında devlet otoritesi kalmamıştı. Buna karşılık ülkesini seven, vatanı için gerekirse canını feda edecek vatanperverler, memleketin kurtuluşu için çaba gösteren efeler ve çeteler ile askerden bir şekilde kaçarak dağlarda gezen, fakat vicdanı kaçmaya ve saklanmaya el vermediği için millî çetelere katılan asker kaçakları vardı. O yıllarda efeler, efendiler, çavuşlar, ağalar ve milis kuvvetleri yörenin savunulması için büyük gayret gösterdiler. Bursa’dan Kütahya’ya kadar uzanan sahada ve Bursa’nın Dağ Yöresinde; Tavşanlı’nın Alabarda Köyü’nden Kabakçı Salih Efe, Harmancık’ın Akalan Köyü’nden Canip Efe ve Keles’in Kıranışıklar Köyü’nden Sadettin Efe, yaptıkları fedakârlıklarla tarihe geçtiler.
İşgal döneminde Bursa’nın Ankara ile haberleşmesi, büyük ölçüde Dağ Yöresi ve buradaki köylerde yaşayan fedakâr insanlar üzerinden sağlandı. Bu kişilerden biri, Dağdibi Köyü’nden Karakuş Ahmet’ti. Bursa’nın Yunan işgaline girmesi üzerine vilayet merkezinin Orhaneli’ne taşınması amacıyla 1920 yılında Meclis’te bir önerge verildi. Bursa’nın 8 Temmuz 1920’de işgal edilmesinin ardından, 10 Temmuz 1920’de Büyük Millet Meclisi başkanlık kürsüsüne siyah bir örtü kondu. Bu örtü, Bursa’nın 2 yıl 2 ay 2 gün süren işgali boyunca, şehir 10-11 Eylül 1922’de işgalden kurtuluncaya kadar kürsüden indirilmedi.
Fotoğraf: Sadettin Efe
GÖREV: DÜŞMAN İLERLEYİŞİNİ YAVAŞLATMAK
Bursa, 8 Temmuz 1920 Perşembe günü öğleden sonra Yunanlılar tarafından işgal edildi. Bir yıl sonra, 8 Temmuz 1921’de başlayacak Yunan ileri harekâtı için 3. Yunan Kolordusu harekete geçti. Kolordu, Çongara-Dağakça-Beyce (Orhaneli)-Harmancık-Yeniköy-Tavşanlı yolunu izleyerek Kütahya mevzilerinin kuzey kesimini savunan Türk kuvvetlerinin kanadını kuşattıktan sonra Çal Dağı genel istikametinde taarruz edecekti.
Yunanlıların Bursa-Orhaneli istikametinden bir kolorduyla ilerleyecekleri önceden hesap edilmediğinden Orhaneli Vadisi’nin daha kuvvetli birliklerle kapatılmasına gerek duyulmamıştı. Bu nedenle 3. Yunan Kolordusu, bu istikametten adeta bir gezi yürüyüşü yaparcasına kolaylıkla Kütahya’ya ulaşma imkânı bulmuştur.
Batı Cephesi’nde Orhaneli Komutanlığı, 1. Süvari Tümeni’ne bağlı olarak çalışmıştır. Tümenin komutanı Kurmay Yarbay Ahmet Derviş’tir. Orhaneli’ndeki millî kuvvetlerimiz bir piyade taburu, bir süvari takımı ve bir gönüllü müfrezeden meydana geliyordu. Bu kuvvetler, Orhaneli kesiminde emniyet ve asayişin korunması ile gözetleme ve örtme görevlerini yerine getiriyordu. Orhaneli Müfrezesi, Adranos Vadisi ile Bursa-Orhaneli-Harmancık-Tavşanlı istikametini kapatıyordu; ancak Yunan ordusu karşısında son derece yetersizdi. Müfrezenin görevi düşman ordusuyla savaşa girmek değil, Bursa-Kütahya istikametinde ilerleyecek düşmanı gözetlemek, istihbarat elde etmek ve düşmanın ilerleyişini elden geldiğince geciktirerek Türk ordusunun kurulması ve toparlanması için zaman kazandırmaktı.
HAYDAR BEY, YÜZBAŞI REŞİT VE TEĞMEN ŞAKİR…
Tavşanlı-Kütahya hattında ilerleyen 3. Yunan Kolordusunun komutanı Tümgeneral Polimenakos, kurmay başkanı ise Albay Spiropulos’tu. Kolorduya bağlı 7. Tümenin komutanı Albay Plati idi. 7. Tümen; 22., 23. ve 37. Piyade Alayları, 7. Topçu Alayı, Süvari Bölüğü ve bağlı birliklerden oluşuyordu. 10. Tümenin komutanı ise Albay Sumelos’tu. Bu tümene bağlı birlikler 27., 28. ve 30. Piyade Alayları, 10. Topçu Alayı, Süvari Bölüğü ve diğer birliklerdi. 8 Temmuz 1921 sabahı, Çongara (Yiğitali) Köyü üzerinden önce Tümgeneral Polimenakos komutasındaki 3. Yunan Kolordusuna bağlı, Albay Plati komutasındaki 7. Tümen; ardından Albay Sumelos komutasındaki 10. Tümen harekete geçti. Plana göre bu ordu, kuzeyden Bursa-Adranos-Harmancık-Tavşanlı-Kütahya yolu üzerinden Eskişehir’e yürüyecek ve Kütahya’daki Türk birliklerini sıkıştırarak Eskişehir’i işgal edecekti.
YUNAN DEVRİYELERİNİN İMHASI
Millî Mücadele yıllarında Binbaşı Haydar Bey’in önderliğinde kurulan Orhaneli Mürettep Taburu ve Orhaneli Müfrezesi, Yunan ileri harekâtı sırasında önemli faaliyetlerde bulunmuş; Yunan ordusunun ilerleyişini geciktirerek düzenli Türk ordusunun kurulması ve teşkilatlanması için zaman kazandırmıştır. İşgal döneminde Dağ Yöresinin merkezi durumundaki Orhaneli, Yunanlılar tarafından üç kez işgal edilmiştir. Yunan işgaline karşı Bursa’nın Dağ Yöresinde Binbaşı Haydar Bey; Tavşanlı ve Emet tarafında ise 7. Tümenden Yüzbaşı Reşit ve Teğmen Şakir, çeteler kurarak silahlı milis kuvvetleri oluşturmuşlardır.
Tavşanlı ve çevresinde sivil hâlde gezen Yüzbaşı Reşit ve Teğmen Şakir, Kabakçı Salih Efe ile görüşerek ondan çetesiyle birlikte Yunanlıların hizmetine girmiş gibi görünmesini; düşmandan silah ve cephane tedarik etmesini, planlarını öğrenip istihbarat toplamasını ve çevredeki Yunan müfrezelerini gizlice imha etmesini istemiştir. Bu sırada Kabakçı Salih Efe’nin yanında Canip Efe ve Sadettin Efe de bulunuyordu. Kabakçı Salih Efe’nin sürekli yanında bulunan 8-10 kişilik bu kuvvete Dağ Müfrezesi veya Kabakçı Çetesi denmiştir. Herhangi bir baskın veya müsademe öncesinde bu sayının birkaç yüz kişiye ulaştığı anlaşılmaktadır.
Türk istihbarat subaylarıyla yapılan görüşme ve anlaşma gereğince Kabakçı Salih Efe ve çetesi, Yunan kumandanlığı adına Tavşanlı ve Emet çevresinde asayişi sağlamaya başlamış ve onlardanmış gibi görünmüş; fakat hiçbir zaman Yunanlılara hizmet etmemiştir. Çevrede devriye gezen Yunan müfrezelerinin günden güne gizlice imha edilmesi üzerine, durumun farkına geç de olsa varan Yunan kumandanlığı Kabakçı Salih Efe hakkında ölüm emri vermiştir.
Fotoğraf: Sadettin Efe
SADETTİN EFE (1885-1934)
Sadettin Efe, 1 Temmuz 1885 tarihinde Bursa’nın Keles ilçesine bağlı Kıranışıklar Köyü’nde dünyaya gelmiştir. Handırlar sülalesinden olan Efe’nin babasının adı Mehmet, annesinin adı Halime’dir. Beş kez evlenmiştir.
Sadettin Efe, Çanakkale Harbi’nde hücuma geçildiği sırada siperden çıkar çıkmaz bacağına isabet eden bir düşman kurşunuyla yaralanmış ve gazi olmuştur. Bir arkadaşının kendisini sipere çekmesi sayesinde kurtulabilmiştir. Savaştan sonra, kendisini kurtaran ve çok yoksul olan arkadaşını Keles’in Kemaliye Köyü’nün altındaki bir değirmene yerleştirmiş ve değirmeni ona işlettirmiştir. Yürürken bir ayağı aksadığı için zamanla “Topal Sadettin Efe” veya “Işıklarlı Sadettin Efe” olarak anılmıştır. Çok keskin bir nişancı ve gözü kara bir efedir.
Kabakçı Çetesi’nin Keles sorumlusu olan Sadettin Efe, Millî Mücadele yıllarında Dağ Yöresindeki köyleri soyguncu çetelere karşı korumuş ve Yunanlılara karşı Kabakçı Salih Efe birlikte mücadele etmiştir. Orhaneli’nin Ağaçhisar Köyü’nde soyguncu çetelere karşı düzenlenen baskında, Yunanlılara karşı yapılan çete savaşlarında ve Emet yakınlarındaki bir Yunan birliğinin imha edildiği Cevizdere Savaşı’nda yer alarak büyük yararlılık göstermiştir. Kabakçı Türküsünde de geçtiği üzere efe başı olmuş; Keles ve çevresi ondan sorulmuştur.
Şu Keles köşe başı
Sadettin efe başı
Kabakçı’yı sorarsan
Dağardı’nda binbaşı.
Kaynak kişilerin ifadelerine göre Sadettin Efe, Keles’e geldiğinde önde kendisi, arkasında da yaklaşık 10 silahlı adamıyla gezermiş.
YUNAN SUBAYIYLA NİŞANCILIK YARIŞMASI
1921 yılının temmuz ayında Yunan birliği, Keles ilçesinin Kozağacı bölgesine geldiğinde işgalci bir subay, namını duyduğu Sadettin Efe’yi görmek istemiş ve onu çağırtmış. Efe de bu subayı görmek için atına binip tek başına Durak Köyü’ne gitmiş. Yunan subayı, çadırından çıkarak gelen Efe’yi karşılamış. Efe, Yunan subayına, “Beni arzu etmişsin, buyur, ben geldim” demiş. İşgalci subay da tercümanı aracılığıyla, “Efe, ben de seni akıllı bir adam sanmıştım. Şimdi seni kıstırdım mı? Sadettin Efe, artık sana bir kurşun bile çok gelir” demiş. Sadettin Efe ise, “Bana bir kurşun çok gelir ama sana da burası dar gelir. Ben yüz adamımla geldim. Şimdi etrafın sarılı; istersen bir kurşun patlat!” diye karşılık vermiş. Yunan subayı şaşırmış ve etrafının Efe’nin adamlarınca çevrildiğinden şüphelenmiş. Ardından Sadettin Efe’ye, “Senin namını ve atıcılığını duydum. Seninle atış yarışması yapalım” demiş. Askerlerden birine, “Yüz adım say, şuraya bir yumurta koy,” diye emretmiş. Subay, tek atışta yumurtayı vurmuş. Sadettin Efe askeri çağırmış ve ona, “Al şu mermiyi, aynı yere koy,” demiş. Mermiyi tek atışta vurmuş; ikinci kez ateş ettiğinde yine isabet ettirmiş. Bunun üzerine subay, Sadettin Efe’ye, “Her şeyini çok beğendim ama bir şeyini yadırgadım. Atının boğazında sarı liralar, yani Türk parası var. Bir devletin parası atın boynuna takılmaz” demiş. Sadettin Efe de “Bizim atımız, avradımız ve silahımız paramızdan önce gelir. Aklın varsa hemen git; yoksa buralar sana mezar olur,” demiş; atına bir kamçı vurup oradan ayrılmış.
Yine Sadettin Efe, bir gün Keles’in Sarıyar Köyü yakınlarında, Ilıca mevkisindeki İn’in önünde ateş yakmış, erkeç pişiriyormuş. Yanındaki Talip’e, “Talip, görüyor musun gökteki kartalı? İyi bak!” demiş. “Arnavutlar atar atar vuramaz, İslamoğlu havasından duramaz,” deyip gökteki kartalı tek kurşunla vurmuş.
AĞAÇHİSAR’DA SOYGUNCU ÇETEYE BASKIN
Dağ Yöresinde meydana gelen en önemli hadiselerden biri de Ağaçhisar Baskını olmuştur. 12 Eylül 1921 tarihinde Orhaneli’nin Ağaçhisar Köyü’nde meydana gelen bu müsademe, yöredeki kadınların ve genç kızların namuslarının kurtarıldığı bir hadise olarak dilden dile anlatılagelmiştir. Kaynak kişilerin verdikleri bilgilere göre Ağaçhisar, Fadıl, Haydar, Oydas, Belenören, Akçapınar ve Yağcılar köyleri çevresinde halka eziyet etmeye başlayan çetelerin reisleri Şaban Çavuş ve kendisini Keles Mıntıka Kumandanı olarak tanıtan Firuz Bey ile Sadettin Efe arasında bir çekişme yaşanır. Sadettin Efe’nin hanımının adı Pullu Ayşe’dir. Şaban Çavuş, bir adamı aracılığıyla Sadettin Efe’ye haber göndererek “Hanımı Pullu’yu kendisine teslim etmesini, aksi takdirde canını alacağını” söyler. Sadettin Efe de Şaban Çavuş’un bu ahlaksız isteğini bir namus meselesi sayar. Güya Yunanlılarla mücadele eden bu çetelerin reislerinden Firuz Bey, Ağaçhisar Köyü’nde Mosenlerin evine (Necibelerin evine) yerleşir. Çeteciler, köy camisinin avlusunun dört bir tarafına kazanlar kurdururlar. Her gün hayvan kestirip yer, kendilerine karşı gelen birkaç kişiyi döverek onlara işkence ederler. Kadınların bilezik ve kolyelerini zorla alırlar. Bu şekilde bir ay kadar eğlenirler.
Firuz Bey, Halaç Deresi ve Şenkayası taraflarında saklanan köylüler arasında 16 genç kız bulunduğunu tespit ettirir. Kızların adlarını tek tek söyleyerek köye gelmelerini ister. Korucu Ali Dayı ve Emin Hoca’ya, “Biz bu kızlarla eğleneceğiz, yatıp kalkacağız!” diyerek kızların gelmesi için bir gün süre verir. Bunun üzerine köyde Fezail Dayı, Emin Hoca ve Korucu Ali Dayı toplanıp ne yapacaklarına karar verirler. Görüşmenin ardından Ali Dayı, Keles’in Kıranışıklar Köyü’nden Sadettin Efe ile görüşmeye gider ve durumu anlatır. Sadettin Efe de ona, “Biz Belenören tarafında Şaban Çavuş’a baskın yapacağız. Burada silah patlamadan Ağaçhisar’da harekete geçmeyin” der. Harmancık tarafında, Asartepe’de bulunan Kabakçı Salih Efe’ye de bir haberci gönderilir. Bu gelişme üzerine Dağ Yöresinde faaliyet gösteren Kabakçı Salih Efe, Canip Efe, Sadettin Efe ve adamları, çevre köylerden eli silah tutanların da katılımıyla 12 Eylül 1921’de Orhaneli’nin Ağaçhisar Köyü’ndeki soyguncu çetecilere baskın düzenlerler. Sekiz saat süren müsademe sonucunda birçok soyguncu çete üyesi öldürülür, bazıları da esir edilir. Elleri bağlı esirler, Yunanlılara teslim edilmek üzere 26 Eylül’de Kütahya’ya gönderilir.
Firuz Bey, daha sonra verdiği ifadede ve “Yunan İllerinde Zavallı Esirlerimiz” adlı eserde yayımlanan ifade tutanağında Kabakçı Salih Efe ile Sadettin Efe’yi eşkıya ve asi olarak nitelendirerek kendisini haklı çıkarmaya çalışmıştır. Hâlbuki Firuz Bey, Dağ Yöresi köylerinde çok kötü bir izlenim bırakmış ve halkın namusuna göz diken bir soyguncu olarak görülmüştür.
EŞEN’DE BİNBAŞI ZAMANİST’İN ÖLDÜRÜLMESİ
Tavşanlı’nın Eşen Köyü’nde Yunan kumandanı Binbaşı Zamanist ve yanındaki iki emir subayı, Kabakçı Salih Efe, Sadettin Efe ve Canip Efe’nin önderliğindeki çete tarafından yol bağı yapılarak öldürülmüştür. Zamanist’in yanındaki iki emir subayı bizzat Kabakçı Salih Efe tarafından vurulmuştur. Sağ ele geçirilmek istenen Yunan kumandanı bir dama sığınmış; önce Madanlarlı Mehmet Ali tarafından vurulmuş, ardından Tavşanlı’nın Derbent Köyü’nden Bilmen’in Eyüp’ün (Bombacı Eyüp) attığı bombayla etkisiz hâle getirilmiştir. Sadettin Efe de bu müsademede yer almıştır.
Keles’ten kaynak kişi Fadime Orhan, Sadettin Efe hakkında duyduklarını şöyle anlatmıştır:
“Sadettin Efe, avanesiyle birlikte geldiğinde Kocayayla’da hayvancılık yapan Raif Ağa’nın (Orhan) yanında kalırmış. Büyüklerimizin anlattıklarına göre Yunanlılar bozulduğunda Keles’in Sorkun Köyü’ne 10 kişilik bir Yunan müfrezesi geliyor. Sadettin Efe’ye haber veriyorlar. Efe de sabaha karşı adamlarıyla birlikte köyün etrafını çeviriyor. Efe’nin yanında Keles’ten Köroğlu, Raif ve Arnavut Selim varmış. Efe, köyden bir kadını gönderip teslim olmalarını söylemiş. Onlar da teslim olmamışlar. Bunun üzerine Efe, önce havaya, sonra yere doğru ateş etmiş. Yunanlılar da beyaz bayrak çıkarıp teslim olmuşlar. Efe de onları Sorkun köylülerine teslim etmiş. ‘Ne yaparsanız yapın bunları,’ demiş. Ne yaptılar onları, bilmiyorum. Aşağıdan iki adam, iki soyguncu çeteci birbirine bağlı, arkalarında da iki efe, Keles’e pazar yerine geliyorlar. Sadettin Efe’nin önüne getirmişler. Esir alınanlar, Efe’ye ‘Biz ettik, sen etme!’ diye yalvarmışlar. Efe de ‘Niye benim karıya eziyet ettiniz, falakaya yatırdınız? Ben Gelemiç bağlarındaydım, beni bulsaydınız ya!’ demiş. Efe, arkalarından mavzerle dürterek onları arkın başına getirmiş ve o iki çeteciyi Beylik Meydanı’nda mavzerle vurmuş. Eskiden pazar yerinin ortasından ark (su) geçerdi. İkisi de birbiri üstüne düşmüş. Daha sonra öküz arabasıyla Karamık’ta boğaza atmışlar. Üstlerine baktıklarında paraları çıkmış.”
Keles’in Hereke Köyü’nden Abdülgaffar Oruç (Gafur Çavuş), Sadettin Efe ve onun sağ kolu Çolak Ahmet hakkında bildiklerini şöyle anlatmıştır:
“Bizim köyden Çolak Ahmet’in elinde tüfek patlamış, elini kaybetmiş. Bu nedenle çolak kalmış. Sol eliyle silah atardı. Çolak Ahmet bize, ‘Sadettin Efe’nin birinci adamıydım ben,’ derdi. Hep efelerle gezerdi. Bir de Hasan Çavuş’un Mustafa derlerdi. Çolak’ın bacanağıydı. O da Sadettin Efe’yle gezerdi. Düvenli’den Hasan Çavuş, Kocakovacık’tan Ahmet Efe de varmış. Dedem anlattı: Kocakovacıklı Ahmet Efe, köyden hırsızlık yapan birini odada maşa ile dövmüş. Dedem, ‘Biz görüyoruz ama bir şey de yapamıyoruz, Ahmet Efe’yi durduramadık,’ derdi. Adam hırsızlık yapmış, Ahmet Efe de onu dövmüş. Sorkun’dan Canip Ağa da efelik yapmış.”
KÜTAHYALI ÇİFTLİK SAHİBİ VE SADETTİN EFE
Kaynak kişi Niyazi Atak’ın verdiği bilgiye göre Kütahya’da çiftlik sahibi olan biri, malını satmak için Bursa’ya gelmiş. Bütün mallarını sattıktan sonra çobanına, “Sen Keles üzerinden git, ben Bozüyük üzerinden gideyim. Yalnız Kıranışıklar’dan gece geç. Sadettin Efe’ye sakın yakalanma!” demiş. O dönemde para olarak sarı lira kullanılıyormuş. Sadettin Efe, Yunanlılar hakkında istihbarat almış ve köprüde yol bağı yapmış. O sırada çoban köprüden geçiyormuş. Efe, çobana, ‘Kıpırdama ulan!’ diye bağırmış. Çoban, ‘Eyvah, yakalandık! Efe Dayı, bütün param üstümde. Paraları al, canımı bağışla’ demiş. Sadettin Efe de ‘Oğlum, sen kimsin?’ diye sormuş. Çoban, başından geçenleri anlatmış. Sadettin Efe, ‘Paralarını al, cebine koy. Derbent Köyü’ne kadar başına bir iş gelirse benim selamımı söyle; ama oradan ötesine karışmam’ demiş. Çoban Kütahya’ya dönünce ağasına durumu anlatmış. Adam çobana, ‘Şimdi geri git. Efe’ye selamımı söyle, onu çiftliğimde bir hafta ağırlayacağım’ demiş. Sadettin Efe davete icabet ederek Kütahya’da ağanın çiftliğine gitmiş ve orada bir hafta kalmış. O zamanlar kara saban ve öküz kullanılırmış. Çiftliğin sahibi, dönüşünde Sadettin Efe’ye bir çift öküz hediye etmiş.
SADETTİN EFE’NİN VEFATI
Kaynak kişi Zeki Atak’ın anlatımına göre Sadettin Efe, Kozağacı’ndan geçen Kocasu üzerindeki köprü yapılırken çalışmak için Kıranışıklar Köyü’nden Sarıyar Köyü’ne gitmiş. Köprüde çalıştığı sırada, kendisini sevmeyen ve takip eden altı yedi kişi kayalıkların bulunduğu yerde ateş ederek onu omzundan yaralamış. Orada Şakirler sülalesinden bir kadın varmış. Sadettin Efe, bu kadına, “Efe dedem öldü, diye bağır; yaygara yap,” demiş. Kadın da bağırıp çağırarak yaygara yapmış. Sadettin Efe’yi yaralayanlar, Efe’nin mavzerini almayı düşünmüşler; ancak korkudan yanına gidemeyip geri dönmüşler. Sadettin Efe, yaralı hâlde doğruca Sarıyar Köyü’ne dönmüş. Orada bir tavuk kesip yarasına sarmış; atını eyerlemiş, mavzerini ve tabancasını alarak Emeç’ten Kıranışıklar Köyü’ndeki Şahinbaba Türbesi’nin bulunduğu yere gelmiş. Adamları orada bulup üzerlerine ateş etmiş. Onlarda da mavzer varmış; fakat korkudan silahlarını doğrultamamışlar.
Sadettin Efe, 22 Mayıs 1934 tarihinde öldürülmüştür. Beş yüz dönüme yakın arazisi, bir hayvan sürüsü ve bu sürüyü güden bir çobanı varmış. Çoban, o arazinin bulunduğu köyden bir kızla nişanlıymış. Yakın köyde yaşayan biri bu kızı kaçırınca durum Efe’nin gururuna dokunmuş. Sarıyar Köyü’nün yakınlarında bir kiremit ocağı varmış. Kızı kaçıran kişinin yakınları olan kiremitçiler burada tuğla kesiyorlarmış. Sadettin Efe onlara, “Bunları buradan kaldırın,” demiş. Aralarında anlaşmazlık çıkmış. Kiremit ocağında çalışanlar önce Efe’yi öldürmek istemişler; fakat daha sonra bu kararlarından vazgeçmişler. Hatta sigarasını yakmak isteyen, ancak çakmağı ateş almayan Efe’ye çakmak vermiş ve ona kahve pişirmişler. İçlerinden henüz 13 yaşlarında olan bir çocuk, Efe’yi öldürme kararını ciddiye almış. Oturan Efe’nin arkasından kafasına baltayla vurmuş. Balta, kulağı ile kafasının arasına denk gelmiş. Efe de gayriihtiyari bir tepkiyle hemen belindeki silaha sarılmak istemiş; fakat eli silahına ulaşamayınca kuşağını çekmiş. Çocuk baltayı ikinci kez vurunca Efe vefat etmiş. Mezarı, Kıranışıklar Köyü Mezarlığı’nda Şahin (Şahan) Baba Türbesi’nin yanındadır. Daha sonra mermerden yaptırılan mezarının üzerine Sadettin Efe Türküsünden bir bölüm yazılmıştır.
Fotoğraf: Sadettin Efe'nin mezarı, Kıranışıklar Köyü
SADETTİN EFE TÜRKÜSÜ
Yar başından uçtum göçüğe düştüm
Kendi ayağımnan tuzağa düştüm (Kendi ayağımla tuzağa düştüm)
Öküzlerimi koşun, götürün beni (Koca öküzlerimi koşun götürün beni)
Kendi toprağıma yatırın beni. (Kendi toprağıma götürün beni)
Hala heybem içinde alıven tası
Beş karım var arkamdan etsinler yası.
Evimizin önünde asmanın tali
Ben ölürsem nice olur Pullu’mun hali
Değirmenim derede bağlandı kaldı
Mavzerim duvarda yağlandı (asılı) kaldı.
Ağam hoş geldin paşam hoş geldin
Sen bizim kotraya sarhoş mu geldin.
Tavşanlı’dan alın benim methimi
Pullu’ma göstermeyin kanlı fesimi
Işıklar düzüne yaylam kuruldu
Haber verin Pullu’ma efen vuruldu.
Hala heybem içinde alıven tası
Beş karım var arkamda etsinler yası.
Yar başından çıktım başım selamet
Kocasuya indim koptu kıyamet
Yedi oğlum var dizilsinler sıraya
Biri merhem olmaz benim yaraya.
Çakmağım elimde çakıldı kaldı
Sigaram elimde yapıldı kaldı
Çatık kaşlı Halime de öksüz kaldı.
Koca Osman’ın bahçesinde narlar
Nasıl dayansın beni gören analar
Tavşanlı’dan alın benim mesimi
Pullu’ya göstermeyin kanlı fesimi.
Örtüverin üstüme acem şalımı
Sinekler konmasın keşif gelecek
Işıklar düzüne yaylam kuruldu
Haber verin Pullu’ma efem vuruldu.
Kaynakça ve Kaynak Kişiler
1. Abdülgaffar Oruç, 1922 doğumlu, Çayören (Hereke) Köyü, Keles, Bursa.
2. Ahmet Din, Rumi 1341/Miladi 1925 doğumlu (Sadettin Efe’nin oğlu), Sarıyar Köyü, Keles, Bursa.
3. Ezgi Şahin Sevdi, “Bursa-Keles İlçesi Kıranışıklar Köyü Halk Edebiyatı ve Folklor Ürünlerinin İncelenmesi”, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı, yüksek lisans tezi, Bursa, 2015.
4. Fadime Orhan, 1924 doğumlu, Keles (kaynak kişinin kayınpederinin babası Raif Orhan, Sadettin Efe’nin yanında gezmiştir).
5. Fevzi Sevimli, 1931 doğumlu, Ağaçhisar Köyü, Orhaneli, Bursa.
6. Niyazi Atak (Sadettin Efe’nin torunu), 1942 doğumlu, Kıranışıklar Köyü, Keles, Bursa.
7. Zeki Atak (Sadettin Efe’nin torunu), 1950 doğumlu, Kıranışıklar Köyü, Keles, Bursa.
8. Yunan İllerinde Zavallı Esirlerimiz, Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi, çev. Muhammed Safi, Bedir Yayınevi, İstanbul, 1998.